1977’lerde  şişman, tatlı sesli bir şarkıcı vardı.  İbo.   “Benim balonlarım var,  çocuklar beni anlar,  çocuklar ve balonlar “ şarkısı çok popüler olduydu.  Epey zaman o  “balonlu”  şarkı ile hem büyükler hem de çocuklar oyalandıydı. 

Geçen hafta,  artık  icat edilip keşfedilecek tek bir toplumsal olayın kalmadığı memlekete baktıkta düşünüverdiydim:   “Meğer ne çok balonlarımız varmış!”

İster uçurursunuz,  ister patlatırsınız.  Sonuçta oynanması en kolay olandır balon.  Uzaydaki nesneler gibi yavaş çekimde uçarlarken ister bir fiskede patlatır isterseniz  küçük parmak dokunuşlarıyla  havalandırırsınız…  Balon kadar  size tabi olmuş bir başka munis oyuncak yoktur.    Onun için çocukların göz bebekleridir balonlar…

VE BU TOPLUMUN ÇOK  BALONLARI VARDIR:  Artık iki kişi bir yere geldi miydi bir Dernek yahut Birlik kuruyorlar ya. Sayıları iki binleri aştı mı?  Sadece benim çevremde elimi sallasam ellisi,  çağırsam çifte tellisi kadardılar.  Bazıları böylesi STÖ’leri oluşumlarına toplumsal zenginlik demektedirler.  Olabilir.  Yeter ki insanlar  olumlu  etkinliklerinden yararlansınlar…

FAKAT:  Çoktandır yani Annan planı kampanyalarından beridir artık bu işin şirazesi kaydı!.  Herkesler kendi  balonları ile  oynuyor gibi görünüyorlar ama ya  “uçururlarken”  kapıyorlar “avroları” yahut patlatırlarken!   Her iki halde de eldeki balonların ipleri de kumandası da dışta olmakta…   

****

BÜYÜK BALONLAR

Büyük miktarlarda avrolar bu  “büyük balonlar”  nedeniyle kapılmaktadırlar.  “Asırlarca Türklerle Rumlar bu adada kardeş kardeş yaşadılar”  deyip zamanı geldiğinde Annan planlarına sırt verilip,  sonrasında tekmilinin Güney’den alınıp,  tatbikinin Kuzey’de yapıldığı  propagandalara dalındıkta,  iyi paralar yani avrolar vurulmakta               

****         

KÜÇÜK BALONLAR:      Geçen hafta onların bir ikisi ile tanıştıydık.  Bir tanesi  Muzaffer Gürkan ile Ayhan Hikmet olaylarıydı.  O 1962 dönemlerinde biz Ankara’daydık,  yazık kaçırdıydık buradaki olayı.  İhsan Ali’den bu yana en etkili olanıydı ki  kapsamında  yine Türklük-Rumluk daha doğrusu o günkü koşullarda  “Rumcular” olayı  vardı.

Yarım asır  sonra o cinayetler yıldönümü ile yine gündeme getirilip elli yıl önce kim ne söylemiş ne düşünmüşse, noktasına virgülüne dokunmadan yine aynilerinin söylenip aynilerinin düşünüldüğünce söylenip yazılıverdiler.          

Çünkü     ülkede bitip itmeyen  “liderlik” ve partisel   çekişmeler nedeniyle kamplara ayrılan insanların oyuncağı haline getirilmiş  “Türk-Rum”  ilişkilerinin balonlarını uçuranlar için bu olayı kaşıyıp tekrarlamak,  sonra da patlatıp keyf almak artık klasiklere karıştı!  Nitekim Hikmet’le Gürkan’ın balonlarını    bir kez daha patlattılar! 

Tabi bugünkünde hedef az biraz farklıydı:  Rumlarla Türklerin kardeşliğinden doğacak barışı savunanlar,  tersi cephede yer almışlar tarafından nasıl kurşunlandıklarının balonlarını uçurdular!  Ve bir kez daha şöyle bir sonuca vardılar:  “Her kim ki bu adada Türk Rum birlikteliği ile barışını savunmuşsa milliyetçi denilen şoven güçler tarafından öldürülmüşlerdir…”   Korkunç bir saplantı!

   ****         

GÜDÜMLÜ BALONLAR

Konu ve sorun bu adada Türk-Rum haklarının siyaseten barış içinde çözüme ulaşmaları oldukta ajan provokatörler  yanı sıra  ki bunlar  “avroları cepleyenler  takımdandırlar”  bir de kafaları ile anlayışlarını tatmin yollarında balonları ile oynayan  “çocuklar” türediler ya.  İşte avrocular bu türedi çocuklara madik atıyor,  kendileri Allah ne verdiyse “ham”  yaparlarken,  onları da    “barışçılar”  diye kandırıp yollara salıyorlar!   

Mesela  “Türkiyesiz bir Kıbrıs’ı gerçekleştirmek için çalışan “avrocular,”  Kıbrıslıları   Türkiyelilerin üzerine saldırtmaktadırlar.  (Kör talih işte.  Bazan da işler ters gitmekte,    bazı  TC kökenliler ırza geçmelerden gasp etmeye varıncaya kadar neye rast gelip denk düşürmüşlerse üzerlerine saldırmaktadırlar!)  

NİTEKİM Geçen hafta  olaylar fena vurduydu.  Fakat  “Türkiye gitsin”  diyenlerin de ekmeğine bal kaymak sürdüydü.  Uçurulan balonlarda artık bu memlekette TC’ lilerle Kıbrıslı Türklerin bir arada yaşamayacağı yazılıyordu!  Kimselerin gıkı çıkmadı çünkü o insanlıktan nasibi olmayanların yarattıkları olaylar nedeniyle  savunulacak tek yanları kalmıyordu!   
Zaten hemen ardından  “güdümlü  balonları” uçuranlar artık Türkiye’nin Kıbrıs’la ilgili politikasının iflas ettiğini söylediler.  Kimse de  bu söylemin balonunu  patlamak gereğini duymadı!

SAHİ:  Lefkoşa’ya geldiğinde leblebi çiğneyip demir püsküren Sn. Akça bir sustu pir sustu!  Durum vaziyetleri seyreyleyip gülüyor mu yoksa ağlayıp dövünüyor mu bilen yok.  Oysa tam konuşmasının gerektiği bir dönem. 

 ****

 VE MİNİK BALONLAR

Ne diyorduk başlarken.  Memleket hiç bu kadar  “bağrı yanık”  insanlarla kaim olmadıydı!  Kimseler bu kadar Kıbrıslı da olmadıydı!  Vatanını milletini severken,     her halde  kafalarını karıştıran  şaşkınlıklardan olmalı,   hiç bu kadar Rumlar’la dostluk ve  kardeşlikten de  söz   etmedilerdi!  Ve Türkiye’ye yönelik olumsuz tepkileri  hiç bu günkü kadar yoğunlaşmamıştı. 

Her  “hareketin”  bir taraftarı,  her “taraftarı” organize eden  “birileri”  ve hepsini bir Birlik yahut Dernek içinde toplayan bir  “örgütlenmeler”  olayı vardır… 

İşte onlardan bazıları “eşekler kaplumbağalarla” oynayacak kadar masum ve samimi,   bazıları siyasi partilerin  kuyrukları oluşlarda  Niyazi de olsalar,   balonları hep pembe renklidirler.  “Uçur” derler uçururlar,  “patlat”  derler patlatırlar.  Kendileri düşünmektense hayranlık duyduklarının düşüncelerini  seslendirirler…  Bir kusurları vardır.  Hem çokturlar hem de her seçimde çok şey isterler.  Yedirirler doyuramazlar,  verirler yetiştiremezler!  Yine de onlar tutun ki en az zararlı olanlar takımındadırlar.    

NOT:  En erken zamanda siz de bir balon sahibi olun.  Çok iyi oyuncaktır,   çook!  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31