Kime baksam dilinden "etik" kelimesini düşürmüyor...

Her atılan adımın ve/veya yaşanan olayın "etik" olup, olmadığı tartışılıyor...

Ancak unuttukları bir şey var, o da bizlerin "etik" denen şeyi 15 Kasım 1983 tarihinde toprağa vermiş olmamızdır...

Yani "KKTC"yi ilan ederek kendimizi "etik" dışı bir yapının içine sokmuş olduk...

Ve o tarihten bugüne kadar da bu "etik" dışı yapı içinde boğuştuk, durduk...

Bakınız sevgili arkadaşlar, her toplumun kendine göre "gerçek" olarak kabul ettikleri hayalleri vardır...

Bir kesim hayatı boyunca bu hayaller ile yaşarken, diğer bir kesim ise bu hayallerin "gerçek" olan şeklini ortaya koymaya çalışır...

Tamamen "çıkar" ve "menfaat" üzerinden yoğunlaşan bir durum... 

O nedenle bu durumun eğitim ile bir alakası yoktur!..

Tüm bunların üzerine bir de dünya gerçekleri vardır...

"Uluslararası hukuk" ve "insan hakları" gibi dünya geneli tarafından kabul edilmiş kavramlar...

Bunun anlamı "her isteyen dilediği şeyi yapamaz"dır...

Yani atılacak her adımın bir kuralı vardır...

1960 anlaşmalarının da kuralları vardı...

Ve her iki toplumda buna uymakla yükümlüydüler...

Bu antlaşmaları her iki tarafta ihlal etmiştir ancak bu ihlali yaparkende "60 anlaşmalarından doğan haklarını" işaret ederek hareket etmiştir...

Türkiye'nin adaya düzenlediği "20 Temmuz çıkarması" da yine o 60 anlaşmalara dayandırılarak gerçekleştirilmiştir...

Ama daha sonra "14 Ağustos 1974" tarihinde düzenlediği ikinci harekat ile dün Sayın Şener Levent'in de ifade ettiği gibi garantör ülke konumundan işgalci konumuna geçmiştir...

Ve adanın kuzeyine uyguladığı nüfus politikası ile bu işgalci konumunu kalıcı hale getirmiştir...

Kısacası uluslararası hukuku ayaklar altına almıştır...

İşte bu "etik" dışı sürecin sonucunda dünyaya gelen "KKTC"de "etik" dışı "devlet" olarak dünyaya gelmiştir...

Zaten dünyada bu "etik" dışı çocuğun doğumuna sessiz kalmadı ve BM Güvenlik Konseyi önce 541 daha sonra ise 550 sayılı kararlarını üreterek durumu tüm dünyaya izah etmiştir...

KKTC'yi açıkca Türkiye'nin bir alt yönetimi olarak tanımlamıştır...

Daha sonraları ise sırayla "ABAD" kararları, "AİHM"in Türkiye'yi adanın kuzeyinde işgalci olarak göstermesi, yine AP'nin aynı yönde kararlar üretmesi ve dahası...

Tüm bunların üzerine üretimden kopartılmamız, Rum mallarının yağmalanması ve kurumlarımızın peşkeş çekilmesi de cabası...

Yine 90'lı yılların ortalarına kadar Rumlardan elektrik alıp bunun karşılığında bizlerden toplanan paraların alınan elektrik nedeniyle Rumlara ödenmediğini de biliyoruz...

Ve bu paraların herhangi bir şekilde elektrik sorunumuzu çözmek için kullanılmadığını da!..

Yani toplumdan toplanan paraların akibeti toplayanların ceplerinde belki!..

İngiltere ülkesindeki kaçakların tümünü Kıbrıs'ın kuzeyinde arıyor...

Bu kaçakların içinde çılgınlık yapıp adanın güneyine geçmeye çalışanlar ise Kıbrıs Cumhuriyeti'nde yakalanıyor!..

Yani uluslararası hukuk kuzeyde değil güneyde işliyor...

Bu da bizlere hangi tarafın gerçekleri, hangi tarafın ise hayalleri yaşadığını ortaya koyuyor...

Adanın kuzeyinde yaşanan "etik" dışı olayları yazmaya inanınız sayfalar yetmez...

Aslında "etik dışı" yerine "ahlak dışı" yazmak daha doğru olurdu ancak bugünkü konumuz herkesin dilinde olan "etik dışı"lık...

DP ile UBP'nin birlikte hareket etmesi etik dışıymış!..

İrsen Bey'in kurultay döneminde yaptığı istihdamlar da etik dışıymış...

Kardeşim sizlerin kurduğu devletten sözde onu yönetmek için oturduğunuz koltuğa kadar her şey etik dışı!..

Siz hala neyin "etik" kavgasını veriyorsunuz?

"Etik" kelimesine biraz inansanız ve saygı duysanız önce ülkenin bu durumda olmasına isyan ederdiniz...

Ve başkaları tarafından talimatlar ile yönetilmeyi hazmetmezdiniz...

Dolayısıyla da bugün "etik" diye diye de bizler ile dalga geçmezdiniz...

Neyse ki 15 Kasım var da 1983 tarihinde toprağa verdiğiniz "etik"i ziyaret edip her yıl onu yad ediyorsunuz!.. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31