Bugün bu ülkede yaşayan Kıbrıslı Türkler olarak, mücadelemiz yıllardır sürüyor. Bu mücadele pek çoğumuz hayata gelmeden önce başladı. Ve biz hayata veda ettikten sonrada devam edecek. Görünen manzara bu.

Tarih 10 Aralık 1946. Daha önceleri de yeri gelmişken örnek olarak vermiştim. Kavga ENOSİS’i önleme kavgası. Bu ülkede yaşayan Türkler için, Türkiye için Kıbrıs adasını kaybetmemek. Kıbrıs için tek çözüm yolunu ENOSİS olarak gören zihniyet, İngiliz sömürge Bakanını ziyaret edip bu talebi iletir. Kıbrıslı Türklerin en etkin örgüt olan KATAK (Kıbrıs Adası Türk Azınlıkları Birliği) bu gelişme sonrasında 11 maddelik istekler muhtırasını açıklar.

Birinci madde aynen şöyle;

“Müftülüğün yeniden ihyası, dini işlerin müftülüğe devredilmesi ve müftünün halk tarafından seçilmesi”.

Yıllar önce bunun kavgasını vermiş bir halkın şimdi dini, imanı tartışılıyor. Fatiha süresini dahi bilmiyorlar. Kime ne? Yada sana ne? Bilindiği gibi Haspolat’ta 200 dönümlük arazi Kıbrıs İlim, Ahlak ve Sosyal Yardımlaşma Vakfına verildi. Karar adeta jet hızıyla onaylanıp resmi gazetede yayınlandı. Konu bir süredir gündemde. Daha önceki dönemlerde Uluslar Arası Kıbrıs Üniversitesi de söz konusu araziye talip olmuş. Bunları son günlerde yaşanan gelişmelerden dolayı sıkça duymaktasınız. Uluslar Arası Kıbrıs Üniversitesi ve bazı sivil toplum örgütleri çarşamba günü Başbakanlık önünde bir eylem gerçekleştirdi. Başbakan Sayın İrsen Küçük ise ayni saatlerde, Bakanlar Kurulu toplantısına girerken konu ile ilgili açıklamalar yaptı.

Sayın Başbakanın açıklamalarında benim dikkatimi çeken iki ayrıntı oldu. Sayın Küçük Uluslar arası Kıbrıs Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Sayın Mete Boyacı ve ailesinin Haspolat’ta 2000 dönüme yakın arazisi olduğunun altını çizdi. Yani siz Boyacı ailesi olarak yatırım yapmak istiyorsanız kendi arazilerinizi kullanın. Bunun anlamı bu. Devletin Üniversite kullanımına verilecek arazisi yok. Devlet ancak hayır işleri(!) için arazi tahsisi eder. Bu noktada hükümetin dini yatırımlara önem veriyor imajı yaratmak gibi bir gailesi de yoktur her halde. Her halde biz yanlış anlıyoruz. Devletin malı demek, halkın malı demektir. Halkın rızası olmadan, hükümet olmanın erki ile böylesi kararlar almak ve bu kararlardan siyasi çıkar sağlamayı ummak ne kadar doğru?

Lefkoşa da tarihi değeri olan okulların Haspolat’taki “Eğitim kompleksi” içine taşınması fikride Sayın Başbakanın dikkat çeken söylemlerinden.

Bu bölgedeki okullar ihtiyaca cevap vermiyormuş. Sanırım düşünce öğrencileri ilahiyat ortamına getirerek etkilenmelerini sağlamak. Okulların çıkmasıyla boşaltılacak binalar da modern alışveriş merkezleri haline getirilecek.

Bunlara hiç gerek yok. Bu ülkede modern okullara, eğitime ihtiyacı olan engelli çocuklar da var. Tüm bunları yapacağınıza tam teşekküllü bir engelli okulu yapsanız daha iyi olmaz mıydı? Hem sevabı da çok.

Lefkoşa Devlet Hastanesi arkasında bir engelli okulu var. Hemen yanında Hastane polikliniğinin devamında “Zührevi Hastalıklar merkezi” Gece kulüplerinde çalışan insanların sıkça uğradığı yer. Hemen bu engelli okulunun dibinde. Yolunuz geçerse bir uğrayın. Oradaki manzarayı görün. Gerçek ihtiyaç nerede, gerçek anlamda insana yatırım nasıl yapılır bir düşünün. Bir kerede iktidar hırsını bir kenara koyun. Hırslar bir kenara, vicdan bir kenara. Bakın hangisi daha çok huzur veriyor.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31