Bazen oturduğum yerden geçmişe giderim.

Bazen hayal kurar geleceği yaşarım.

Bazen o gün neler yaptığımı düşünür, yanlış mı yaptım, derim.

Bazen de öyle boş boş oturup duyularımı dış dünyaya kapatırım.

Beklentilere girmek istemem.

Beklenti hem iyidir, hem kafa karıştırır.

Bir şeyler istersiniz mesela, geleceğe dair.

Birilerini çağırırsınız.

Ne birileri gelir hayalinizdeki gibi ne beklenenden bir ses çıkar.

Üzülürsünüz.

Geleceği düşünmemek lazım o yüzden.

Ne olacağım, dememeli.

Mesela bir hedefiniz vardır.

Doktor olmak istersiniz veya pilot.

Diyelim her iş tıkır tıkır çalıştı.

Takıntısız geldiniz.

Ve hayalinizdeki gibi kendinizi kokpitte buldunuz.

Bulutlar arasındasınız o anda.

Ve siz bulutlara, bulutlar size bakar.

Uçak gitmektedir bu arada.

Saatte bilmem kaç kilometre hızla hem de.

Ve otomatik pilot devrede.

Size sadece viski içerken uyanık kalmak düşer.

Ki göstergelerde sorun varsa kontrolü ele alasınız.

Sonra?

Sonrası yok bunun.

Hayalinizdeyseniz eğer hayaliniz bitmiş demektir.

Ve hayal olmazsa bundan sonrası sadece can yakar, can sıkar.

Talat Kıbrıslıların tedaviye ihtiyaçları var, dedi.

Hastayız yani.

Hep beraber bu adada toplanıp adayı hastaneye döndürmeliyiz.

Hem de akıl hastanesine.

Aklımızdan zorumuz var yani.

Talat durdu durdu ve turnayı tam da gözünden vurdu.

“Kıbrıslar tedaviye muhtaç” dedi.

Yanlış değil bu.

Öyle olmasaydı.

Durup dururken bir birimize neden girelim?

Birbirimizle birlikte kavgasız yaşarken…

Neden birbirimizi katledelim?

Deli miyiz biz?

Deliyiz ki yurdumuz elimizde sorunsuz iken, gidip kendi ellerimizle üstelik başka ülkelere terk ettik.

Aklımızdan zorumuz var ki Talat gördü, biz göremedik.

Bizde bir Aziz Nesin yok.

Yok yüzümüze söylesin.

Desin ki “ey Kıbrıslılar sizin yüzde altmışınız zekâ özürlüdür.

Diyen çıkmadı.

Herkes aklından memnun olmalı ki oturdular oturdukları yerde.

Kaderlerine razı oldular.

İlle bir koruyucu istediler.

İlle bir bekçi…

Neticede gördük.

Bizi daha da bağlayacak su borusuna bağlayacak olandan önce koştuk, kendimizi boruya sardık.

Bir de arıtılmamış deniz suyu ile karışık suya palespandres dalarak “oh be ne tatlı” bile dedik.

Böyleyiz işte.

Bizde biraz akıl eksikliği, biraz da eblehlik var ki Talat dedi…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31