Son günlerde Avustralya’da başlayıp dünyaya yayılan bir moda var, duymuşsunuzdur.

Planking…

Gençler diledikleri yerde yüzüstü yatıp fotoğraf çektiriyorlar sonra da  paylaşım sitelerine ekleyip sağa sola hava basıyorlar bir iş becermiş gibi.

Kısaca tatmin oluyorlar bir şekilde…

Yerde yatan gençlere bakıp ne oluyoruz, nereye gidiyoruz diye düşündüm…

Ne meditasyondur o yatış ne de bir rant kazandırır insana.

Sadece yatıyorlar…geçen gün birisi balkonda yatarken dengesini kaybederek düşüp ölmüş.

Üzüldüm.Mutlaka onun da bir ailesi sevenleri vardı ve bu boku bokuna gidişe üzülmüşlerdir.

Neden yapıyorlar hiç düşündünüz mü?
Çünkü gençlerin yapacak işleri yok.

Çünkü gençlerin karınları tok.

Çünkü gençler bunalımda.

Dünya paylaşım savaşlarında gençler keyfi yere yatmışlar mı, hiç sanmam.

Veya büyük bir deprem sonrasında bir köşeye çekilip öyle boş boş oturmuşlar mı onu da sanmam.…

Ya çok rahat olacaksınız bunalıma girmek için yada yapacak çok işiniz olacak.

***

İçeri girdi o an…

-Selam…

-A, doktor hanım hoş geldin iyi görünüyorsun.

-Belki öyle görünüyorum ama pek de iyi değilim.

-Hayrola.

-Biliyorsun ki beş yıldır kanserim ve tedavi oluyorum.

-Ne aşamada?

-Tahliller işte burada bak istersen.

Elinde bir çok film, tahlil vardı.Tek tek inceledim.Batın Tomografisi, PET (tüm vücudu tarayan bir tür film).

Raporlarına göre bir böbrek iflas etmiş,karaciğer büyümüş,pankreasa metastaz yapmış, vücudun çoğu yerinde lenfler büyümüş ve en önemlisi batın duvarına yapışık artık ameliyatla bile çıkartılmayacak bir kitle oluşmuş.

Yaklaşık 2.5 yıldır kesintisiz  süren Kemoterapi ve Radyoterapi  alıyor ama hastalık ilerlemesini sürdürmüş…sanırım son aşamasında.

-Doktor hanıma kahve çay? diye sordu içeri giren hemşire hanım

-Yok be kızım ne çay ne kahve artık hepsini de hayatımdan çıkarttım. Hiç iştahım olmadığı gibi yaşamaktan da keyif almıyorum artık.

Çektiklerini anlattı yaklaşık bir saatte.

Sonra bazı tavsiyelerde bulundum, alternatif (Klasik ve faydasız Kempterapi ile Radyoterapiye) tedavi şeklerinden bahsettim ona…

Gitti.

Çıkarken de “Dolgun,sağlık iyiyse kıymetini bilmeli, ne para ne de şan şöhret hiç önemli değil anladım ama artık benden geçti, buraya da veda etmek için uğradım” deyip gitti.

Nasıl bir duyguydu bu.

Nasıl bir sıkıntı yaşatır insana…

Daha birkaç yıl önce birlikte çalıştığım, ileriye dönük projeler üreten o doktor hanım muhtemelen birkaç ay sonra…

***

Anladım ki…

Bir sabah kalktığınızda gerçeği görecek ama elinizden hiçbir şey gelmeyecek çünkü geriye dönüş yolları ya tıkanmış olacak yada geriye dönseniz bile geçmiş ola.

Yazının başında da gördünüz.

Konuyu  Mağusa’daki Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’ndeki hırsızlık olayına getirip işlerin geriye dönüşü olmayabileceğine getirecektim

Doktor hanımın gelişiyle ne plan kaldı kafada ne de ileriye dönük bir düşünce

Önce kendinize iyi bakın sonra da….

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31