Son zamanlarda,Türkiye’den KKTC’ye adım atan yetkililerin veya KKTC’de televizyon ekranlarına çıkıp da kendisini  ekonomist olarak sunanların, türlü ahkâm kesip, dillerinde  peleseng ettikleri bir söz dizisi vardır: ”KKTC’nin bu yapısı sürdürülemez”. Sürdürülemez  de yerine neyi koymak gerekmektedir?

Gerilere sarkar ve de 5 Ocak 1975’de rahmetli Bülent Ecevit’in Kıbrıs’a yaptığı o ünlü ziyareti anımsarsak orada söylenenlerin, yıllardan beri KKTC’de uygulanan politikalar olmadığı gerçeğine parmak basmış oluruz. Ecevit’i Özal izledi ve aynı yapıyı savundu. Şimdi de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan komşu ülkelerle benzer politikayı uygulamaktadır.
Konuyu açayım ve sonra KKTC’de uygulanmak istenen mali ve ekonomik politikalara dönelim.

ECEVİT- 7 Ocak 1975 günü Salamis Bay Otel’de Hükümetle ve ilgili üst kademe ile yapılan toplantıda rahmetli Ecevit şöyle demişti:”Siz bizim Türkiye’de uyguladığımız programlara bakmayınız. Burada “Serbest Bölge-Vergisiz Cennet” kurallarını uygulayınız. Bu hem Kıbrıs’a, hem de Türkiye’ye büyük katkı sağlayacak, Türkiye dünyaya Kıbrıs’ın penceresinden açılacaktır”.

Ne acı ki Ecevit bu kuralı açıklarken, Kıbrıs’ta görevlendirilen her bürokrat, en katı devletciliği savundu ve Kıbrıs Türk yetkililerine dayattı. Hatta dünyaca takdir gören “Kıbrıs Kooperatifçiliğini“ bile aynı bürokratlara devletci hareket içinde yetersiz” nitelemişlerdi.Bu tartışmaları Bakanlar Kurulunda yaşayan bir kişi olarak yazıyorum.
Sanayi Holding,Devlet Üretme Çiftlikleri,Tarımsal Donatım,Toprak Ürünleri Kurumu,Süt Endüstrisi Kurumu ve  Cypfruvex bu amaçlarla kuruldu.Oysa Danimarka’da toplanan Dünya Kooperatifçilik Örgütünde “Kıbrıs’taki Türk ve Rum Kooperatif Hareketi” ayrı ayrı takdir almıştı. Süt, narenciye, zahire, tarımsal araç-gereç, tohum ve kimyasallar tümden Türk Kooperatif Hareketince  tek örgüt eliyle ve de daha az masrafla karşılanmakta idi. Olmadı daha masraflı yol seçildi ve yıllar sonrasında o kuruluşların çoğu tasfiye edildiler.

Rahmetli Turgut Özal, ilk kez Başbakan Yardımcısı olarak KKTC’yi ziyaret etti. Gazimağusa Othello surları üzerinde kendisine “Serbest Liman ve Bölgeyi” gösterdim ve istediği Yasayı sundum. Rahmetli Özal da Hükümet toplantısına katıldı ve “Tüm Kuzey Kıbrıs’ı Serbest Bölge yapınız. Gecikmeyiniz” dedi. O gitti gönderilen her bürokrat, KKTC’de toplanan üç kuruşluk Gümrük ve Gelir Vergisinin kayba uğrayacağını ileri sürerek ayak sürüdü.

TURGUT ÖZAL- Rahmetli Özal “Gazimağusa Serbest Liman ve Bölge Yasasını “ aldı, çalışma yaptı, geliştirdi buna banka faaliyetini de ekledi ve Mersin Serbest Bölgesini kurdu. Gidiniz, orayı görünüz. Ortadoğu’nun en işlek kapısı oldu. O bölgede 6 adet banka faaliyet göstermektedir.

Bizde Bankalar krizi bahane edilerek, Ankara’dan gelen emirle Serbest Bölgede kayıtlı Off-Shore Bankaların kaydı silindi ya da donduruldu. Türkiye Bankaları buradaki Off-Shore Bankalarını, Malta, Cayman adaları, Isle of Man, Jersey ve öteki Vergisiz Cennetlere taşıdılar. Bundan zarar gören KKTC oldu. Türkiye Bankaları, Off-Shore Bankalarını oralara taşıyarak faliyetlerini sürdürmüşlerdir.

R.T.ERDOĞAN- Tüm AB’nin zorlamasına karşın komşularla birlikte hareket etmeyi tercih eden Başbakan R.T.Erdoğan, uzmanlarının öngörülerini kabul ederek, önce vizeyi kaldırmayı, ardından da “Türkiye-Suriye-Lübnan ve Ürdün arasında “Serbest Ticaret Bölgesi” oluşturmayı  karar altına aldı. Protokollar imzalandı.

Bugün Türkiye’de birçok kentte en modern olanaklara sahip “Serbest Bölge” vardır. Şimdi KKTC’ye dönüp bakınız. Henüz Türkiye ile bile Gümrük kapısını açamamış “Ambargo altındaki  bir ülke”. Serbest Bölgesi felç edilmiş, Off-Shore Bankacılığına kilit vurulmuş, Yerel Bankaların direk olarak dünya bankaları ile  swift bağlantısı olmayan, kargo konusunda Uluslararası deniz ve hava taşımacılığı gibi kara taşımacılığı da felç edilmiş, kalkınma konusunda düşük faizli ve uzun vadeli kredi kaynağı bulunmayan, enerjisi pahalı, suyu kıt, ihracatına ot tıkanmış, ek iş alanı yaratacak çok az yatırımı söz konusu  olan  bu ülkeden devlet yapısını sürdürmek için cari giderlerinin karşılanması, her malın ateş pahasında olması,üstüne üstlük KKTC’de var olan nufusa eklemeler yapması beklenmektedir. Eklenen nufusun giderleri nasıl karşılanacak? Yatırım yapılmadan bu nufusa nasıl iş bulunacak? Sosyal hayat nasıl dengelenecek?

“Bu yapı sürdürülemez” diyen ve dünkü uygulamaların da derhâl  değiştirilmesini salık veren beyler, dünkü uygulamaların da Ankara kaynaklı emirler olduğunu unutuyorlar mı?

Ve de televizyonlarda ahkâm kesen befendiler, eleştirdikten sonra öneriniz var mı? Benim var: KKTC tümden Serbest Bölge yapılmalıdır. Ekonominin  daralmaya değil genişlemeye gereksinimi vardır. KKTC nufus tutacaksa durum budur. Değilse işsizlik ve yokluk dışa göçü getirecektir. Bu da “Milli Davanın “gerektirdiği değildir.
_______
NOT: AB’nin borazancıbaşılarından  Vural Öger, Almanya’da bireli yağda öteki balda olanlardan biri. Kıbrıs için şunu dedi: “Kıbrıs yüzünden 75 milyonluk Türkiye’nin geleceği ipotek altında.Bunun ne derece manası var Türkiye için? Ben anlamakta güçlük çekiyorum”...Vatan toprağının değerini anlamayan bu bey yarın aynını Anavatan Türkiye için de söylerse şaşmam!...
   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31