Müslümanların Kurban Bayramı’na az kaldı.

Kurbanlık hayvanların büyük şehirlere taşınmaları, hayvanların bekletilecek alanların temizlenmesi ve çadırların kurulması yavaş yavaş başladı.

Yakında pazarlıklar başlayacak oralarda.

Kafa kesme pazarlıkları.

Ve ben pazarlık yapılırken insanların fotoğraflarını çekebilmek için oralarda olacağım.

Ta ki kesimler başlayana kadar.

Kesimler başladı mı…vız…

Kaçarım çünkü göremem katliamı.

Kafalar kesilirken hayvanların dökülen gözyaşlarına ve kanlarına bakarak zafer edasıyla bıçağı sallayan tiplere, dayanamam…

“İyisi mi papazlık olma” ve ısındı mısındı ama hala güzel Akdeniz’imin koynuna git, der dalarım denizime.

Neyse…

Orada yani pazarlık alanında en çok görüntülemek istediğim ne biliyor musunuz?

Pazarlık edenlerin anlaşana kadar tuttu mu bırakmadıkları elleri.

Ha bire sallayıp duruyorlar ellerini  bir taraf “tamam ” diyene kadar.

Sıkılan ellerle, hafifçe dokunulan  omuzlar.

Bir samimiyettir dokunuş

Yakınlaşmaktır temaslar.

İlk aşklar da öyle başlamıyor mu?

İlk sevgi sözcükleri ilk dokunuşlar ne de güzeldir.

İnsani ilişkilerde dokunuşlar böyle haz verirken.

Devlet ilişkilerinde haz verse de dokunmak ölçülü olmalı.

Temas tokalaşmaktır sadece.

O da basına verilen görüntülerde olur.

Sarılmak öpüşmek biraz laubaliliğe girer.

Gayri ciddiyettir.

Şöyle düşünün;Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül mesela….

Yabancı bir ülkenin, “Bilmem Nereden Sorumlu Bakanı” Türkiye’ye gelse…

Denk olmadıkları için  olmaz ya, diyelim ki oldu ve onu makamında kabul etse…

Görüşseler.

Görüşme sonunda basına bilgi vermek adına kapıda ayaküstü dikilip tokalaşsalar.

Ve Yabancı bir ülkenin, “Bilmem Nereden Sorumlu Bakanı” birden Abdullah Gül’ün yanağını “aferin” der gibi sıksa…

Olur mu?

Hoşunuza gider mi cumhurbaşkanın başında olduğu ülkenizin birer ferdi olarak?

Ondan vazgeçtik.

Çünkü, “ abarttın” dediğinizi duydum.

Öyleyse değiştirelim ve şöyle yapalım “hareketi”..

Yine ani bir hareketle, yabancı bir ülkenin “Bilmem Ne Bakanı” sol kolunu uzatıp sizin cumhurbaşkanımızın omzuna elini koyup kucaklasa.

Sonra da, “yüzde yüz akanızdayız” dese…

Siz ne dersiniz?

Ne uluslararası ilişkilerde kabul gören bir dokunuştur bu temas…

Ne de etik kurallar çerçevesinde.

Ancak; ülkenin varlığına, o ülkenin en tepesindeki de inanmıyorsa abartılı dediğimiz hareketler olabilir.

Siyasetle, partilerle ve de politikacılarla hiç ilgisi olmayan birkaç tanıdığıma, resmi haber ajansı TAK’ın basına dağıttığı fotoğrafı gönderip sordum;Nedir bu?

Verilen cevaplardan sadece ikisi;”Bu fotoğraf, Eroğlu’nun Egemen’e bizi satacağını anlatır”…

Ve diğeri ; Kurbanlık pazarlığı mı yapıyor bunlar?”

Haliyle o gayri ciddi teması görünce Kurban bayramındaki pazarlık tokalaşmalar geldi, yazı oldu.

Şimdi sorumuzu soralım ki yemek üstünden yenilen tatlı misali işi bitirelim.

Derviş Eroğlu sonsuza kadar yaşatacağız dediği koskoca KKTC’nin cumhurbaşkanıysa, neden  başka bir devletin sıradan bir bakanına bu kadar taviz verir?

 

Günün Karikatürü:

2.20110929232511.jpg

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31