Ele avuca sığmayacak kadar ufak…

Dünyada yaşanan kötülükleri göremeyecek kadar küçük…

Henüz bir buçuk aylık bir bebek…

19 yaşındaki bir gencin hız düşkünlüğüne kurban oldu…

Böyle bir acı yok…

9 ay karnınızda taşıdığınız çocuğunuzu henüz bir buçuk aylıkken toprağa vermek…

Bu acının ne tarifi ne de açıklaması olabilir…

Bugüne kadar yazdığım hiçbir yazıda bu kadar zorlanmamıştım…

Gözyaşlarımı tutamadan birçok yazı yazdım ama bunu gibi değil…

Kimsenin ama kimsenin, düşmanımızın bile başına gelmesini istemeyeceğimiz bir durum…

O anne ve baba, bir buçuk aylık çocuklarını toprağa nasıl verecekler, nasıl bir acı bu?

Düşünürken bile kanım donuyor…

Elbette ki kazaya sebep olan 19 yaşındaki insanımızın yaşayacağı en büyük ceza, ömür boyu taşıyacağı ve onu bir an olsun bile yalnız bırakmayacak olan vicdan azabıdır.

Hepimizin başına gelebilecek bir durum…

Süratten kaçsanız, alkole yakalanıyorsunuz…

Alkolden kaçsanız, sistemsizliğe yakalanıyorsunuz…

Sistemsizlikten kaçsanız, sorunlardan kaynaklanan dikkatsizliğe yakalanıyorsunuz…

Bu düzen birçoğumuzu “trafik canavarı” haline getirmiş durumda…

Bir buçuk aylık bir çocuk hayata gözlerini yumarken, 19 yaşındaki bir gencimizin de geleceği yok oluyor.

Peki, tek suçlu kazaya sebep olan kızımız mı?

Ya da trafik kazalarının önüne geçmekten bile aciz olan basiretsiz yönetim mi?

Elbette ki suçun bürük bir bölümü onlarda…

Kazaya sebep olan kızımız dikkatsiz…

Yolarımız çok kötü…

Alt yapımız sıfır…

İnsan hayatına verilen önem oturdukları koltuktan daha önemli değil…

Evet, tüm bu saydıklarım ve daha fazlası doğru ve suçlu olduklarını kanıtlıyor…

Ama bu olumsuzluklara bizde ayak uydurmuyor muyuz?

Henüz kendi kendini idare etmekte zorlanan çocuklarımıza en lüks ve hızlı arabaları altlarına çekmiyor muyuz?

Sabahlara kadar alkol alıp yolları yarış pistine çevirmelerine göz yummuyor muyuz?

Geçtiğimiz gün bir polis arkadaşımız sosyal paylaşım sitesinden bu duruma sert bir şekilde çıkıştı.

Hatta kendini tutamayıp hız yapan insanlara, “geberin” diyecek kadar ileri gitti…

Doğru bir söz değil ama neden yazdığını gelen tepkiler üzerine, “arabamda çocuğum ile birlikte giderken üstüme çıkıyorlardı” diye açıkladı.

Yerden yere vuruldu, polisliği sorgulandı ama bir gün sonra da bu olay yaşandı…

Davranışı yanlıştı ama vermek istediği mesaj doğruydu…

Evlatlarınızı sıkıyönetim altına sokun demiyorum…

Ama bile bile de ölüme ya da öldürmeye yollamayın diyorum…

Devlet denen ucube sizi koruyamıyorsa siz kendinizi ve çocuklarınızı koruyunuz…

Polislerin tuzak kurarak kestikleri cezalar ile bu işler yoluna girmez…

Giden canları geri getiremeyeceğimize göre başka canların gitmemesi için bir şeyler yapmalıyız…

Ben bu rezil ülkede ne araba sürmek istiyorum ne de sokağa adım atmak istiyorum…

Birinin hız tutkusu yüzünden benim üstüme çıkmasından, kendimin de bu korumasız yollar yüzünden birinin üstüne çıkmaktan korkuyorum.

Ne olur işinizi dualara bırakmayınız…

Bu kızımıza en ağır cezayı vermek gidenleri getirmeyecek…

O annenin ve babanın büyük acısını da dindirmeyecek…

Çocuklarımıza, gençlerimize ve ailemize sahip çıkalım…

Bu çağdışı sistem ve yapı onları yutmasın, gözyaşlarımızı sellere dönüştürmesin diye…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5