Geçen hafta Baf gezisi ile başladığım yazılarıma Gezi Parkı yazılarımla devam ettim.

İkisinde de gezi var.

Birinde acı da olsa dönmem gereken yerime geziye gittim.

Diğerinde ise gezmeye diye gideceğim yere belki de gaz yemeye gittim.

Karışık bir hafta geçirdik.

Atılan biber gazının dumanı ile sıkılan basınçlı suyun karışması…

Kimisi ilginç kareler yakalamaya gitti.

Kimisi gerçekten destek vermeye koştu…

Dün akşam yine oradaydım.

Bu sefer biraz tedirgindim.

Her an meydan patlayabilirdi.

AKM önünde dizilmiş polis ordusu vardı.

Onların önünde TOMA’lar.

Meydan ilk saatler seyrekti, giderek sıklaştı.

“Çarşı” geldi bir ara.

Anneler de geldiler.

Sendikalar ufak ufak boy gösterdiler.

Zaman geçtikçe ani baskın yapılmayacağı ortaya çıkmıştı.

Nedeni ise CHP’den 20 milletvekili geldi, sabaha kadar kalmacağız dediler.

Her neyse…

Ne validen, ne RTE’den, ne de RTE’nin Avrupa Komisyonunun aleyhine verdiği kararı reddetmesinden yazacağım.

O gün ilginç bir anım oluştu ondan bahsedeceğim.

18.00 gibi meydana gittim.

Sağa sola bakarak merdivenleri tırmandım, Gezi Parkı’na girdim.

Eylemcilerdeki coşkuda azalma yoktu…

Bir tur attım.

Çadırları gezdim, fotoğraf çektim.

Oradaki gençler yorgun gibi gelmediler.

Bıkkın hiç değillerdi.

Aksine kenetlenmişlerdi.

Bu hoşuma gitti.

Sonra AKM tarafından meydana gitmek istedim.

Barikat vardı orada.

Ne polis geçiyordu oradan ne eylemciler.

TOMA’ların yanına sokuldum.

Birkaç fotoğraf da orada çektim.

Polis sormadı, kızmadı da…

Orada duran biri dikkatimi çekti…

Ben yaşlarında omzunda fotoğraf makinesi vardı.

Her gece 100 Km. öteden geliyormuş.

Bir müddet TOMA’ların önünde durduk.

-Aşağıya yürüyelim mi dedim, yürüdük.

-Yukarıya çıkalım mı dedi, çıktık.

Bir tanıdıkla sözleşmiştim saat 20.00’ye doğru o geldi.

Yaklaştı.

Elini yanımda durana uzattı “ben (…),” dedi…

Tanıştırayım diye bana baktı…

Ben yeni tanıştığım adama döndüm, adını sordum.

Adını bilmediğim kişi kırk yıllık arkadaşım gibiydi…

22.00’ye doğru ayrılırken öpüştük.

Adresler, telefonlar verildi, alındı…

Antep’e iş için sık gidiyormuş, oraya çağırdı.

Ben de Kıbrıs’a çağırdım…

Arkasından bakarken düşündüm…

Topu topu 3-4 saat öncesi tanıdım.

Hep tanıyormuşum gibi hissettim.

Ve giderken Gezi Parkına bakıp gençleri düşündüm.

İçimden, “bu sürede onlar betona karşı çelik gibi olmuşlardır” dedim.

Döndüm meydanda tanıştığım arkadaşımı aradım…

Gitmişti.

Yazıyı yazarken arayıp yazıdan bahsettim.

-Şiire meraklı RTE için Mehmet Akif’in dörtlüğünü gönderiyorum, yazına ilave et, dedi.

 

Ağırca davranalım her hayale kanmayalım 
Cihan yalancı kesilmiş sakın aldanmayalım
Riya yüz örtüsü olmuş bu bi haya halka
Yok eski alnı açık mertler aranmayalım

Mehmet Akif Ersoy…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31