Karakuş Öz yazdı...
Yine bir kadın… Yine çığlıklar…
Yine kan… Ve yine toplumun ortasında yaşanan dehşet.
Marketin içinde bir erkek, bir kadını defalarca bıçakladı. Ardından aynı bıçakla kendisine zarar verdi. Olayın tüm ayrıntıları soruşturmayla ortaya çıkacaktır. Ancak değişmeyen bir gerçek var.
Bir kadın daha yaşam mücadelesi veriyor.
Artık şu gerçeği kabul etmek zorundayız.
Kadınlar sokakta güvende değil…
Evde güvende değil… İş yerinde güvende değil… Alışveriş marketlerinde bile güvende değil.
Peki devlet nerede?Her olaydan sonra aynı cümleler kuruluyor.“Üzüntüyle öğrendik.”
“Soruşturma başlatıldı.” “Gereği yapılacak.” Ama toplum artık açıklama değil, sonuç görmek istiyor. Çünkü toprağa düşen her kadın, yalnızca bir ailenin değil, bu ülkenin de kaybıdır.
Şiddeti önleyemeyen bir düzen, sadece suçluyu değil, korkuyu da büyütür.Bugün saldırıya uğrayan kadın tanımadığınız biri olabilir. Yarın o kadın; kızınız, eşiniz, anneniz, kardeşiniz ya da en yakın arkadaşınız olabilir.
İşte bu yüzden mesele yalnızca bir adli vaka değildir. Bu, devletin vatandaşına verdiği güven sözünün sorgulanmasıdır.
Bir ülkede insanlar, en kalabalık markette bile canından endişe ediyorsa, orada sadece suç değil; güven duygusu da kan kaybediyor demektir.
Kadınlar öldürüldükten sonra siyah çelenkler göndermek kolaydır. Zor olan, onlar hayattayken yaşam haklarını koruyabilmektir. Her yeni saldırının ardından birkaç gün öfkelenip sonra unutuyorsak, sadece suçlular cesaret kazanmıyor…
Toplum da vicdanını kaybediyor.
Bugün marketin zeminine akan kan, yalnızca bir kadının kanı değildir.
O kan, ihmalin, yetersiz önlemlerin, bitmeyen şiddetin ve yıllardır ertelenen çözümlerin de izidir.
Ve artık şu sorunun cevabı verilmelidir:
Daha kaç kadın saldırıya uğrayacak? Daha kaç aile parçalanacak? Daha kaç haber manşeti yazılacak? Çünkü hiçbir kadın, evine sağ salim dönebilmenin bir şans meselesi olduğu bir ülkede yaşamaya mahkûm edilmemelidir.
Bir devlet, suç işlendikten sonra değil; suç işlenmeden önce güçlü olduğunu göstermelidir.
KARAKUŞ