Satırlarıma başlarken aslında tam olarak yazacağım kişi hakkında donanımlı bir bilgiye sahip değilim ancak durumun tahlilini insani bir bakış açısıyla bakıp değerlendireceğim.

Can Denktaş... Bir “CAN”...

Gerek Kıbrıs gerekse Türkiye  bu soyismine çok aşina. Bir dönemin lideri, siyasi kalkanı ve babası olmuş ve hala çoğu insanın andıkça gururlandığı kişiydi Rahmetli Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş. Geride bıraktığı tüm manevi ve maddi olgular yanında bir de soyisim devretmişti oğullarına ve de torunlarına. İşte Can Denktaş; bir devletin kurucusunun kan bağına münhasır manevi mirasçısıydı.

Siyasi görüşler kişiye özel değişkenlik gösterse de Kıbrıs Türk’ü nün bağımsızlığını korumak adına olan çabalar ve can pazarları yadırganamaz bir gerçektir. Dolayısıyla Can’ın aramızdan ayrılışı kimilerine göre taraflı bir önem arzetmesi yanında bana göre insani bir hususiyet içerir.

İnsan metaneti bazen yorgun bedenimize ağırlık yapıp bizi ummadığımız ve bizden beklenilenin dışında davranışlar yapmaya itiyor. Arkamızda bırakılan tüm sevdiklerimiz bu ağırlığı bizden emanet alıp bir ömür boyunca taşımaya boyun eğiyorlar. Can Denktaş  da ayni anlattığım gibi acıyı bırakıp gitti tüm sevdiklerine ve de o en sevdiği oğluna. Daha yapacakları vardı belki, daha kokusuna doyamadığı oğlunun büyüdüğünü görecekti... Ama şimdi sadece geçmiş zaman ifadelerde kaldı tüm gerçeklik.

Eskiden böyle miydi?

Kıbrıs daha öncelerde çok da tanıdık olmadığı durumlara şahitlik ediyor;soygunlar, tacizler, tecavüzler, cinayetler ve intiharlar... Git gide artan maddi-manevi sorunlar daha önce çok sıklıkla başvurmadığımız çözümlere yöneltiyor insanımızı. Peki neden ölümü seçiyor insan? Belki de bu sorunun cevabı benim uzmanlığımın dışında olan ruh sağlığını ilgilendirir ya da  belki de gün geçtikçe azalan dostluk kavramını işaret eder. Artan maddi değerler ve sonucunda olumsuz gelişen insani değerler eskiden hatırladığımız anlamını yitirdikçe daha nice “CAN” lar yitirmeye  mahkumuz. Yitirdikçe farkındalılığımız ve hassasiyetimiz artsa da buna yeterince tepki verip önleyebiliyor muyuz? HAYIR!

İçinde bulunduğumuz sosyal yapı bizi etik değerlerden koparıyor ve bu sayede maddiyat ön plana çıkıyor, dostluklar ölüyor. Belki de Can sadece bir dost aramıştı ya da sıcak bir sohbetti beklediği... Sebebi ne olursa olsun bu ülkede gelişen gerileyici etik ve insani değerler bizi hep kaybetmeye, yitirmeye ve tükenmeye mecbur kılacaktır.

Yazımı sonlandırırken rahmetli Can Denkataş’a  Allah’tan rahmet tüm yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Tek temennimin, bu güzel ülke geçmişte sahip olduğu değerleri geri kazanan bir topluma sahip olması ve yaşanılcak güzel günleri eskide kalmış kötü günlerle yad etmesidir.

İnsanca yaşamak dileğiyle...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31