1960’lı yıllardan beri Kıbrıs sorununu çözebileceğine inanan onlarca Birleşmiş Milletler diplomatı ve Genel Sekreteri oldu. Bunların hepsi de sorunu bir üçüncü şahıs olarak anlayıp analiz ettikleri için çözebileceklerine inandılar. İnandılar ama işin içine girince çözüm üretmenin, daha doğrusu iki tarafın da kabul edebileceği bir çözüm üretmenin zorluğunu anladılar. Sonuçta da Kıbrıs sorununun yediği diplomatlar listesine isimleri kazındı.

          Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon ve Kıbrıs Özel Temsilcisi Alexander Downer de olaya ilk girdiklerinde kesinlikle çözülebilecek bir sorun olarak yaklaştılar ve yanıldılar. Güney’de Hristofyas, KKTC’de de Mehmet Ali Talat görüşmeci sıfatına bürünür bürünmez moraller daha da yükselmiş, beklentiler daha da artmıştı. Ancak bu beklentiler yanlış temeller üzerine inşa edildiği için tabi ki çözüm olacağına tam tersine çözümsüzlüğün kesinleştiği ortaya çıktı.

          Yanlış temelden kastım şudur. Kıbrıs konusunda belli bir şekilde kendilerine göre olacak bir “çözüm” isteyen dış güçler ülkemizde sadece kendileri gibi düşünenler veya kendilerinin ikna edebilecekleri kişilerle görüşürler. Buna ek olarak iki toplumlu korolar, folk dansları, tiyatrolar derken yine belli bir çevreyi devamlı Kıbrıs’ta ve üçüncü ülkelere de götürerek yedirip içirirler. Bunu özellikle AB ve bir dereceye kadar ABD de yıllardır yapmaktadır. Hal böyle olunca da duymak istediklerini duyup kendi finanse ettikleri iki toplumlu şenliklerde eğlenip iş başardıklarını sandılar. Yani tereciye tere sattılar ve bunun bir başarı getirdiğine inandılar ama aslında kendi kendilerini kandırdılar.

          Alexander Downer de kariyeri Kıbrıs sorunu dolayısı ile çıkmaza giren diplomatlar listesine eklenecek en yeni isim olacağa benziyor çünkü 2012’deki başarısızlığın şokunu atlattıktan sonra “yeni bir süreç” başlatmaya çalışıyor. Ancak bu defa görünen o ki Birleşmiş Milletler olağan yaklaşımı olan iki tarafın müzakere etmesi için ortam yaratma misyonunu aşmaya karar vermiş ve çok daha aktif bir rol almaya hazırlanıyor. Hatta BM’nin uzlaşılmış kabul ettiği bazı müzakere başlıklarını uygun gördükleri gibi bir şekilde listeleyip önümüze koyacaklarının haberi bile çıktı. New York’ta oturup bir liste hazırlanacak ve buna da görüş bir likleri belgesi veya buna yakın bir isim uyduracaklar sonra da “bunları aldım cebime koydum” misali o listedeki konulara dokunulmazlık getirecekler ve “bu konularda zaten anlaştınız, geriye kalanları müzakere edin” diyecekler. Sormak gerekir: 4 Mart 1964’den beridir her zaman Rumların yanında yer alan ve bizim soykırıma uğramamıza rağmen Kıbrıs Türküne yardım eli uzatmayan Birleşmiş Milletler şimdi mi listeye Rumun istemediği şeyleri alacak? Hepimiz biliyoruz ki o liste tamamen Ruma hizmet eden bir liste olacaktır.

          Peki yakınımızda bu büyük tehlike varken KKTC liderliği ne yapıyor? İste esas sorun burdadır çünkü KKTC’de tam bir liderlik boşluğu yaşanmaktadır. Devletin doruğunda oturan Cumhurbaşkanı Eroğlu dikkatini UBP’nin başkanlığını kendi desteklediği adayın mı yoksa Başbakan’ın mı yapacağına kilitlemiş. Dünya batsa önemli değil, en önemli şey Başbakan Küçüğün yerine Ahmet Kaşif’i UBP başkanı yapılacak.

          Downer, ortak görüş belgesi hazırlıyor, biz UBP başkanını değiştirmeye uğraşıyoruz…

          KTFF Rumların KOP’u ile anlaşıp onların altında ve dolayısı ile de Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında uluslararası maçlarda Kıbrıs Türk takımlarını oynatmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı’nın kendi sözcüsü bunun tehlikeli bir durum olduğunu açıklıyor ama Cumhurbaşkanı tam ters bir açıklama yapıyor ve “endişe edecek bir şey yok” diyor. Önemli değil tabi, biz UBP başkanını değiştirmeye uğraşıyoruz…

          Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde Downer böyle kolayca at oynatabilir miydi? Denktaş ona gayet diplomatik ama sert bir dille “her konuda uzlaşma olmadan hiçbir konuda uzlaşma olduğu kabul edilmez” ilkesini hatırlatır, haddini ve yetkilerini bildirirdi. Nerde o günler…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31