Sabah erken saatte dalgın yürürken…

Etrafta çıt bile yokken…

Az ilerideki karanlık noktadan “çıt” sesi geldi…

Ya köpek, ya kedi, dedim…

Ama ya başka bir şeyse?

Tedirgin oldum, kulak kabarttım…

O yönden bana doğru bir baykuş yükseldi…

Geldi, başımın üzerine dokunacak gibi yaklaştı, geçti, gitti.

O geçerken bir karga dalından seslendi, “gak”.

Doğa, doğalığını yapıyordu…

Geceyse baykuş, gündüzse karga olacaktı.

Kargalar sabahın erken saatlerini çok severler.

O saatte coşarlar.

Ondan sonra diğer kuşlar havalanmaya, beslenmeye başlarlar.

Ne biçim bir düzen bu, diye geçirdim içimden.

Yüzlerce yıldır değişmez yazılmayan kurallar, tam olması gibi çalışıyor.

İnsan devreye girmese de devam edecek bir sistem.

Bozmasaydı, yabanın yerlerine beton kondurmasaydı, bugün belki de Kıbrıs’ta aslan yaşar olacaktı.

Her neyse…

O karanlık anlarda doğanın doğallığını düşünürken, Kıbrıs’ta bugünü de düşündüm…

Ve Kıbrıs’ta bilhassa kuzeydeki durumu…

Sonra bizlerin nasıl bir hata yaptığımızı aklıma getirdim.

Nasıl bir hata yaptık?

Yabancılara uyarak, onların oyununa gelerek kendi ipimizi mi kestik?

Oysa biraz akıllı olsaydık…

Biraz aklımızla hareket etseydik…

Bilhassa kuzeydeki yapı oluşur muydu?

Kıbrıs bir cumhuriyet…

Kıbrıs’ın karışık ama bir toplumu vardı…

Toplam nüfus belliydi.

En fazla bir milyon…

Taşı, toprağı, suyu, denizi ve hatta tarımı, ticareti…

Herkese yetecek kadardı.

Doğa böyle yapmıştı orayı…

Böyle uygun görmüştü…

Ne bir eksik, ne bir fazla olmalıydı…

Ekonomik olarak en üstte olamadık ama rahattık.

Bir taraf Yunanistan’a, diğer taraf Türkiye ye bağlanalım, dedi ya…

İşte o gün ip koptu.

Bugünkü Kıbrıs’ın durumunu baykuş geçtikten sonra düşünmeye başladım.

Kuzeyde Kıbrıslı olmayanların sayısı milyondan fazladır…

Çoğu da bağlanmak istenen Türkiye’den…

Oysa biz, yani toprağın ortakları, en fazla 100 bin…

Güneyde yaşayan Kıbrıslı olmayanların nüfusu da az değil…

Onların da çoğu bağlanmak istedikleri Yunanistan’dan, biraz da diğer ülkelerden…

Başımızı iki elimizin arasına alıp düşünmek yeterdi nerede hata yaptığımız görmeye…

Bilhassa kuzeydeki bizler…

Bu hatayı kimin için ve neden yaptık?

Ve neden Bertan Zaroğlu gibi tiplerin gelmelerine, kendi evimizde bizlere küfür etmelerine hala katlanıyoruz?

Neden?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31