Yeni sürecin en hayati politikalarından biri için ilk adım atıldı.

Bakanlar Kurulu’nun dünkü toplantısı sonrasında, İçişleri Bakanı Nazım Çavuşoğlu, yeni muhaceret değişiklik yasası ile ilgili açıklamalar yaptı.

Bakan’ın açıklamaları tam da şapkadan tavşan çıkarır edasında, üstü kapalı açıklamalardı.

Kaçak işçilerle ilgili son kez bir af daha çıkarılacağını özellikle vurgulayan Bakan, bu kapsamda kaydını yaptırmayanların ihraç edileceğini açıkladı, kararlılıkla.

Şapkadaki tavşan ise, bir süredir tartışılan beyaz kimlik konusuna eklenen yeşil kimlikti.

Bu iki kimliğin de tüzüğün de kapsamını bilmiyoruz. Çünkü başsavcılığa gönderilen tüzüğün daha sonra açıklanacağı duyuruldu.

Bildiğimiz şu;

Beyaz kimlik sahipleri, seçme seçilme hakkı dışında, vatandaşlık haklarından yararlanacak. Bilmediğimiz ise, önceden üzerinde çalışılıp önerildiği gibi, beyaz kimlik sahiplerinin belli bir süre sonra vatandaş olup olmayacağı.

Örneğin, önceki çalışmalarda, beyaz kimlik sahiplerinin emeklilik hakkına sahip olduğu anda ki, bu zaman dilimi 15 yıllık bir süreye denk geliyordu, otomatik olarak vatandaşlık hakkı kazanması öngörülüyordu.

Bu çalışmaya göre, beyaz kimlik aldıktan sonra ülkeye giriş çıkış zamanlaması şeklinde bir sorunu kalmadığından, kimlik sahibi, 15 yıl sonra emekli olup burada hiç yaşamadan yatırımlarını yapması koşuluyla vatandaş da olabiliyordu.

Bakan Çavuşoğlu, yapılan son çalışmada, doğan çocukların vatandaşlık yasası kapsamında değerlendirileceğini de söyledi, dünkü açıklamasında.

Yani aslında doğanlar, otomatik olarak vatandaş olacak anlamına geliyor, bu da.

Basına da yansıyan çalışmada, genelde olumlu olarak karşılanan ise, evliliklerden doğan vatandaşlıklara getirilen yeni süreydi.

1 yıl olarak aranan evlilik süresin 3 yıla çıkarılması öngörülüyordu.

Ancak çeşitli kaynaklar, şimdi bu sürenin 2 yıla düşürülme çabalarının yoğunlaştığını anlatıyor.

Ve ekliyor;

Avrupa’da 3 yılın altında evlilikten vatandaşlık hakkı örneği yok!

Bu süre İngiltere’de 7, Litvanya’da 10 yıl!

Vatandaşlık son derece hayati bir konu.

Ülkede çığırından çıkan kayıt dışı işçi sorunu da öyle!

Bu sorunun ardı ardına af çıkararak çözülemeyeceği ortada. Yoksa aflar ancak kaçağı teşvik edip ödüllendirir. Umalım ve bildiğimiz her şekilde dua edelim ki, bu af gerçekten son olsun ve af kapsamı dışındakiler gerçekten ihraç edilsin.

Dünyada hiçbir ülke toplu vatandaşlık vermiyor. Dünyada hiçbir ülkenin vatandaşlığı bu kadar toplu şekilde talep edilmiyor.

Her ülke kendi koşullarına göre, vatandaşlık yasasını düzenleyebiliyor. Bu düzenlemenin temel gerekçesi de vatandaşlık gibi, ülkenin kader ve geleceğini, o coğrafya üzerinde yaşayanların varlıklarını doğrudan belirleyecek bir konuda öncelik ve değer koymak.

Oysa bizim böyle bir öncelik ve değerimiz yok.

Kim buraya yatırım yapıyorsa, ya da kim uygun görülüyorsa, anında vatandaş yapılıyor. Ve bütün bunların ardında da nüfussal bir çoğunluk elde etmek, belki olası bir müzakere masasında bu çoğunluk hakkını kullanabilmek yatıyor.

Bunun ötesinde, vatandaşlıklarla seçimde oy toplanıyor.

Yıllarca Rum’a karşı azınlık kalmamak adına, sırf oy toplamak adına yapılan bu siyaset, gelebileceği en kötü eşiğe geldi. Nüfus politikaları hem sosyal hem de ekonomik bir yara oluşturdu. Şimdi bu yarayı tedavi etmek mümkün değil.

Çünkü vatandaşlık bugün vermeyi kestiğinizde bitirdiğiniz bir konu değil.

Bu ülkede her yıl doğrudan evliliklerden gelen otomatik vatandaşlıklar var. Bunlarla ilgili kesin rakamlar telaffuz edilmese de örneğin her yıl sadece evliliklerden ortalama 3 bin vatandaşlık verildiğini, İçişleri Bakanlığı verilerinden aldıklarını anlatıyor, DP Genel Sekreteri.

Bunun yanında doğumlar var…

Ülkede kalanların 5 yıl sonunda elde ettiği başvuru hakkı var…

Bakanlar Kurulu’nun verdiği vatandaşlıklar var…

Bir kişiden onlarca vatandaşlık oluşabiliyor ve bir kişi onlarca yıl yeni vatandaşlıklar üretebiliyor.

Bugün toplumun en genel hassasiyet ve rahatsızlıklarından olan bu konuda atılacak her adım mutlaka şeffaf ve toplum desteği ile birlikte atılmalıdır.

İlk göstergeler bunun son derece zor olduğu yönünde. Zira Erdoğan ziyaretinin hemen ardından ki, katıldığı televizyon programında, vatandaşlıklar ve nüfus konusunda yenilerinin verilmesi ve çoğalmamız gerekliliğine özellikle vurgu yapmıştı, böyle bir adımın gündeme gelmesi manidardır.

Umarız beyaz kimlik, yeşil kimlik, af, bu nüfus ve vatandaşlık talebinin karşılığı değil, yaşanan yarayı saracak önlemlerin önünü açacak bir çalışma olur.

Bu konu hükümetin bugüne kadar yaptığı ya da yapmadığı hiçbir icraata benzemez. Bu konu bu topraklarda yaşayanların kaderini belirleyecek hayati bir konudur.

O yüzden duyarlılık geliştirilmeli ve hesabı sorulmalıdır.

Hükümet acilen bu adımların açıklamasını yapmalıdır.       

Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31