Çocukluğum onun programlarını izleyerek geçti...
 
Neredeyse benim yaşım kadar yıl, 32.Gün devam etti.
 
Jenerik müziği duyulmaya başladığında babam "Fatma koş 32.Gün başlıyor" derdi.
 
Onu televizyon ekranlarında ilk gördüğümde "çizgi film kahramanlarına" benzetmiştim.
 
Duruşu...
 
Oturuşu...
 
Bakışı...
 
Gafları...
 
Konuşması ve gülmesi ile bana çok komik bir insan gibi gelmişti. Öyleydi de...
 
En ciddi anında bile insanın yüzünü güldürebilecek bir yeteneğe sahipti...
 
Ali Kırca "Birand'ı sürekli "şey" dediği için eleştiriyorlar. Bir insan iyi bir programcı olabilmek için ve halka birşeyler anlatabilmek için çok "şey" söylemesi gerekiyor" demişti.
 
Mehmet Ali Birand'ın ekibi ile yaptığı araştırmacı haberler, Türkiye'nin tarihini ve gündemini değiştirdi.
 
Belkide Türkiye'nin tarihini değiştirebilen tek gazeteciydi Birand...
 
Ali Kırca gibi sağlam bir dostla yola çıktında, yanlarında Musa Çözen ve Reha Muhtar vardı...
 
Daha sonra ekibe öyle kişiler katıldıki, belkide bugün geldikleri noktayı o gün hayal bile edemiyorlardı...
 
Aklıma ilk gelenler Cüneyt Özdemir, Can Dündar, Deniz Arman, Mithat Bereket, Rıdvan Akar ve Ahmet Sever gibi bugün Türkiye'nin en önemli programcıları ve gazetecileri...
 
Hepsini bulan ve dev bir ekip yaratan Birand, herkesin konuşmaya dahi korktuğu haberlerin altına imza koymaya başlamıştı...
 
Nede olsa o Abdi İpekçi'nin öğrencisiydi!...
 
Birand bir duvar gibi ekibinin arkasında duruyor, ekibi ise hayati haberleri Türkiye halkına sunuyordu...
 
Ali Kırca'nın 1988 yılında, büyük bir cesaret örneği göstererek İsrail'in Filistin halkına yaptıklarını görüntülemesi ve haberleştirip Türkiye kamuoyuna sunmasından 3 gün sonra, TBMM Filistin'e yapılanlardan dolayı kararlar almak zorunda kalmıştı.
 
Can Dündar'ın araştırma haberi ile ortaya çıkardığı "Gladio Türkiye" ve Mithat Berberoğlu'nun ayni hafta, Abdullah Öcalan'ın kardeşi Osman Öcalan ile yaptığı röportaj Türkiye'yi deyim yerindeyse sallamıştı.
 
Yine bunlara yakın bir dönemde, Refah Partisi kurulma aşamasındayken, 32. Gün'ün çalışma dairesine Almanya'dan gelen bir mektup yaşanacak depremin habercisiydi.
 
Bu mektupta yazanları araştırmak için Almanya'ya giden Deniz Arman karşılaştıkları ile şok olur ve tüm bunları kayıt altına alarak Türkiye'ye döner...
 
Birand ve ekibi görüntüleri izlediğinde, Almanya'da kurulan "Federal İslam Federasyonu" toplantısında "Elbet Kemalist devlet yıkılacak" sloganları ve Atatürk'ün kuklasının boynuna geçirilen bir ip ile yerlerde süründürülüp parçalanması ile karşılaştılar.
 
Türkiye, tarihinde ilk defa o görüntüler ile karşılaştı. Atatürk'e karşı hakareti ve laikliğe karşı ayaklanmayı ilk defa duyup görüyorlardı...
 
Bu haberin bugünün habercisi olduğunu bilmiyorlardı. Hatta tahmin bile edemiyorlardı...
 
Türkiye o dönemde bu görüntüler ve haberler ile sallanmış ve sonrasında 28 Şubat 1997'de yaşanan post-modern darbe ile karşı karşıya kalmıştı...
 
28 Şubat sürecinden darbe yiyenlerinden birisi de Mehmet Ali Birand olmuştu...
 
Birand'ın en büyük artısı ve cesaretinin kaynağı uzun yıllar yurtdışında yaşamış olması ve demokrasi yoksunu Türkiye'den uzak durmasıydı...
 
Bizim için en önemli yanı ise 74'te yaptığı röportajlar ve haberlerdi...
 
Daha sonra da Kıbrıs'tan hiç kopmadı. Farklı açılardan hep baktı ve yorumladı...
 
28 Şubat ve 12 Eylül gibi belgeselleri tarihe her zaman ışık tutacaktır.
 
Hayatımızın bir yerinde mutlaka olması ve yaşanılması gereken bir kişiydi...
 
Senin yaptıklarını buraya sığdırabilmem imkansız...
 
Her zaman yaptığın gibi saat 19:00'da orada olmadın. Biz ekrana baktık, hep seni aradık fakat  yoktun.
 
BU DEFA OLMADI BİRAND!...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5