Usul usul deniz kıyıları döverken geçtim tam da oradan.

Sen yoktun ama kumlar oradaydılar.

Kumlar hiç ihaneti bilmediler.

Bırakıp gitmediler yerlerini…

Her an, her gün dövülseler de dalgaların hırçın vuruşlarıyla…

Kumlar huzursuzlar…

Uyku tutmuyor…

Böyle olsa da kumlar hiç ihaneti bilmediler.

Bırakıp gitmediler yerlerini…

Sahil de onların, deniz de.

Kayalar da kendilerinin, yosunlar da.

Bırakıp giderler mi hiç?

Bize hoş gelen dalga sesinden hep uyanık kalmak zorundalar…

Bizse huzur buluyoruz ay ışığında salına salına ilerleyen denizin dalgalarından oradaki mücadeleyi bilmeden.

Bir seçim arifesindeyiz yine.

İrademizin bir daha ayaklar altına alınacağı eylemin tam da ortasına doğru ilerliyoruz.

Kaçmak istiyoruz, kaçmak imkânsız.

Oysa biliyoruz hepimiz…

Seçim tamamen formaliteleri yerine getirmek içindir.

Başkalarının ensemizde boza pişirmesidir bir bakıma.

Yine de her şey normal gibi olacak.

“Demokratik hakkımızı kulandık” diyecekler.

“Demokrasimiz işliyor” diyenler de olacak.

Ama kimse, “bu askeri yasak bölgede seçim mi olur” sorusunu soramayacak.

Ne biçim seçim bu?

Ne biçim bir demokratik hak?

Kendi yerimizde azınlığa düşüp çoğunlukmuşuz gibi demokratikçilik oynatıyorlar, göremiyoruz.

Bize ne oldu?

Eskiden dağlara taşlara inadına kaçardık.

İnadına mevzilerde yatardık.

Yine de irademiz yedirmezdik kimseye.

 Bir seçim arifesindeyiz yine.

 Bugünkü koltuklarda oturanların bazıları kalkıp gidecekler…

Bir daha giremeyecekler o yasallılığı tartışılmayan meclisin içine.

Kimlik soracak görevli, “Nereye hemşerim” diyecek.

Yenisi gelecek o koltuğun sahibinin yerine.

Bırakmak zorunda kaldığı aynı koltuğa oturacak.

Eski sahibi hiç ayrılmayacağını düşündüğü koltuğunu terk etmek zorunda kalırken ağlayarak bakacak geriye.

Dönüp de baktığında, bakmaya yüzü kalmışsa, bir de kavrayabilmişse gerçekleri belki de pişman olacak, elinde güya yetki varken yumruğunu masaya vuramadığı için.

Usul usul deniz kıyıları döverken geçtim tam da oradan.

Sen yoktun ama kumlar oradaydılar.

Kumlar hiç ihaneti bilmediler.

Bırakıp gitmediler yerlerini…

Her an, her gün dövülseler de dalgaların hırçın vuruşlarıyla…

Kumlar huzursuzlar…

Uyku tutmuyor onları…

Böyle olsa da kumlar hiç ihaneti bilmediler.

Bırakıp gitmediler yerlerini…

Sahil de onların, deniz de.

Kayalar da kendilerinin, yosunlar da.

Bırakıp giderler mi hiç?

Bizse terk ettik.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31