Etrafımda dönen sorular, baş döndürücü bir girdap etkisiyle ruhumdan sızmış, beni helak etmişti bütün Pazar.

Seçim bitti PARTY TIME da biter miydi? PARTY TIME bir seçim projesi miydi? PARTY TIME’da karma propagandası mı yapmıştım? PARTY TIME kişisel emellerime hizmet eden gizli bir proje miydi? Ben biz dezenformasyon ustası mıydım?

Bunlardan çok daha önemlisi, aylardır fırın kebabı propagandası yaptığım aile dostlarımıza rezil rüsva olmamdı. Bir Pazarı çok kötü şekilde yakmıştım. Birbirini takip eden bir dizi hata, mükemmeliyetçi fırın kebabistliğimi berhava etmişti.

Kabul buyurursanız meselenin teferruatını anlatmak arzusundayım.

İğneci Mehmet Kumser’den aldığım gizli bilgileri engin deneyimlerimle harmanlayarak giriştiğim taş fırında incik ve kaburga serüveni, son Pazara kadar gayet iyi gidiyordu.

Deneyimlerim yaratıcı fikirlerle gelişiyor, başarıdan başarıya zıplıyordum. Kendime olan güvenim o kadar artmıştı ki Mehmet Eziç ve Arsen Angı’ya hodri meydan çekmiştim. Bir cin fikirlilik edip siniye dizili parçaların ardından görünen salata ve kaba doğranmış soğan parçalarının fotoğrafı atık sessizce çekilmiştim huzurlarından. Onlar da Temmuz sıcağında taş fırın yakma cesaretime konsantre olup, beni övgülere boğmuşlardı.

Lakin tarih ve kader hataları affetmemişti. Önce kaynağı yeni bebeği olan yan komşu olan odunların bolluğunun cazibesine kapılıp taş fırına haddinden fazla yüklendim. Alevlerin dansının büyüsüne kapılıp tıka basa odun doldurduğum fırının alevlerin yaladığı duvarlarının büyülü görüntüsü, bana Ali’nin odunu bol bulunca ne yaptığını izah eden atasözünü unutturdu. Haliyle öyle bir kömür kesildi ki neredeyse fırının 2/5’i tepeleme doldu.

Manzaraya bakıp kömürü kürek marifetiyle azaltacağıma, hiç olmazsa kömürün küllenip oturması için bir müddet bekleyeceğime olaya giriştim.

En az iki kat folyo prensibini ihlal edip tek katla yetindim. Bu da yetmedi kömür üstüne dizdiğim kırmızı kiremitleri de ihmal edip dinlenmeye aldım. Daha kaç hata olabilirdi? Olur, olur… 3 saat kapalı beklediğim fırını açıp 1 saate yakın da açık kapak izledim. Oksijenin doluşuyla tutuşan kömürlerin küle ettiği incik saplarının kokusunu kayınço gelene kadar duyan olmadı. O da duydu da 1 saat sonra dedi kokuyu.

Sonuç, tam bir rezalet. O güzelim bütün kaburga gabirgas olmuş, inciklerin kemicikleri guzguniye dönmüştü. Onca propagandanın ürünü, tam bir sevinememe haliydi. Misafirlerden yaklaşık 800 defa özür diledim. Paket servis çağırma teklifimi kibarlıktan reddettiler. Yine de kurtarılan parçalar yeterince lezzetliydi. Aksine fırın kebabına salata, yoğurt, turşu, soğan ve ekmekten başka bir şey yakışmaz takıntım nedeniyle sofrayı da kifayetsiz kurmuştum. Sohbetin tadı da olmasaydı, kendi kendimi dövebilirdim.

Lakin Arsen Angı ve Mehmet Eziç beyfendilerle her Pazar yaptığımız kimin yaptığı yemek daha yaratıcı ve lezzetli Twitter atışmalarında bir manipülasyon yaptım. İtiraf ediyorum! Sinide henüz açılmamış paraların fotoğrafını paylaştım. Allahtan sormadılar da içi nasıl diye. Temmuz sıcağında fırın yakma cesaretim övgülerine mazhar olmaya yetmişti.

PARTY TIME’da gündem buydu fakat Sonay Adem Facebook’tan öyle bir fotoğraf paylaştı ki her şey allak bullak oldu.

havadis_foto1.jpg

“CTP Mağusa Milletvekili adayı Sonay Adem fotoğrafın altına şunları yazmıştı:
Uzun yıllar çalıştığım, alınteri döktügüm CTPnin ilçe binasında,seçimi kaybettiğim için helva yapıp getirmişler. Afiyet şeker olsun.... Her şey için teşekkürler...”

PARTY TIME kendi maksatlarım için ziyan edip kullanabileceğim bir platform değildi! Hemen helva meselesine el attık. Önce Sonay Adem’i aradım. Daha önce VIP konuğumuz olmuş, bıyıklarını kesip kesmeyeceğini sormuştum. Vardı bir samimiyetimiz haliyle. Konuyla ilgili olarak bu hafta konuşmayacağını beyan ettiler. Partisinin Mağusa İlçesi’nden evine helva gönderildiğinin bir şaka mı yoksa gerçek mi olduğu soruma sadece şu cümleyle yanıt verdiler: Bıyıklıyız ya!

El mahkum arkeolog Dr. Bülent Kızılduman, Psikolog Şerif Tükkal, Dr. Çiğdem Dürüst, İlahiyatbilimci Dr. Yusuf Suiçmez ve Halkbilimci Oğuz Yorgancıoğlu ölüm, gömülme, ölüm sonrası ritüeller, kaybetme psikolojisi ve yas süreci ile ilgili helva tadında bir program yaptık.

Sandığa gömülenlerin psikolojisini anlamaya çalıştık. Tek üzüntüm Selimiye’nin efsanevi sesi Ahmet Gürses hocaya ulaşamamak oldu.

Bir de Zeki Müren’in sesinden Mevlidi Şerif dinlemek kısmet oldu ya PARTY TIME’da, daha ne isterim?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31