Adam bir kere “evet” diyerek Kıbrıs’ta çözüm taraftarı olduğunu ispat etmiş.

Rol mü yapıyordu, yoksa gerçek miydi üzüntüsü?

İki taraflı evet çıksaydı çözüm olacaktı diyorlar…

Bilemeyiz…

Belki daha kötüsü olurdu.

Kuyruğu temelli kaptırmak da vardı sonunda.

TC, askerini, nüfusunu, tasını, tarağını toplayıp gider miydi?

Veya ABD buradaki çıkarlarından vazgeçer miydi?

Biraz zordu o ihtimaller.

Ama biz umutlanmıştık bir kere.

AB’ye girecektik.

AB içerisinde eriyecektik.

“Evet” diyen ve her fırsatta düşüncesini dile getiren Anastasiadis şimdi seçildi.

Kıbrıs’ın cumhurbaşkanı oldu; görevi devraldı; koltuğa kuruldu.

İlk icraatı Hristofyas’ın karşısına geçer geçmez, ayak ayaküstüne atıp oturmak.

Bu iyi bir şey…

Kendine güvenin simgesidir.

Bir de kolunu şöyle gerinir gibi ense arkasına atsaydı…

Hareket tam olacaktı ve sanırım büyük adam olduğunu dünyaya gösterecekti.

Biz ayak ayaküstüne atmazdık büyüklerimizin karşısında.

Küçüktük çünkü…

Öyle öğretilmiştik…

“Ayıptır ayıp” derlerdi, yapamazdık.

Neticede Anastasiadis kazandı, ilk icraatı ayak ayaküstü atmak oldu.

Hristofyas ise karşısında dümdüz oturmuş saygıda kusur etmemişti.

Ayak işlerini bir kenara bırakıp seçime dönelim.

Yunanistan bayrakları eşliğinde kazandığı koltuk ile Anastasiadis, çözümde rol oynayan iki taraftan birisi konumuna geçti.

Şimdi bir tarafta “Evet" diyen Anastasiadis, diğer tarafta “Hayır” diyen Eroğlu oturacak.

Çözüme çalışacaklar.

Davutoğlu…

Gerek Irak, gerek Suriye gerek diğer ülkelerle ilişkilerde başrol oynayan bakan…

Onun döneminde TC’nin komşular ile sıfır sorun politikasında gelinen durum ortada.

Bu bizi ilgilendirmez.

Ama Davutoğlu’nun, “'Kıbrıs'ta şu ana kadar barış olmamasının sorumlusu Türkiye ve KKTC değil, 2004'te 'hayır' diyen Kıbrıs Rum tarafıydı” demesi ilgilendirir.

Masaya bakıyorum...

Bir tarafta “Evetçi” Anastasiadis, diğer tarafta “Hayırcı” Eroğlu…

Ve Eroğlu’nu masaya taşıyan TC’nin desteği ile hükümet olan “Hayırcı” UBP zihniyeti.

Bugün Cumartesi…

Bandabuliya erken kapanacak.

Çarşı muhtemelen öğleden sonra tenhadır.

İşiniz yoksa eğer.

Şöyle boş sokaklarında bir yürüyün Lefkoşa’nın…

Bakın etrafa…

Geçenlere selam verin.

Bir kahve bulursanız oturup Kıbrıs kahvesi için, ama sade olsun…

Sonra acele etmeden yavaş adımlarla gittiğiniz yoldan geri dönün…

Ve bu ülke neden yarım diye, bir daha düşünün…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31