Her Cumartesi gezdiği
Omorfo pazarından hem alışveriş yapar,
hem de kalan Baflılarla ayaküstü sohbet
ederdi babam.
Ölmeden önce son hafta da oradaydı…
Anlatmıştım birkaç kere.
Babamın dolaştığı, neredeyse her
köşesinde ayak izlerinin
olduğu o pazar yerini Derviş
Eroğlu da bu Cumartesi
ziyaret ederek önüne kim
çıktıysa öptü ve onlara "Çözüm
mözüm beklemeyin bu iş
olmayacak" dedi.
Sonra da , "siz ve sizden
sonra gelecek olanlar da
burada aynı pazar yerinde anavatana
şükranların suna suna yaşamaya devam
edecekler" diye devam etti.
Tam böyle demedi elbette ama
"görüşmelerden çok uzağız"ın açılımından
yukarıdaki cümle, "Anavatana şükranlarınızı
daha çok sunacaksınız" çıkar..
Adamın biri mikrofonların önüne geçerek
bas bas bağırıyordu bir gün önce, "AB veya
dünya gençlerimize spor ambargosu, bizlere
seyahat kısıtlaması getirseler de…"
Düşündüm …
Tüm bu söylenenler ve yapılanlar kimin
için?
Tamam anladık 1963-64-67 yıllarında
sıkıntılar yaşadık.
1974 yılında ölümü gördük.
Bombalar patladı her yanımızda ve dipçikler
vuruldu sırtlarımıza.
Akrabalarımızı, arkadaşlarımızı kaybettik.
Hepsi de doğru.
Doğru da sonra ne oldu?
Görüntüde 38 yıldır toplum olarak
anavatana şükrancı olduk.
Bu mu olacaktı yaşanan sıkıntıların
getirisi?
Daha birkaç gün önceye kadar "Sen fazla
bulaşma bu işlere, başın belaya girer" diyen
yakınım dün Derviş'in pazar gezisini
izledikten sonra isyan etti ve "Be gavvolem
kurtarılmadan önce de esamemiz okunmazdı
kurtarıldıktan sonra da.
Her zaman biz mi ezileceyik?" dedi.
-Söyle be annem, dedim, söyle da ne
istersen senin ağzından yazayım.
Bu isyana rağmen başı belaya girer diye
ağzından tek kelime çıkmadı.
Biliyorum ki sabah penceremizi
açtığımızda güneş camdan girip selam
verecek.
Biliyorum ki yine bahçedeki ekşi
ağacındaki kuş öterken bu adam Rum
mudur, Türk müdür diye düşünmeyecek.
Yine biliyorum ki aynı gökyüzünden nefes
alan bizler bulutlarımıza ister Japonya'dan
radyasyon, ister Avrupa'dan asit taşınsın
aynı havayı soluyacak ve aynı oranda
zehirleneceğiz.
UBP'nin uzaktan borucuları, şener Elçil
için önce "vatana ihanet etti" dediler sonra
da "durun yahu verdiğimiz deliller yanlışmış
pardon, biz başka delil bulup geleceğiz"
deyip sırra kadem bastılar.
"Kıbrıs Kıbrıslılarındır. Kimse bizi
vatanımızı terk etmek zorunda bırakamaz."
Bu cümleciği çok kişiden duydum, çok
kere ben de söyledim.
En son duyduğum kişi KTAMS Genel
Başkanı Ahmet Kaptan.
Tüm Kıbrıs'ta kendini Kıbrıslı gören
herkesin bir daha düşünmesi ve "Bizi nereye
sürüklüyor bu kurtarıcılar?" sorusunun
cevabını araması gerekir.
Biliyorum ki babamın severek gezdiği
Cumartesi pazarındaki esnafın çoğu
yerleşiklerden oluşmakta.
Onların ilelebet bu durumun sürmesini
istemeleri doğal olabilir.
Ama yerlerinden yurtlarından kopartılmış
insanlar, Eroğlu ve onun gibiler istedi diye
ilelebet şükrancı olamazlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31