Yukarıdaki başlıkla, bir okur mektubu aldım.  Metni olduğu gibi sunuyorum.

“ Bilimsel düşünceler de evrimleşir ve bunları açıklama teşebbüsünde bulunulmuş çok sayıda kuram mevcuttur. Etkili düşünür Karl Poper bilim felsefesine yaptığı katkılar arasında en çok bilinenlerinden birinde ,bilimsel bilginin kuramlar için kanıt ya da ispat biriktirmekten ziyade hipotezlerin yanlışlanmasıyla elde edildiğini öne sürmüştür.

Demek ki bilim,yalnızca bazılarının hayatta kalmasıyla sonuçlanan, rakip hipotezlerin rekabetçi bir mücadelesi olarak görülebilir.

Popper, ayrıca Darwinci düşünceyi şu üç "kozmik evrimsel aşamaya" uygulamıştır: ...

Dünya1;ağaçlar, masalar ve insan bedenleri gibi fiziksel nesnelerin olduğu dünyadır.

Dünya2;hisler, duyumsamalar ve bilinç gibi özel deneyimlerin dünyasıdır.

Dünya3;düşüncelerin, dil ve hikâyelerin, matematik ve bilim ile san'at ve teknoloji çalışmalarının dünyasıdır.

Dünya 3,bizim tarafımızdan yaratılmış olmasına karşın son derece özerktir (Popper,1972) ve içeriği,bir tür geçmişe doğru giden nedensellik yoluyla diğer dünyaları etkiler.Şöyle ki; örneğin, bilimsel kuramlar Dünya 1'in konusu olarak görülebilir (bilim insanı, makaleler, deneysel aparatlar vs).Hâlbuki bunlar sadece fiziksel nesne olmaktan ötedir.Düşüncelerin kendileri bu nesneleri etkiler. Problemler, hipotezler, kuramlar ve entelektüel mücadeleler Dünya 2 aracılığıyla Dünya 1'in içine doğru işler. Bilimsel fikirler dünyayı gerçekten değiştirir:"Kuramlar var olur olmaz, kendi yaşamlarına sahip olurlar."(Popper ve Eceles,1977,s40)

Bir fikir, nasıl olur da fiziksel dünyayı değiştirir? Popper burada, bilimdeki indirgemeciliğin değeri ve bir dünya görüşü olarak materyalizimin yaşama gücü ile bağlantılı zor ve önemli bir problemle uğraşıyordu.

Çözümünü bulduğunu sanmıyorum.Üç dünyası çok farklı materyalleri içermektedir ve onları birbirine bağlamak için kurnazca bir etkileşimcilikleri sürmeliydi. İlginçtir ki,ne kadar yardımcı olabileceğinin farkına varmadan taklit etmenin rolüne dem vurmaktadır.

Örneğin, sanatsal fikirlerin nasıl gerçek etkiler yaratabileceğini açıklarken şöyle demektedir:"Bir heykeltıraş yeni bir eser yaparak, diğerlerini bu eseri kopyalamaya veya benzer heykeller yapmaya teşvik edebilir."(Popper ve Eccles,1977,s.39) Onun açısından heykeltıraşın aklındaki fikirler (Dünya 3) diğerlerinin deneyimlerini etkilemekte (Dünya 2) ve bizleri yeni heykellere doğru götürmektedir (Dünya1).

Memetik açıdan, ister bilim ister sanat olsun bütün bu olanlar seçici taklit etmedir. Duygular, entelektüel zorluklar, öznel deneyimler; bütün bunlar bizler bazı davranışların taklit edildiği,bazılarınınsa edilmediği bir yöne götüren karmaşık sistemlerdir.Taklit etme ikinci bir eşleyci serbest bıraktığı içindir ki düşüncelerin" kendi yaşamları vardır".

İşte bu şekilde memetik bilimsel düşüncelerin evrimi konusunda Popper'in üç dünyasının sağlayamadığı bir mekanizma sağlar.”

Karl Reimond Popper, Modern Liberalizm’in babası sayılır. İşin doğrusu ben düşünürün sadece politik felsefesi ile ilgilenmiştim. Bilimsel felsefesine bakmaya zamanım olmadı. Yalnızca, “asıl gerçek, yanlışlanabilendir” temeline dayandığını bilmekteyim! Okuruma bunu yazınca, bana bir yanıt gönderdi.

“Bravo! Ansızın aklıma çok iyi bir fikir yolladın..."Örümcek, işini dokumacıya benzer şekilde gördüğü gibi, arı da peteğini yapmada pek çok mimarı utandırır. Ne var ki, en kötü mimarı en iyi arıdan ayıran şey, mimarın, yapısını gerçekte kurmadan önce, onu hayalinde kurabilmesidir." bunu da Marx söylemişti.”

“Hore, hore gören” be Naci… Ne gereksiz adamlar yaşar dünyada…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31