Hocaya “oyna” demişler “yerim dar” demiş. Yer açmışlar bu kez de “yenim dar” demiş! Efkâr yoksa kimseye iş yaptıramazsınız.

Her ne kadar bahaneleri çok, kaytarmaları doğal, ertelemeleri gırla, sorumsuzlukları hak eza olan bizim gibisi bir devlette, kimselere “neden iş yapmıyorsun” diye soru sual etmek ayıp sayılıyorsa da biz yine kendi kendimize konuşmaya devam edelim.

Bu devletin çok marifetleri vardır ama mesela “planı programı” yoktur! Rast gele oluverse bu kez “zamanı” unutulmuştur! Zaman sorununu aşsalar “zemin” problem olmakta! Tümünü halletseler “icraatı” gerçekleştirecek adam bulunamamakta!

Dolayısıyle KKTC dediğiniz ülkede “yönetiyoruz” diye halkı yönettiklerini zanneden “takımın” ömrü lâk lâkla geçmektedir!

İŞTE SİZE ÖRNEKLERİ: 30 Eylül 2006 yılında, her “hükümet programı” gibi kapsamında “yokun” olmadığı CTP’nin Hükümet Programı da Meclis’te okunuverir. Gerçekten bu programın içinde de “yok yoktur!

MESELA: Programın bir yerine şöyle bir tasavvur eklenir: “Hükümetimiz ihtiyaç duyulan enerjiyi güvenilir, kesintisiz, ucuz, kaliteli ve çevreye uyumlu olarak sunma kararlığındadır. Bu amaçla kamu, özel sektör ve dış yardım fonlarından sağlanacak finansman kaynaklarını harekete geçireceğiz. Kamu ihale yasası AB normlarına göre yeniden düzenlenecektir…” Vaat bu! 2006’lara gidip CTP’nin Hükümet Programından cımbızla çekip aldığım bu lafları tabi ki sütunuma boşuna aktarmıyorum… Çünkü siz de biliyorsunuz: Bu ülkede akaryakıta dayalı “elektrik enerjisinden” başka enerji olmadığından mesela CTP hükümeti programında da onca cafcaflı laflara karşın sorun yine ve dolayısıyle elektrik sorunudur!.. Üstelik dün ne idiyse bugün de çözülmemiş haliyle odur!

ÖNEMİ İLE YARATTIĞI FELÂKETİ İSE ŞUDUR: “Elektrik” başından beridir KKTC ekonomisinin önünden bir türlü kaldırılamayan androştur! Devleti sıcak karnından hançerleyip bağırsaklarını döken kuruluştur! Sahibinin Devlet mi yoksa “Elektrik Kurumu” mu olduğunun bilinmezliğinde heyamola çekendir! Buna karşın olaylar göstermiştir, asıl yöneticisi ile yönlendiricisi ilgili sendikasıdır! Ve bu elektrik dediğinizin yüzde otuzu kaçaktır! Devlete ait müssese ve sektörlerdeki sarfiyatına karşılık faturaları ödenmediğinden bir o kadarı da “alacakları” hanesinde takılıp kalan borçlardır! Gerisi de fasa fiso ile masaldır!

Sonuçta memleketin elektrik sarfiyatı faturasını yine tabandaki halk ödemektedir! Ancak şebekenin idamesine yetmemekte, ikide birde elektriğe zam yapmaktan başka kalmayan çarelerde halkın canına okunmaktadır!

NİTEKİM YİNE KOKUSU ÇIKTI: “Yoktur öyle bir şey” açıklamalarına karşın, elektriğe yine zam yapılacağı söylentileri duyuluyor.

Fakat bu tip zamlara çoktan alıştığımız için hayatımızın rutinliğine karışmış bu yeni zam haberinden söz edecek değiliz.

“Ekonomik Tedbirler” silsilesine konmasına karşın bugüne kadar ne olup olmayacağına karar verilemeyen Kıb-Tek’den söz edecek ve ekleyeceğiz: Sorunları çözmek için değil, bahanelere sığınıp sürekli gerilere atmak için kurulmuş devlet makanizmasının bir çarkı da “işleri rölantiye almak üzerine” döner… Nitekim “elektrik” için “özelleştirilecek” dendi! Tepkiler üzerine karar değişti, “belki özerkleştiririz”e çevrildi! Sonrasında ise “belki sadece elektrik faturalarının tahsilatını bir özel şirkete devrederiz” düşüncesi seslendirildi!

Fakat bu memlekette ne bayramlarla ulusal günler ne de kurultaylarla erken seçimler hiç bitmediğinden, üstesinden gelinemeyen her bir işi savsaklamaya da bu özel günleri maydanoz etmektedirler! Nitekim milletin yüreğine inecek zam haberleri ile yeniden gündeme sokulan “elektrik” bayram nedeniyle sonrasına, sonrası da geldikte yapılacak Kurultay sonrasına ertelenerek halka şu açıklama yapılacaktır: “Hele bayram geçsin, hele Kurultay geçsin ele alacağız!” ZATEN: Bu memlekette ömürler böyle böyle geçmekte, sorunlar ise böyle böyle böyle hep yerlerinde saymaktadırlar!

*****

MODAYA UYGUN

Gelenektir: Köşe yazarları tatile çıkarlarken falan, sanki çok kimselerin çok umurlarında imiş ve de kısa süreli ayrılıkları nedeniyle çalıştıkları gazeteleri büyük bir kayıp yaşayacakmış duygularında hava basarlar. “Çok yoruldum, tatile çıkıyorum, bir süre bensiz idare edin…” falan derler! Yahut son zamanlarda bu kısa süreli vedalaşmalara takılan ilginç kelimelerle şöyle derler: “Ben kaçtım…! “Ben vızıladım…” Ben ne kaçıyorum ne vızılıyorum! Sadece artık ayni şeyleri yazmaktan dön baba olmuş kafamı dinlendirmek için kendi çevremde bir iki günlük bayram tatili yapıyorum. Kısaca iki üç gün yazmıyorum. Ve modaya uygun olarak “bay bayyy” diyorum… Hepinize iyi bayramlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31