Ne de güzel konuştu Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kotzias…

“Bağımsız bir ülke olarak Kıbrıs’ta ne Türkiye, ne Yunanistan ne de İngiltere’nin silahlı kuvvetlerinin olmamasını istiyoruz” dedi ve ”İki bölgeli, iki toplumlu federal Kıbrıs” diye ilave etti…

Oysa “Yunanistan darbe ile hata yaptı, Türkiye de bu hatadan faydalandı…

İki ülke de menfaatlerini bir kenara bırakarak geri çekilmeli” deseydi…

“Ne federasyonu, ne iki bölgelilik olur mu hiç tek ülkede parçalanmışlık” deseydi…

“Kıbrıs bağımsız, AB ülkesi ve BM üyesi iyi ki NATO’ya üye değil…

Olmasa daha iyi eder” derken “garantörlüğe gerek yok hemen çekilelim” deseydi…

Güzel olurdu.

Annem, “Amma yağmur yağdı” dedi.

Omorfo’yu sel almış.

Bir gün önce de Lefkoşa’daydı o fırtına.

Yollar dere, dereler göl olmuş.

Arabalar ise birer sandaldı caddelerde.

Ve haliyle polis durdurduğu arabaların sürücülerine ruhsat yerine Kaptan brövesi sormuş.

“Dur bakalım beyefendi tekneyi kullanma kâğıtlarınız var mı?

Annem sonra havaların bu ayda bile hala yağmurlu ve soğuk olduğunu söyleyerek “Ah” dedi “nerde bizim Baf’ımız… “Ah ne güzeldi o günler. Deniz kenarındaydık. Akşamüstü oldu mu bütün mahalle toplanır, deniz kıyısına giderdik. Sonra Mutallo. Ve sonra da Omorfo. Burada ne deniz görürük, ne de eski muhabbetimiz var.”

İçlerinde ve içimizde kaldı Baf.

Anılarımız, hayallerimiz oldu.

Bir gün mutlaka sözcüğü çoğu Baflıdan duyarsınız.

Gidecekler.

Bu ayın 31’inde topluca Baf gezisine gidecekler.

Şimdiden otobüsler dolmuş.

Program belli.

Önce bir yerde toplanılacak.

Sonra hep birlikte hareket edilecek.

Gavur Daşında denize bakılacak, fotoğraf çekilecek.

Baf’a hep birlikte hareket edilecek.

Baf’ta gerçek bir lokantada, gerçek Kıbrıslarla, gerçek Kıbrıs oyunları izleyecekler.

Ve elbette ki gerçek Kıbrıs içkileri serbestçe içilecek.

Anılarımız hayallere dönüştüyse bunda bizlerin suçu olamaz.

Baflıların çoğu kuzeydeki yapının mahkûmu oldular

Gerek işleri, gerek çocukların mecburiyetleri.

Bu nedenlerle çoğuna “gidelim” dendiğinde, “nasıl gidelim” der…

Oysa 1974 yılında hiç terk etmemeleri gereken topraklarından nasıl ki pat diye kopartılmışlarsa.

Şimdi aynı durum söz konusu olsa…

Pat diye “gidiyoruz” denilse, çoğu itiraz etmeden yollara koyulacaktır.

Nikos Kotzias iyi demiş ama keşke iki toplumlu iki bölgeli federasyon düşüncesinin geçici olacağını söyleseydi.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31