“Kusura bakmayın” diyor sayın “başbakan”, bütün kibarlığını takınarak.

“Sizi bir sefer daha evlerinize kapatacağız, ama bu sefer son olacak, söz veriyorum” .

Aralıkta yine tıkılacağız evlerimize, “sayılmak” için.

Son sayımın üstünden 5 yıl geçmiş.

Pat diye sorsalar, “son sayım geçen yıl yapıldı” derdim.

Tartışıyorduk gerçek sayımızı daha yeni yeni.

Dün yapılmış gibi sanki.

Kafalarımız karışıktı.

Yok De-facto ,  yok de-jure diyerek allak bullak etmişlerdi beyinlerimizi..

Sahi neydi o kelimelerin anlamı?

Devamlı yaşayanlar mıydı bahse konu, yoksa arada bir gelip kumar da oynayanlar mı?

Mehmet Ali Erbil, Nazlı Ilıcak, İbrahim Tatlıses gibileri de vardı herhalde bu deyimlerin içine giren.

Meğer bilmediğimiz ne kadar çok vatandaşımız varmış…

Geçenlerde İstanbul’un bir kenar bölgesinde birisi ile konuşuyordum.

Ben hala eski zamanlardan kalmış olacağım ki onun Kıbrıs’a nasıl gidildiğini bilmiyor sanıyorum…

Vatandaşmış benimle.

Çıkartıp KKTC kimliğini gösterdi..

“Hemşeriyiz”, dedi .

Baf’ı sordum, bilmiyor.

O da De-jure içerisinde olabilr.

O yüzdendir ki hala çözmüş değilim verdikleri rakamın içerisine kimlerin girdiğini.

Bugün sayımızın ne kadar olduğunu kimse bilmiyorsa, bu karışıklıklardandır.

Her gelenin Ankara’da  bir “yakını” ille ki vardır.

Ve Ankara’daki yakınlar her nasılsa KKTC vatandaşlığı için ille ki bir “rica” da bulunuyorlar.

Ve her “rica” sonrası, Baf’ın yerini bilmeyen bir sürü yeni vatandaşımız oluyor de-jure veya de-facto..

Sayın başbakan da bilmiyor bu yüzden kaç kaldık..

Kimse bilmiyor ama zırt pırt sayım yapıyorlar, “sayım yaptık” demek için.

İşte son açıklama, sayım 4 aralıkta.

Neyi, kimi sayacaklarını açıklamadan, sayım için bizi bir gün daha tıkacaklarını açıkladı sayın başbakan.

İnsanın ömrü ortalama 70 olsa, 5 yılda bir sayım için ömrümüzden en az 14 gün eve kapanmamız gerekecek.

Bu da hayatımızın2 haftası demektir.

Bir bakıma 14 gün ev hapsi…

Diğer deyişle iki hafta gözetim altı.

Bekle ki birisi kapınızı çalacak, “sayım için geldik” diyecek ve bir sürü abuk sorularla sizi sayacak.

Sahi biz gerçekten sayılıyor muyuz ?

Bizi saysalardı, bize böyle davranmamaları gerekirdi.

Mesela bize sormadan soluduğumuz havaya ortak getirmezlerdi.

İçtiğimiz suyu kullansın diye başkalarını taşımazlardı.

Mallarımıza ortak olmazlardı.

Yediğimiz buğdayı, kullandığımız petrolü bitirsin diye birilerini getirip yanımıza yerleştirmezlerdi.

Bizi saysalardı eğer bizi bize bırakırlardı, kendi kendimizi idare edelim diye.

Geleceğimizle ilgili kararları kendimiz vermemiz için  bizlere yaptırırlardı referandumlarını.

Örneğin Annan Planı referandumu.

İkide birde, “Biz evet, onlar hayır” dedikleri şeyi aslında biz yapmadık .

Gerçekte, yerleşiklerin RTE emri ile çıktı o “evet”.…

“Sayın” Başbakan açıkladı,” sayım “ var…

Bizi saymadıkları belli de neyi sayacaklar merak ettim..


Günün Karikatürü:

Kumar...

1.20111124003226.jpg

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31