Bladan’ı bilir misiniz? Yeni adı ile Çınarlı’yı yani…

Beşparmak Dağları’nın eteklerine kurulmuş bir köy. Doğasını ve kültürünü korumak için çırpınan köylülerin cenneti. Otantik varlığını korumaya çalışan Kıbrıslı Türklerin mekanı. Yüzyıllardır bölgede yaşamını sürdüren insanların nesiller boyu varlıklarının sebebi olan bir dağ köyü.Kıbrıs’ın kötü talihinden payını alan şirin bir belde. Kuzey Kıbrıs’ın yurtdışına göçü durduramayan ilginç politikaları sayesinde günün birinde terkedilecek ve belki de yıkıntıya dönüşebilecek bir köy. Kıbrıs’ın kötü talihinin yarattığı Kuzey Kıbrıs’ın payına düşenlerin kendini en çok hissettirdiği mekan...

Unutulmak bizim kaderimiz mi; unutulmamak için çabalarımız yeterli olur mu; unutulmamız politik bir çaba mı yoksa bir hatanın eseri mi bilinmez(!) Ama Çınarlı köyü sakinlerinin bu kadere boyun eğmeyecekleri besbelli…

Bravo! Direnişin yüreklerden yükselen sesi,görüntüsü karşısında saygıyla eğiliyorum.

***

Belli ki Kıbrıslı Türkler unutulmayı kader olarak kabullenmek istemiyorlar. Bunun için de ellerinden geleni yapıyorlar. 
Kimi kesimlerin şiddetle eleştirdiği bir festival geleneği oluştu ya son yıllarda… Hani, festivalmi panayır mı diye eleştirdiğimiz ve kalitesini sorguladığımız, ama neyin çırpınışı olabileceğini sorgulayamadığımız köy etkinlikleri…

Amacın festival olmadığını anlamak istemedikleri; özünde özlem duyulanı canlandırmak olan yüreklerin sesini duymak istemedikleri gerçek üstü düşleri anımsatan güzellikler!Eskinin samimiyetine, lezzetine, coşkusunaduyulan özlemi gidermek, anımsamak ve canlandırmak için çırpınan Kıbrıs’ın güzel insanlarının en içten çabalarını eleştiriyorlar.

Kıbrıslılığı rafa kaldırmaya çalışanlara Kıbrıslılığı hatırlatmak için tüm çabalar aslında; farkında değil eleştirenlerin çoğu.
Köyünü, yurdunu terk edenlere özünden bir zaman yaşatmak için; benliğini saracak anıların kokusunu koklattırmak için tüm çabalar.
Kalbini yurdu için, köyü için çarptırmanın duygusunu anlayabilenler için...

Kıbrıs’ta yaşayıp,Kıbrıslıyım deyip de Kıbrıs’tan bihaber olanlara uzaklardan bir ses işittirmek, becerirse toprağına ayağını sürdürtmek…

Bütün bunları Çınarılı’da (Bladan’da) içimburuk, kalbimin umutlu çırpınışı ile yaşadım, gördüm geçtiğimiz hafta sonunda…

Lefkoşa’da,Girne’de, Mağusa’da size yolda yürürken hiç hoş geldin diyen olur mu? Ama Çınarlı’ya girişte, hiç tanımadığımız köylüler, köyümüze hoşgeldiniz diyorlardı içten, sevinçle. Köylerine gittiğimiz için teşekkür ediyorlardı mutlulukla. Onlara ayırdığımız zaman için minnet duyuyorlardı. Eskiden kalma, köy meydanı eğlenceleriniköy meydanı düğünlerini, sünnetlerini, panayırlarının özlemini onlarla paylaşmaya gittiğimiz için; köylerinden bir nefes almaya gittiğimiz için çok mutlu olduklarını anlatıyorlardı.

Bu garip bir şey değil ki! Kıbrıslı köy geleneğinin samimi bir örneğiydi.

Kültürel bir buluşmaya duyulan açlığın ta kendisiydi.

Kıbrıs’ın Kuzey’ini tanıtmak ve Kıbrıslı Türklerin sesini dünyaya duyurmak için kolları sıvadığını söyleyenlerin sebep olduğu açlığın, ortadan kaldırılması için çırpınışın resmiydi…

Kıbrıslı Türklerin sesini yurt dışında duyuracağız hikayelerini okumaya devam ederken, yurt içinde yaşayan gençlerin ve çocukların memleketlerine yabancılaşmasına yaradı verilen sözler. Birçok köyün yerini, adını bilmeyen o kadar çok gencimiz var ki Kıbrıs’ın Kuzey’inde yaşayan…

Tehlikeli ve kontrolsüz birbiçimde değişmekte olan demografik yapı sebebi ile de Kıbrıs’ın Kuzey’inden habersiz yaşayan bir Kıbrıs Tük halkı oluşuyor.

Kıbrıs’ın Kuzey’inin sesini yurt dışında duyurmak için harekete geçenler, hasbel kader duyursalar, kendi memleketini tanımayan, unutmuş bir halkla karşılaştıracaklar bize ulaşmayı beceren yabancıları.Kıbrıslı Türklerin başka ağız özellikleri ile konuşan,bambaşka mutfak alışkanlıkları geliştirmiş, farklı ritüelleri gelenekleştirmiş yapısı kucaklayacak gelecek misafirleri.

O zaman da bir anlamı olmayacak bizi görmelerinin, bilmelerinin.

***

Sadece kültürümüz mü değişen? Doğamız, yeşilimiz,tarihi- kültürel mirasımız da değişti; yitip gitti…

Ah Çınarlı! Ah Bladan!

Köyünüze duyduğunuz aşkın, bizi yönetenlere bir ders olmasını ne çok isterdim!

Tarihini kültürünü, ekonomisini, doğasını korumanın ne büyük kazanç olduğunu görmelerini isterdim.

Yurt içinden ve dışından, köyünün havasını ciğerlerine doldurmaya gelenlerin yüzlerindeki mutluluğu görebilmelerini isterdim.

Kıbrıslı olup da Kıbrıs köylerini bilmeyen yepyeni nesillerin yetişmesine dur demelerini isterdim.

İçlerinde inceden bir sızının kalmasını isterdim.

İsterdim ki kaderine terkedilen Kıbrıslı Türklerin haykırışlarına destek olsunlar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5