BİLİYORLAR ASLINDA

Dün oldukça kapsamlı bir yazı ile ilgili yasa maddelerini de kamuoyunun bilgisine getirerek, “Bakanlar Kurulu’nun, bir vakıf olan DAÜ’yü veya bir parçasını, ayırıp, birine peşkeş çekmeye yetkisi yoktur” dedik… Yazının sonunda da “aslında onlar da biliyorlar ama…” deyip, konuyu bugüne bıraktık!

Bildiklerini nereden mi biliyorum? Şundan: Çarşamba günü, ilk Bakanlar Kurulu sözcüsü olarak, Eğitim bakanı açıkladı ki: “Bakanlar Kurulu rektörün Doğa Koleji ile imzaladığı ön protokolü, onayladı!” Demek ki yasayı yürütmekle görevli sayın bakan, konuya vakıf değil. Çünkü ertesi gün ağız değişti: “Ön protokolü, destekliyoruz!”

Onaylamak, yasal sorumluluk getirir ama “desteklerim” demenin, yasal bir sorumluluğu yok! Sayın bakanı uyarmışlar demek ki!

DAÜ Kuruluş Yasası’nı inceledik! Yetmez tabii… DAÜ ile ilgili yönetsel tüzüklere de bakmak lâzım! Baktım…

Şimdi herkes, “neden şeffaf bir ihale ile devredilmedi de kapalı kapılar ardında gizli pazarlıklarla peşkeş çekiliyor?” diyor ya?

Üniversitenin dıştan bir şey alacağında, bunun şeffaf yönteminin, ihalesinin nasıl düzenleneceğine dair bir Satın Alma Tüzüğü var! Ancak, kendine ait bir mal varlığını nasıl satacağına dair bir Tüzük’e ben rastlamadım! Bilen varsa, bana da göndersin! Satın Alma Tüzüğü var ama Satma Tüzüğü yok ki! Neye göre ihale açacaklar?

Peki, neden yok? Çünkü bir vakfın, tümünü veya bir kısmını başka bir kuruma kiralayamayacağını veya satamayacağını bildiklerinden, bunu düzenleyecek bir tüzük yapmak, akıllarına gelmemiş! Yâni aslında biliyorlarmış, yapılan Hile-i Şeriye’ nin, anayasayı aşmasının olası olmadığını… Yoksa neden tüzüğünü yapmazlar?

Dolayısıyla, ortada bir Satış Tüzüğü yok ki şeffaf bir ihaleden söz edebilelim!

Öyle görülüyor ki bu işte Prof. Öztoprak bile bile kurban edilmeye çalışılıyor, bir…

Nasrettin Hoca’nın göle maya çalması gibi, mayayı çalıp, patırtı çıkararak, “ya tutarsa”ya getirilmek isteniyor, iki…

Sıradan vatandaş için bile, “yasayı bilmemek mazaret değildir” değil görevli bakanlar, üç…

Geçen dönem, sevgili Talât’ın “devr-i sabık” yaratmama politikası doğru değildi, çünkü bunlar iflah olmaz, dört…

Zarar eden kurumların bütçede kara delik olarak durmasına ben de taraftar değilim ama bunun çaresi, önüne gelene peşkeş çekmek değildir, beş…

Şuncağız işi bile meclise getirip, yasa yapsalar, hukuksal olarak sorumlu olmayacaklarını akıl edemeyen, kendini kurtarmayı bile beceremeyen bu kadro, hükümet olarak kalamaz, altı…

Gidin, Kanuni’nin vasiyetini size emir verene okuyun!

Yetkiniz yok… Bir şey yapamayacaksınız…
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31