Bir kış günüydü…

Hava buz gibiydi.

Üstümüzdeki sakko yetersizdi alttan kalın kazak da giymiştim.

Yağmur yoktu o sabah.

Erkenden dışarı çıktım…

Okula gidecektim.

Evden çıkınca arkada vikla önde deniz manzarası vardı.

Dağları o yüzden göremiyordum…

Okula doğru ilerlerken tam Atıf’ın sinemasının oradan sola doğru baktım…

Dağlar bembeyazdı…

İlginç gelmişti…

Beyaza boyanmıştı dağlar.

Trodos dağları.

Dağ bilmezdim.

Sadece İstinco’ya giderken tepelerden geçerdik o kadar.

İlk zirveye çıkışım okul gezisi ile olmuştu.

Karı o günlerde elledim, soğuk olduğunu o günlerde anladım.

Ne de muhteşemmiş…

Oysa bazı arkadaşlarım dağların içinde yaşıyorlardı.

1970’li yılların başıydı.

Türkiye’den sanatçıların akın akın geldikleri dönemdi.

Cem Karaca’yı hatırlıyorum.

Toros dağlarını mesken tutan Dadaloğlu’nun sözlerini haykırıyordu sahnede, ”Hakkımızda devlet vermiş fermanı, Ferman padişahın dağlar bizimdir”…

Coşuyorduk.

Ceketler havada sallanıyordu.

Sonra Barış Manço çıktı “Dağlar Dağlar” şarkısıyla…

Dağlar önemli olmalıydı…

Şarkılarda, şiirlerde, hikâyelerde hep dağlar vardı…

Köroğlu destanı var mesela…

Babasını kör eden Bolu Beyi’nden intikamdı niyeti…

Ve Köroğlu, “Benden selâm olsun Bolu Beyi’ne, Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır” diyordu.

Bilmeli…

İnsan elindeki değerleri bilmeli…

Dağlar olmazsa ülke limansız denize benzer…

Sığınacak yer ararsın bulamazsın…

İngiliz’e karşı ayaklanan Kıbrıslılar, Trodos Dağları’nda cephelenmişlerdir.

Mağaralar onların evleriydi.

Silah depoları orasıydı.

Manşura’yı düşünün…

Erenköy direnişini…

Tepelerde mevzilenen üniversite gençliğini…

Ellerinde piyade tüfekleri, birkaç el bombası…

Düz ovada olsalardı kaç gün dayanabilirlerdi ölüme?

Kaç gün direnebilirlerdi savaşa?

 Ormanların yuvasıdır dağlar…

Doğal hayatın merkezi…

Ulaşılması ne kadar zorsa yeşili o kadar yeşil, canlısı o kadar çoktur.

Kıbrıs’ta iki dağımız var…

Biri kuzeyde kısılmış, biri güneyde…

Güneyde kısılanlar değerlerini bilen ülkenin sahiplerinin güvencesindedir…

Bundan dolayıdır ki sadece bizde bulunan Muflon’lar hala ayakta…

Kuzeyde kısılan dağlar ise işgal altında…

Değerini bilmeyenlerin kontrolünde…

Korumuyorlar o yüzden…

Yıkıyorlar, parçalıyorlar, kum yapıyorlar, havuz yapıyorlar…

Koskoca dağları erittiler…

Geçit vermeyen ormanlar şimdi ova olma yolunda…

Kim ne derse desin…

Nasıl düşünürse düşünsün…

Hatta ne ceza verirse versin o dağlara sahip çıkmazsak bir gün sığınacak limanımız olmayacak…

Bugün sırtımızı sıvazlayanlar dağlarımızı bitirdiklerinde dağlarının olduğu ülkelerine gidecekler...

Biz ise deniz ortasında limansız kalacağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31