Bazen dünyanın anlamsızlığını düşünür, karamsar oluruz.

Bazen insanların bencilliğine kızar, hırslanırız.

Günü gününe benzemez kimsenin.

Bir sabah bakarsınız ki gün aydınlık.

Ertesi gün aynı güneş, aynı bulut, aynı dağ, aynı deniz...

Fakat içiniz karadır.

Öfke dolusunuz her şeye.

Yoldan geçen seyyar satıcı canınızı sıkar.

Çöpçülerin bağrışmaları, sucuların motor gürültüleri, komşunun eşine veda konuşmaları…

Dışarı çıkıp hepsine de su dökesiniz gelir.

Kuşların cıvıltısı bile isyanınıza sebep olur o anlarda.

Hepsine kış demek, kovalamak, ötüşlerinden kurtulmak istersiniz.

Bir odaya çekilip şöyle dış uyarılardan arınmak...

Kulakları dünyaya kapatmak...

Ne duymak bir ses, ne görmek bir obje, ne tatmak her hangi bir şey...

Kokular bile yavandır…

O saatten sonra yaseminler yasemin, fullar ful, güller gül tütmez.

Ve dışarı çıkmak içinizden gelmez.

İlk gördüğünüzle kavga ihtimali çoktur çünkü.

Bir şey var canınızı sıkan, ama ne?

Sabah duyduğunuz bir haber mi?

Geceden rahatsız eden bir rüya…

Dün akşamki misafirlerin geç kalkması…

Hangisidir insanları bu duruma sokan?

Oysa insan her gün aynı insan…

Ne değişir de bir gün keyifli, bir gün hırlaşmacı?

Arjantin iflas bayrağını çekmiş…

Arkadaşlar, “bizim de sonumuz böyle olabilir” dediler…

İflas etmek için önce tam olmak gerekir oysa…

Tam.

Merkez bankasıyla, vergisiyle, işçisinin maaşı, çalışanının huzuru, işadamının kârı…

Tam olmalı.

Asker sende değilse…

Polis başkasının emrindeyse…

Merkez bankası yabancı bir ülkedense…

Ve hatta tedavülde dolaşan para…

İnsan içiyle, dış görünüşüyle huzurlu olmalı.

Geleceği düşünmeyip o günü yaşayabilmeli.

Aksi takdirde, gelecek için kenara üç beş koymaya kalkanın, gitti elindeki yaşanması gereken o gün…

Bugün 1 Ağustos…

Ve asker, polis, bilumum anavatancılar…

Bugün kutlama yapacaklar.

Bakıyorsun aynı kişiler EOKA’nın kuruluşunu kınarlar.

Bakıyorsun İngiliz’in burayı işgaline kızarlar…

Ama Osmanlının bilmem kaçıncı işgal yılı ile TMT ve GKK’nin kuruluş yılını topyekûn kutluyorlar.

Kutlasınlar elbet…

Fakat onlar kutlarken…

Geri kalan insanların içi daralabilir…

Dışarı çıkmak istemez.

Hele bu iflas edemeyecek kadar zenginliği olmayan fakir ve bağımlı ülkede…

İnsanın haliyle canı sıkılır.

Ve yaseminlerin yasemin, fulların ful, güllerin gül gibi tütmediği bu yerde, dalda öten kuşa bile öfkelenir…

Dolgun

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31