Ortadoğu kaynayan kazan misali, desem abartmış olmam herhalde.

Özgürlük ve demokrasi beklentileri ve bu beklentiler için sadece mal değil canını kaybetmeyi göze almış insanlar amaçları uğruna günlerdir, aylardır direniyor.

Verilen kavgalar, kavganın verildiği ülkelerde iç savaşa döndü.

Özellikle geri kalmış, bastırılmış, belli zümrelere, belli kesimlere hitap eden tek adamlı yönetimlere karşı bir baş kaldırı genişleyerek tüm Ortadoğu’ya yayıldı.

Önce Tunus, sonra Mısır, Cezayir, Yemen ve şimdi de Libya.

Libya devrik lideri Kaddafi de devrim ve değişim beklentileri rüzgârına kapılan halkının beklentilerine yanıt vermek yerine şiddete başvurdu.

Gösteri alanlarında vurulup ölen insanlar var.

Değişim dalgası hızla yayılıyor.

Olayların yaşandığı ülkelerdeki ortak yön ise, tek adamla yani diktatörlükle yönetilen ülkelerde olması ve ülkeyi yöneten liderlerin hem kendilerinin hem de yakınlarının sadece kendi ülkelerinde değil, bazı Avrupa ülkelerindeki mal varlıkları ve müthiş banka birikimleri.

Dünya değişiyor.

Her şeye rağmen, insanlar bütünlükten dünyayla ayni dili konuşmaktan yana.

Artık ekmek derdi her şeyin önüne geçmiş durumda “Biri yer biri bakar, kıyamet bundan kopar” diye atalarımız boşuna söylememiş.

İçinde bulunduğumuz süreçte bu olaylar için ancak bu atasözü söylenebilir.

Bu noktada şunu söylemek lazım.

Değişim her zaman iyidir.

Devlet yönetimlerinde, demokrasilerde halkın iradesi her şeyin üstündedir.

Halk desteği olmayan hiçbir hareket hiçbir düşünce ileriye doğru gidemez.

Türkiye de sıkıntılı, zayıf siyasi parti dönemleri AKP ile bitti.

AKP, koalisyon hükümetleri döneminden sonra Türkiye de uzun yıllar sonra tek başına iktidara geldi ve yaklaşık dokuz yıldır da iktidardadır.

Tek başına iktidar olmanın avantajları ile ekonomik anlamda bir istikrar yakalayan AKP hükümetleri, özellikle sivilleşme ve demokratikleşme çabalarını yazılı prosedürden çıkartıp, günlük yaşama entegre etme konusunda başarısız kaldı.

Başta KKTC ve Kıbrıslı Türklerle olmak üzere dış ilişkilerde de gelenekselci tavrı ile komşu ülkelerle sıfır sorun tezini söylemden öteye taşıyamadı.

Haziran 2011 tarihinde Türkiye’nin yani, Türk Halkının seçimi var. AKP bu seçimde belki oy kaybına uğrayabilir ama iktidardan inmek gibi bir kaygısı yok.

Bunun en büyük sebebi de karşısında etkin bir muhalefet ve iktidar olabilecek derecede güçlü olmayan siyasi oluşumların olmasıdır.

Dünyanın en büyük ve en önemli araştırma şirketlerinden olan GfK Türkiye de bir araştırma yaptı. 48 ilde yapılan araştırmada AB üyeliğinden, din ve dinin siyasetteki rolüne kadar birçok soru ankete katılan 1200 kişiye soruldu.

Anketten çıkan en önemli sonuç kuşkusuz seçim öncesi nabız açısından katılımcıların %54’nün Başbakan Erdoğan konusunda olumlu düşünce sahibi olunması.

Ülkemizde de zaman zaman anketler ve araştırmalar yapılıyor.

Bu tür araştırmalar için doğru, tarafsız ve objektif ilkelerin uygulandığını düşünürsek mini referandum, yani halkoylaması anlamı da çıkartabiliriz.

Şimdi, sorulması gereken soru şudur; KKTC Halkı ve Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan, Kıbrıslı Türkler bu günkü süreçte, genel olarak ne istiyor?

Yani kısaca konuya gelecek olursam, Kıbrıslı Türkler bu günden itibaren nasıl yaşamak istiyor?

Bu içinde bulunduğumuz süreçte çok önemli bir konudur.

KKTC’nin her alanı tıkanmış durumda.

Esas mesele gelecek kaygısı.

Bu kaygı zaman geçirmeye yönelik, günlük ve geç kalınmış tedbirlerin alınması ile hafifletilemez.

Aslında yapılacak iş çok basit.

Bu gün bu topraklarda bir referandum yapılsa ve şu sorular sorulsa, Kıbrıslı Türkler ne istiyor?

Halen devam eden müzakere süreci olumsuz sonuçlanırsa, Kıbrıslı Türkler KKTC’nin bugünkü yapısıyla ileriye doğru gidebileceğini düşünüyor mu?

Ve esas can alıcı soru bu günden itibaren Türkiye ile ilişkilerde, KKTC vatandaşları nasıl bir ortam istiyor.

Peki, son olarak, Kıbrıs Türk insanına şu soru sorulsa, Rum tarafıyla çözüm adına önünüze gelecek herhangi bir anlaşma metnine referandumda hangi yönde onay vereceksiniz?

Öncelikleriniz ne olacak?

İşte bu sorunun cevabı şüphesiz “Herhangi bir plana evet” olur.

Beklide yapılmak istenen budur.

O zaman kimse darılmasın, gücenmesin.

Bu halk bu noktaya başarılı bir operasyonla getirilmiştir.

Hem Halk iradesi her şeyin önünde değil mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31