İktidara geldiğinde kucağında tahmininden de büyük bir bütçe açığı bulan ve seçim kampanyası boyunca "cebimdedir" dediği ekonomik çözüm formülünü ise karıştırdığı ceplerinde bir türlü bulamayan UBP, astronomik bütçe açığını giderebilme adına maaşlarda kısıtlamaya başvurdu...

Ceplerde kaybolan ve bir türlü bulunamayan çözüm formülü bu değildi hiç kuşkusuz. Vaat edilen o çözüm formülünün rehavetine kendilerine çoktan kaptırmış olan ve UBP'ye oylarını akıtan sabit gelirli bordrolular hiç ummadıkları kemer sıktırma politikasıyla şaşkına döndüler.

Örgütlenmeler, direnişler, eylemler başladı... Piyasaya taze para akışı maddi ve psikolojik etkenlerle alabildiğine daraldığından ve bu arada pahalılıktan kaçan tüketiciler de Güney çarşısına yöneldiğinden, ticaret sektöründe yaprak kıpırdamaz oldu...

Üretim ve ticaret durunca devletin vergi kayıpları tavan yapmaya, bütçedeki delik daha bir büyümeye başladı... Emekli maaşlarındaki kesintisi direkten de dönünce, delik "dibelik" boyutuna geldi...

Emtiaya, harçlara zam yapma seçeneği hükümetin boynunu sıktıkça sıkmaya başladı... Başka nasıl başa çıksın hükümet?.. Ankara zaten "kesenin ağzmı açmam" modunda iken para bulabilmek için tabii ki vergilere asılacak...

İkide bir bakanlığı öfkeli kitlelerce basılan Ersin Tatar'ın para basacak hali mi var?!. Bir yandan kesenin ağzını açmazken, öte yandan Kuzey Kıbrıs'a parasız-pulsuz turistler pompalanmasına ve var olan yerel kaynakların erimesine, hizmetlerin felç olmasına seyirci kalan AKP iktidarına da şimdiye dek görülmemiş tonda protestolar yapılıyor.

Ama şunu nasıl bilmezden geliriz ki; protesto ettiğimiz o iktidarda "Ananı da al git" ve "Kıbrıslı Türkleri cezalandırmak
gerek" felsefesi dal budak salmaktadır... Ankara'ya şu anda, menfi tepkilere misliyle mukabele edecek duygusal bir mantık egemen... "Beni protesto edersiniz ha; görürsünüz siz gününüzü öyleyse" mantığı bu...

Sözün özü; eylemler, grevler ve Güney çarşısına akın şeklinde oluşan tepki, devlet hazinemizin daha bir yoksullaşması gibi bir etkiye yol açmakta...
Ankara'ya yöneltilen sert protestolar Ankara'daki "misillemeci" mantığı daha bir sertleştirmekte, para musluklarının daha bir kısılmasına neden olmakta...
Bir kısır döngünün içindeyiz ey dostlar!.. Gidişat, bu kısır döngünün bizi tümden mahvedeceğinin sinyalleriyle yüklü... Çanlar hepimiz için çalıyor.
Tepkiler hiç istenmeyen etkileri getirmekte...
Sağırlar diyalogunu kurumsallaştırmakta olan bu kısır döngüyü kırıp bir an önce akıl ve mantık yoluna girmeliyiz...
Akıl ve mantık yolunun öngördüğü ise uzlaşı kültürüdür...
Kısır döngünün bunalımları içinde, çoktan beri yitirdiğimiz o uzlaşı kültürü...
Demokrasinin temelini oluşturan da uzlaşı kültüründen başka nedir ki?.. Sağırlar diyalogunu, bitip tükenmeyen kavgaları ve restleşmeleri hiçbir demokrasi kaldırmaz. Acımasızca hırpalanan demokrasiler en sonunda anarşiye dönüşür...

Son tahlilde diyeceğim o ki; sendikalarla hükümet; UBP hükümetiyle AKP iktidarı, şu kısır döngüdeki hırpalayıcı etki-tepki oyunlarına artık bir son verip uzlaşı kültürüne kendilerini tüm içtenlikleriyle teslim etmeliler...

Kısır döngünün uzlaşmaz devinimlerinden her taraf zarar görmektedir. Sendikaların üyeleri de, hükümet de, kamu sektörü de, özel sektör de ve hatta Ankara'daki AKP iktidarı da. Yakında genel seçim sath-ı mailine girecek olan Türkiye'ye bakınız artık Kıbrıs vitrini nasıl yansımaya başladı... Bu yansıma seçime hazırlanan AKP iktidarının lehine mi?.. Hiç sanmıyorum...

Uzlaşma kültüründen inatla kaçacaksak nedir bizlerin amacı?.. Harakiri yapmak mı?..
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5