Hiç dönüp bakmadım etraftakilere…

Kim var…

Arkalarında bir tanıdığa rastlar mıyım?

Bizden kaç kişi orada?

Hiç bakmadım.

Biletimi verdim, koltuğumu ayırttım, sonra bir kenara çekilip son günlerde okuduğum aşk romanına dalarak bizleri uçağa almalarını bekledim.

Sanki Amerikan asfaltında giden lüks bir arabadaydı uçak.

Ne bir sarsıntı, ne de bir sorun vardı yolculuk boyu…

Ki hostes anons yaptı, ” “KKTC” için alçalıyoruz,” diye.

Kitabımı yavaş yavaş kapatıp çantama yerleştirdim.

Işığı kapadım.

Ceketimi giydim.

Tekerlekler yere değdiğinde arkadan kopan alkışları dinledim.

Anlamıştım alkışların çokluğundan…

Çoğu belki de benden başka herkes, TC’liydi yolcuların…

Derken baktım bir ses, “Hade be gak da geldik”…

Tamam, en az iki kişi daha vardı…

Muhtemelen o da sinmişti benim gibi, yol boyu…

O da benim gibi azınlık olduğunu çok iyi biliyordu.

Ve orada da oranımız tıpkı ülkemizdeki oran gibiydi, biz artık TC’li nüfus sayesinde kendi ülkemizde azınlıktık...

Her zamankinden daha erken saate almıştım bileti en azından geceyi kurtarmak için.

İndiğimde gece başlamamıştı daha…

Arkadaşımı aradım, “Neredesiniz?”

Zeytinlik Köyü Cami’nin karşısındaki Verane Meyhanesi’ndeymişler.

“Gel senin de yerin ayrılmış ” dedi…

Elbette hayır diyecek halim yoktu, yürüdüm o yöne…

Meyhaneci Leymosun’da doğmuştu ama “Baflıyım” diyor.

Şeftali kebabı, memleket içkileri, bildiğimiz Kıbrıs mezeleri vardı menüde.

Yan masadakiler de Kıbrıslıydılar.

Rakı yoktu masamızda 31 vardı.

İçtikçe açıldık açıldıkça güzelleştik…

Ve gecenin ilerleyen saatlerinde ki kafalar biraz daha iyiydi…

Konu Kıbrıs meselsine döndü.

Son günlerde yaşananlara…

Bilhassa kukla yöneticilerin, bize ait olan neyimiz varsa, kendi sahiplerine, kendi mallarıymış gibi peşkeş çekmelerine…

Ve bu peşkeş çekmelerle bizlerin, yani Kıbrıslıtürklerin, biraz daha Müslümanlaştırılmaları için son günlerde hızlandırılan trafiğe.

Derken son günlerin baş aktörü İrsen’e şevgiler, anavatana minnetler ve muhalefet partilerine şefkatlerle devam etti muhabbet.

Çoğu, Kıbrıslıların içinde bulundukları durumdan rahatsızdı.

Oradan ayrılırken meyhaneciye bu kafayla muhabbetimizin sonunu getiremediğimiz gibi hatıra kalsın diye bir fotoğrafını bile çekemem.

Yarın sabah kaçta buradaysan söyle, erkenden geleyim…

- Sekizde buradayım gel,  dedi.

Karlı, karanlık, soğuk İstanbul’dan aydınlık, güneşli ve ılık Kıbrıs sabahında uyanmak her şeye rağmen güzeldi.

Hiçbir olumsuzluk bozamazdı sabah keyfimi.

Vurdum sırtıma fotoğraf makinemi attım kendimi dışarıya.

DEVAMI VAR…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31