Gelecekler, kurtaracaklar, gideceklerdi.

Biz onlara teşekkür edecektik.

Ve bir ömür minnet duyacaktık.

Onlar büyüktüler…

Onlar bölgenin karakoluydular.

Onlar asayiş için vardılar.

 Ne oldu?

Geldiler, kurtardılar…

Biz onlara teşekkür ettik…

Ama kaldılar.

Bir müddet kurtarılmanın sarhoşluğu ile faza düşünmedik.

Kurtarılmıştık ya.

Yangından en az hasarla çıkmıştık ya.

Sandalyeler orada, masa oradaydı.

Hatta fazlasını verdiler, zarar ziyan diye.

Sigorta şirketleri hasarımızı karşıladığı gibi yeni bir ev bile hibe etmişti…

Hatta arazi, hatta arsa ve tarla…

Bahçe de vardı verdiklerinden.

Ektik, biçtik neşelendik.

Dert değildi yani.

Dikkatler başka yöndeydi…

Yorum bile yapmadık gitmeyişlerine.

Bu boşluk iyi geldi ve onlar daha da yerleştiler.

Onlar bölgenin karakoluydular, adil olacaklardı.

Hırsıza, “dur” diyeceklerdi.

Gaspçının ensesine yapışacaklardı.

Tecavüzcüyü doğduğuna pişman edeceklerdi.

Biz ses çıkartmadıkça onlar daha da yerleştiler.

Hatta tuttular, bizlerin yanına bir de kendi nüfuslarını taşıdılar.

Giderek nüfuzu ele geçirdiler nüfusu geçirdikleri gibi.

“Bir elde on parmak var, on parmağın da onu aynı değil” diyebilirisiniz.

“Bir ovada ot da biter başka şey de” diyebilirsiniz.

Meğer taşıdıkları nüfusun içinde bilmediğimiz ne hünerlerde insan varmış.

Şimdi sayelerinde hepsi burada…

Pazarlığı, üçkâğıdı, kazıklanmayı…

Hatta fazlasını.

Hatta daha da ötesini…

Gel zaman git zaman gördük ki bize sunulan her şey pembe diziymiş…

Ama sırrı üstünden kalkınca, gerçek renk ortaya çıktı.

Siyah.

Şimdi tatlı tatlı anlatmaya çalışıyoruz.

Sabırla bekliyoruz.

Bu arada, “aman gücenmesinler” bile diyoruz.

Ve yine sabırla bekliyoruz.

Diyeceksiniz ki senin gücün ne, gösterdiğin sabırdan kime ne.

İster kız, istersen buzla ovuştur bir yerlerini, seni kim önemser?

Unutulan ve unutturulmaya çalışılan ufak bir ayrıntı var ancak.

O ufak ayrıntıyı ortaya çıkartmak bile bizleri önemsemeyenlerin tezgâhına çomak sokmak olacak…

Ayrıntı ise sadece şu…

Bu memleketin sahibi biziz…

Bugün kendini elçi görünümlü vali sanan kişiye saldırıyoruz ülkemizde dini eğitimin yolunu açıyor diyerek…

Bizim derdimiz o olmamalı.

Bizim derdimiz başlangıç noktasına gidememek…

Gidip orada duramamak…

O nokta da yukarıda dediğim nokta.

“Bu memleket bizim siz buraya ait değilsiniz.”

Tam orada durmalıyız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31