“Lurucina Lefkoşa yolu asker tarafından kapatıldı…”

Haberi görünce yakınlarımı arayıp sordum, “Savaş mı çıktı?”.

Güldüler…

“Ne savaşı? Ortalık çok sakin…

 Hava biraz soğuk; sobayı yaktık; evde oturuyoruz; keyfimiz yerinde…

Savaş ne alaka?

-Evet, savaş yok ateşkes hali var ama neden Lurucin’da asker yolu kapatmış?”

-?

Burada biraz duralım…

Ve bizden başka bir adanın hikâyesine bakalım…

Ada’nın adı İmroz.

Okuyunca bakalım ne hissedeceksiniz.

İmroz Osmanlı idaresinde uzun süre kaldı.

Balkan savaşları sonrası bir ara Yunanistan’a bağlandı.

Daha sonra Ege adalarının neredeyse tümü Yunanistan’a bırakılırken İmroz ve Tenedos Türkiye Cumhuriyetine iade edildi.

Cumhuriyetin kurulduğu 1923 yılında İmroz’un nüfusu 8000 kadardı.

Halkın Rum olmasından dolayı çekindiler ve Türkleştirme politikasına başladılar.

Bunun için önce 1943 yılında Karadeniz’den 10 hane getirilerek adaya yerleştirildi.

O tarihten sonra ada sistemli bir şekilde göç ettirme, yerleştirme, istimlâk ve yeniden isimlentirme projesine maruz kaldı.

Adaya 1973, 1984 ve 2000 yıllarında sırasıyla Trabzon, İsparta, Burdur ve Çanakkale’den köylerinden heyelan ve baraj yapımı nedeni ile köylerinden göç edenler taşındı.

Bu arada Bulgaristan’dan gelen muhacirler için de adada bir köy kuruldu.

Bugün adada 9 köyden 4’ü ve bir mahallesi Anadolu’dan getirilenlerin iskân ettirildikleri yerlerdir.

Türkleştirme politikası sadece iskân ile sınırlı değil elbet.

Orada yaşayan Rumların bir şekilde adayı terk etmeleri de gerekmektedir.

Bunun için çok da yabancı olmadığımız uygulamalar başlatıldı orada ve hızla uygulandı.

1964 yılından başlayarak adada yapılan değişiklikler kabaca şunlardır…

Yerli halkın topraklarının istimlâk edilmesi…

Adaya Çanakkale’den 116. Alay’ın 1.taburunun yerleştirilmesi…

1950’den beri Türkçe-Yunanca karma dilde eğitim yapan okullarda Yunancanın yasaklanması…

Adaya bir tarım açık cezaevinin yapılması ile huzuru bozacak mahkûmların buraya yerleştirilmesi...

Adada bir devlet üretme çiftliği kurulması…

1970’te bir kararnameyle İmroz’un adını Gökçeada, Tenedos’un da Bozcaada olarak değiştirilmesi ve adadaki köylere Türkçe adlar verilmesi.

Yeter mi bu kadar diyeceksiniz…

Tam o anda bir arkadaşım yanıma geldi…

Masamın üstünde duran, Feryal Tansuğ’un derlediği “İMROZ RUMLARI” kitabını gördü.

Bu ne dedi.

-Kitap, dedim.

-Kaç zamandır bu kitabı alıp okuyacağım diye plan yapıyordum. Bir türlü fırsatım olmadı okumuşsan ver ben de okuyayım” dedi.

Beş on sayfa kaldı, yarın gel al dedim ve yukarıda yazdıklarımın olduğu sonlardan bir sayfasını ona okudum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31