Kelimelerin hep söylenmiş olduğuna inandım çok zaman.

Ben değilim her birini keşfeden, yaratan. Kim bilir kaçımız aynı kelimelerin yörüngesinde kaldık dönem dönem. Kim bilir kaçımız bunca bir arada kullandık onları. Ya da kullanamadan tükettik hoyrat ve acımasızca.

Oysa zaman ve mekan öyle mi ya!

Sadece dostluklar için bile Richard Bach’ın Martı’sı, zamanı ve mekanı kaldırabileceğimizden bahseder, düşünce gücüyle.

Uzaklarda, çok uzaklarda bir sevgili bir dost, kalbimize yakınlığı kadar uzaktır bir bakıma.

Ne kadar değerliyse o kadar özlenir, o kadar uzaktır aslında. Hasreti artar.

Üstelik, Franz Kafka’nın o çok ünlü eseri ‘Metamorfoz’u hatırlayanlar, öykünün insan varlığının saçmalığı üzerinde durduğu bilgisiyle, yaşamakta olduğumuz hayatın sadece ‘an’lardan oluştuğunu da sanırım algılarlar.

Böceğe dönüşen Gregor Samsa ile martıya dönüşen Jonathan Livingston arasında pek de farklılık olmadığını düşünmemiz de mümkün.

Resme böyle bakınca; ‘an’lardan oluşan hayatımızı, ne biriktirerek, ne de erteleyerek yaşayamadığımız sonucuna da varmak imkanlı!

*

Yaşamın, doğduğumuz anda bitmeye başlayan bir nosyon olduğunu bilerek yaşamak gerekiyor belki de. Klasik sorgulamalarda olduğu gibi, “şu yaştayım ve şunları yaşadım, yaşamak için hedefldiklerim ise şunlar, peki hedeflerimin neresindeyim?” kesişmelerini yaşadınız mı hiç?

Ama öyle, meta ile ilintili hedefler değil bahsettiğim.

Mesela “yeteri kadar aşık oldum mu?” diye kaç defa sordunuz kendinize. Ya da “hiç aşık oldum mu?” diye soracak kadar sathi mi yaşamınız?

Sorgulanmalı insan yine kendisi tarafından. Kendi kendisine itiraf etmekle kalmamalı üstelik. Çünkü itiraf saflaştırmaz insanı, kendisi ile yüzleştirir ancak.

Hiç bir şey için gecikmediğinizi söyleyen iyimser duygu riyakarları, en kötüsünü yapar bizlere.

Çünkü ‘an’lar tükendikçe, tükenen her ‘an’ için, her şeye gecikmişizdir, eğer yaşamamışsak dilediklerimizi dilediğimizce.

*

İşte tam da burada, bahar düğüm düğüm etmeli boğazımızı. Dalga dalga gelmeli üzerimize. Bahara ve getirdiklerine yenilerek yenmeli teker teker ‘an’ları, yaşaya yaşaya. Vakit varken kalbimizi açarak onu hızla çarptırana.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31