“’KKTC’ tarafından malına karşılık tapu verilen Kıbrıslıtürkler , güneydeki mallarını çaktırmadan satmışlarsa, suçludurlar ve cezalandırılabilirler” diye bir yazı dikkatimi çekti.

Nereden başlamalı, hangisini öne çıkartmalıyım, karar veremedim.

Derler ya, “neresi doğru” diye.

1974 Kıbrıs’ı bölüştürme savaşından sonra kuzeye göç ettirilen Kıbrıslıların sayısı 70 bin, silahlar patlarken daha, can havliyle hiçbir şeylerini alamadan güneye kaçmak zorunda kalan Kıbrıslıların sayısı ise 120 bin  civarındaydı.

İki taraf da mallarını terk etmişlerdi.

Ne içindi bu kaçışlar ve kimlere yarıyordu ?

Bu sorulara bu yazıda cevap yazacak kadar yerimiz yok.

Benim canımı sıkan kuzeyde yapılan yanlışlarla, haksızlıklar.

Adam savaş bittikten sonra duşunu alarak Adana’dan kalkıp feribota bindi,  elini kolunu sallayarak, maaile adamıza geldi.

Krallar gibi karşılandılar.

Elini cebine atmadan, baslarla dayalı döşeli yeni evlerine kadar götürüldüler, hem de törenlerle.

Onlara “İşte burası sizin, ileride tapunuzu da alacaksınız, hayırlı olsun” dediler.

Üstüne dönümlerce tarla ve arsa da verdiler ki sıkıştıklarında satsınlar.

Belki de o parayla kendi ülkelerinde apartman sahibi olup, kirasıyla geçinsinler.

Ancak Adanalı veya diğer Anadolulu, “Yeteri kadar elbise getirmemişim, biraz elbise ve tencere de lazım” diyerek yeni isteklerde bulundular.

“Kolayı var” dediler, “git kapalı Maraş’a, istediğin kadar elbise ve avizeleri topla götür.Hatta torunların için de istifle ”.

Mal kapmada hem Adanalılar, hem güneyden kuzeye göç eden Kıbrıslılar yarış içindeydiler o günlerde,

Bu yarışta kuzeyde yaşayıp göç etmeyen Kıbrıslılar da vardı…

Vancığını kapan kuzeyli, kendini Karava’daki terkedilmiş ve henüz “tutulmamış” evlerde buldu.

Arabacığını kapan kendini Lapta ve Girne’ye attı ki hem yeni evlerden bir tanecik kapsın, hem de yeni evciklerin içindeki eşyacıkları kendi eskimiş eşyacıkları ile değiştirsin.

Unutmadan,  biraz geç kalmışlardı ama Bulgaristan’dan gelen Türkler de vardı bu furyada.

Onlara da evcik ve arsacık verildi.

Hem de hiçbir şey karşılığında.

Öyle ki hem Bulgaristan’daki malları maldı, hem de ganimetledikleri mal.

Neden?

Çünkü faşist Jivkof’un baskısından kaçmanın mükafatıydı bu.

Şimdi deniyor ki mal göstermeden mal alan Adanalı, diğer Anadolulu ve Bulgaristanlıya memleketlerindeki mallarını satmak serbest, ama güneyden göç edenlere hapis.

Hapse atsınlar zaten.

Çünkü onlar, suçlu.

Onlar korkularına yenik düştüler.

Onlar kurulan tezgahı görmediler.

Onlar her şeylerini bırakıp memleketlerinin bölüneceğini göremeden kuzeye kaçtılar.

Bu yüzden hapse atmalılar ki bir daha yapmasılar böyle hatayı.

Bir de şu var hatalarının içinde…

Tüm Anadolulular ve Bulgaristanlılar ülkelerindeki malları yine kendilerinin olsun ama KKTC’den de mal alsınlar diye kurulan  bu tuzağı bilemediler.

Bu Kıbrıslıtürklere  hapis bile az gelir ama bir “ceza” daha verilebilir…

Ellerindeki KKTC tapulu malları alınsın ve güneydeki kendi mallarına postalansınlar.

Böylece dava da biter maskaralık da.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31