Nihilizm’i bilir misiniz?

Bütün modern izm’lerden eski ve kökü çok daha derinlerdedir. Mazdek zamanında İran’da vardı! Yâni Hristiyanlık’tan eskidir.

Tarihsel süreçte ortadan kalkmakta olan toplumsal sınıf veya katmanlara ait bazı bireylerin, kendilerinin tarihsel toplumsal varlığı ile birlikte, her şeyi de ortadan kaldırma girişimidir. Gelmekte olan yok oluşa karşı, derin melankolik bir ruh hali ile hiçbir şeyi beğenmeme, kendinden ve yoldaşlarından başka herkesi ve her şeyi haksız ve yanlış görme, giderek kutsanmış bir vecd hali ile düzeni değil, toplumu yıkma isteğidir. Sağlıklı bir ruh hali değildir! Çünkü gerçeğin yerine temennileri koymak gibi bir kusurla alildir!

Bazen eyleme dökülme cesareti bulur… 19.yy sonu, 20.yy başları Rus nihilizmi, Alamut Kalesi müritleri, daha da eski İran’ın Mazdek müritlerini, buna örnek verebiliriz. Toplumsal/sınıfsal yok olma korkusu ne kadar derinse, ümitsizlik, saldırganlık, yıkıcılık da o kadar şiddetli oluyor.

Teorik olarak Anarşizm’in nihilist bir özelliği olup olmadığı tartışılabilinir. Blanqui’nin, Proudhon’un, ya da Bakunin’in yani anarşizmin kurucularının metinlerinde, böyle bir eğilim var mı yok mu farkında değilim. Özellikle Bakunin’de yok gibi geliyor bana… Ama anarşistlerin kendilerinde var! Aslında kendinin de yok olacağı herhangi bir eylem veya girişimi bilerek yapan ve kendiliğinden menkul bir kutsanma sebebini bulup felsefesini ona yaslayan her harekette vardır. Eyleme kalkışma, bu tavrın küçük bir azınlığını ilgilendirir…

Eylem, kolay değil ama söylem? Oturduğun yerden, kimseyi beğenmemekle, en aydın, en ilerici, en devrimci gibi görünüyorsun ama aslında hiçbir şey yapmıyorsun. Ne toplumun ilerlemesine katkın var, ne de ortadan kalkacak endişesini taşıdığın tarihsel, toplumsal kategorinin, tarih önünde direnmesine bir katkın! Bu bakımdan, günümüzde nihilist ruhsal halin söylem aşamasında duranlar, düzenden nemalanmanın bir yerinde, pasifist bir söylemle, kendi kendini tatmin eden bir küçük burjuva aydının, çerçevesini çizerler. Endişesini taşıdıkları varsayılan toplumsal sınıf, katman veya kesitleri bile aşağılarlar.

Bir kısım yarı aydının bu kimseyi beğenmeme, tarih kadar eski olan “ölümsüzlüğün sırrını keşfetmiş adam” pozlarına girme, kendini toplumdan da akıllı gösterme, kendi kendini kutsama hali, özünde bakarsanız, bütün bir hayatı kendi ruhu ile yüz yüze, toplum dışında yaşamaya dayalı, bir derin pasifizmin ta kendisidir.

“ Hiçbir şey olmaz”, gibi söylemleri ben, bu çerçevede değerlendiririm. “Bir şey olsun diye” ne yaptın? Sorarım kendi kendime… Halkın da moralini bozup, “egemen güç”e teslim olmasının bir bileşeni olmanın dışında, ne yaptın?

Yok olacağından korktuğun şeyin, bir nefes daha alabilmesi için ne ürettin?

“Hiçbir şey olmaz” diyerek, düzenin devam etmesi ile değiştirilmeye çalışılması arasında tarafsız kalınarak, aslında var olana, geri olana hizmet edildiğini fark etmek için, insana feraset gerekmiyor.

Bugün bunları düşünün… Sokağa ya çıkın, ya da çıkmayın… Karar sizin…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31