Kitaplığımda bir yerde durmaktadır… Şimdi ararsam bulur muyum, bilmem… Yıllar önce okuduğum, Orta Doğu ile ilgili bir kitapta, Lübnan kurulurken, Maruniler, Dürzüler ve Müslüman Araplar arasındaki nüfus oranının, kayıt altına alındığını ve sabit kalmasının esas olduğunu öğrenmiştim. Bunun sonucu, tarihin başından beri Lübnan’lı olan bazı insanların, orada doğup büyümüş ve başka hiçbir ülkede bulunmamış olmakla beraber, nüfus oranını bozacakları gerekçesi ile asla Lübnan vatandaşı olamamalarıydı! Halâ da öyledir… Yasalar ve anayasa önünde “vatansız”dır o insanlar!

Dünya üstünde, kendilerinden büyük güçlerin yolu üzerinde olan bazı talihsiz ülkeler vardır! Örneğin, Asya ile Hindistan arasında bir geçiş olan Afganistan… Ya Orta Asya’ya hakim olan gücün Hindistan üzerindeki hesapları veya Hindistan’dakinin Asya hesapları yüzünden, hiç iflâh etmemiştir! Bu dünyada bu düzen sürdükçe de etmeyecektir. Hindistan ile Asya arasındaki tek geçit olan Hayber Geçidi’ne sahip olmak, Afganistan için şans değil, kara talihtir.

Avrupa’da bunun en güzel örneği, Polonya’dır… Orta çağlarda kıt’anın  en güçlü devletlerinden biriyken, Almanya ve Rusya’nın gelişmeleri karşısında, onlara ayak uyduramadığı için, ikide birde kötek yiyen, kendi toprakları üzerinde Almanlar ve Ruslar’ın savaştıkları, topraklarını kendilerine göre kesip biçtikleri bir garip ülke haline gelmiştir! Yukarıdan da İsveç! İki arada bir derede bir garip ülke… Bu kıtanın diğer bir “gariban”ı da Bosna’dır… Bizans’tan beri, gelen vurur, giden vurur! Neden? Çünkü Orta Avrupa ile Akdeniz arasında uzanan dağlar, yalnız Bosna toprakları üzerindeki nehir yataklarında geçit verirler de ondan! Osmanlı Avrupa’ya uzanmayı hesap edebildiği çağda, Bosna’ya muhtaçtı… Avusturya, önceleri Osmanlı’dan korunmak, sonra da Akdeniz’e inebilmek için… Sonra Osmanlı’nın rolünü Rusya, Avusturya’nınkini Almanya aldı…

Orta Doğu’da da iki ülke var ki ayni kaderi paylaşıyor… Biri Lübnan’dır… Hâl-i pür melâli’ni yukarıdaki örnek özetlemeye yeter.  Orta çağlarda doğu mallarının Avrupa’ya ulaşmasının merkezlerinden biri idi… Haçlılar’dan beri Fransa burası ile ilgili! Osmanlı bölgeden çekilirken, burası Fransa’ya kaldı… Onlar da çekilirken işte o yukarıdaki  kalitede bir anayasa yapıp, bıraktılar. Bunun üstüne Suriye, Mısır ve İsrail’in bölgesel hesaplarını, bir de sonradan bonus olarak oyuna katılan İran’ı ekleyin.  

Orta Doğu’nun öteki “talihsiz”ini, tahmin edecek misiniz? Önceleri, talihsizliği, petrol yollarına egemen olmak diye izah edilirdi! Şimdilerde bir de petrolün ve gazın üzerinde oturduğu meydana çıktı… Helenler, MÖ 15.yy’dan beri Helen Toprağı, Yahudiler, Hz. Musa’dan beri Kenan Toprağı, Türkler şehit kanı ile sulanmış Türk Toprağı, İngilizler 1878’de İstanbul’un kurtarılmasının bedeli olarak aldıkları İngiliz Toprağı, Fransızlar üç yüz elli yıl yönettikleri  eskiden kendilerinin olan bir toprak, İtalyanlar Romallar’dan beri “şeker ada”ları, Ruslar sıcak denizlerde Büyük Petro’dan beri özledikleri askeri ve kültürel bir üs, Amerikalılar Doğu Akdeniz’deki batmayan uçak gemileri olduğunu varsayıyorlar bu adanın… Yakın komşu Mısır da firavunlar zamanından beri yönettiği bir toprak!                               

“İnsan kendi vatanında nasıl vatansız olabilir?” sorusuna yanıtı, benden beklemeyin!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31