Dağlar patladığında gözlerimiz kuzeyden gelecek uçakları aramıştı.

O gün sıcaktı.

Temmuz’du.

Temmuz’un 20’siydi.

4-5 gündür ufka bakmaktan boynumuz tutulmuş, uykusuzluktan gözlerimiz bitmişti…

Yorgunduk.

Ucu kapalı bir havada önümüzü göremiyorduk.

“Ne olacaksa olsun” dedik.

Bitecekse bitsin, gideceksek gidelim.

Daha yapılacak işimiz vardı.

Sonra kuzeyde olanlar aklıma geldi.

Kim bilir ne vahşet yaşanıyordu.

Beşparmak dağlarında, Mesarya ovasında…

Girne sahili, Kormacit.

Ve hatta Lefkoşa’nın göbeğinde…

Yangınlar sarmıştı ülkenin her yanını.

Evlerinde olanlar tedirgin, mevzilerde olanlar korkuluydular.

Çatışmalar tüm şiddetiyle devam ederken bir ses çıktı öteden.

Dedi ki…

Ne oluyoruz bre…

Ne oluyorduk gerçekten?

Bu adamlar kimdi?

O adamları buraya kim çağırmıştı?

Ve ne hakla dalmışlardı başka ülkenin topraklarına?

Hep, “yasal” dediler.

Garantörlük haklarından bahsettiler, vurdular.

Ve vurulanlar herkes oldu.

Bir onlardan gitmişse bir diğerlerinden gitmişti canlar.

Neticede yere düşenlerin hepsi de insandı.

Ve geride bırakılan üzgün bakışlar.

Düğmeye basmak kolay.

Oturursun koltuğuna.

İşareti beklersin.

Ve çat.

Duyduğun sadece bir düğme sesi.

Oysa düğmenin harekete geçirdiği mekanizma nasıl da gürültü çıkartıyordu çok ötelerde.

Mahşeri düşünürken, “bitti” dediler.

Beklemeye aldılar hepimizi.

Ortada kalakaldık.

Çünkü kimse ne olacağını kestiremiyordu.

Artık karar vericiler düğmenin ucundakilerdi.

İnsafları bilirdi.

Keyifleri.

Ve karar verdiler.

“Bölünecek.”

Aşağıdakiler yukarıya, yukarıdakiler aşağıya.

Şimdi yalın kafayla düşününce, o gün olanlar gözüme başka türlü görünüyor…

Sadece soğukkanlı olmakla işi bitirecektik.

Durun bakalım diyecektik.

Oturup karar alacaktık.

Ve bugün onun bunun maskarası yerine konulmayacaktık.

Dağlar patladığında gözlerimiz kuzeyden gelecek uçakları aramıştı.

Bir müddet sonra geldiler.

Önce gürültü başladı.

Sonra ince bir bulut.

Ve o bulutun önünde metalik bir renk, güneşin ışıkları ile parlayarak süzüldü geldi.

Tam Baf limanının üstünde durdu.

Aşağıya iki bomba bıraktı gitti.

Sonra başkası geldi

O da durdu.

İki de o bıraktı.

Aşağıda ölenler olmuş muydu?

Belki de olmuştu.

O gün oh olsun diyorduk.

Bugünse yazık…

Uçaklar bugün de geldiler.

Gösteri için geldiler.

Gösterdiler gittiler.

Neyi gösterdiler bilen var mı?

Söyleyeyim.

“Size bu toprakları yar etmedik, etmeyeceğiz”.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5