İnsan kendi iradesi ile doğmaz.  sonradan irade sahibi olur.  Sorun ise ne kadar irade sahibi olduğu değil, aidiyetine kazınmış iradesini nasıl kullandığıdır…

Ben buna  “şeref”  derim.  “Dirayet”  derim.  Hatta sırası geldiğinde   “ferdi iradesini külli iradeye”  karşı cesurca kullanmak derim…  Ve  politikacıda önce bunları   ararım… 

Konumuz geçen hafta’ya da damgasını vuran Lefkoşa  belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları. Bana göre başarılı bir  Başkandı.  En azından kendinden önceki  selefine fark atıyordu.  Nitekim bunları vuguladığım yazılarımda  her hafta Lefkoşa’ya gittikte Bulutoğluları’nın bir yeni hizmetine ellediğimi anlatmıştım.

Son kriz söz konusu olduğunda ise düşene vurmak yerine   UBP’nin kendi Belediye Başkanını o kriz batağından kurtarması gerektiğini yorumladıydım. 

Ve hatırlarım.  Krizin daha ilk günleriydi ki  bir vesile ile Maliye Bakanı Tatar bana,  “Bulutoğluları’nı kurtarmak için o parasal katkı ve yardımları çok yaptığını” söylediydi.  Ve  (yumuşatarak yazıyorum)  şu anlama gelen ifadelerle  yakındıydı:  “Bu adam idaresini hesabını kitabını bilmiyor” 

Şimdilerde Bulutoğluları  artık  bir  “yalnız başkan” rolünü oynamaktadır. Belediyesi  gırtlağına kadar borcun içine batmış.  Kamu oyunda başarısızlığa mahkûm edilmiş.   Toplanmayı ret eden  Belediye Meclisi ile inatlaşmış…    Ve tüm ısrarlara karşın hâlâ    “seçimle geldim seçimle giderim”  diyerek istifa etmiyor! 

KISACA.  Bulutoğluları  kendi siyasi  iradesini  sonuna kadar direnmek için kullanıyor…  Ve galiba yanlış yapıyor.    Çünkü politikacının kaderinde vardır.  Böylesi yalnızlığa düşmüşlükte asıl “şeref”   siyasi iktidar desteğini de kaybetmişlikte istifa çağrılarına direnmek değil,  istifa etmektir!       Hatta bu istifa fazilettir…    (Misal değildir ama mesela diyelim:  Eğer Ortadoğu ülkelerindeki liderler şimdilerin Beşar Esat’ı da dahil zamanında istifa etselerdi ne kanlar akardı ne de demokrasiye geçişlerde sıkıntılar yaşanırdı.)  

*****

EROĞLU’NUN CANINI SIKANLAR

Geçen hafta iki  “kişi”  hem haftanın gündemine oturdulardı hem de Eroğlu’nun gırtlağına çöktülerdi.  Her ne kadar Sn.  Cumhurbaşkanı bir zamanlar Rahmetlik liderimize,    “Denktaş benim gurguramda kalır”  diyecek kadar kendine  çok güvenen bir politikacı da olsa bu iki olaya canı sıkılmıştı.

Birisi Sn.  Talat’tı.   Eroğlu’nu Kıbrıs’ta görev yapmış üst rütbeli bir subay’la ilişkilendirerek Ergenekon ve Balyoz mahkemelerini KKTC’ye davet ediyordu!   Sn.  Eroğlu’nun cevabı tabi ki  sert olduydu:  “Maskaralık!” 
 Diğeri Kudret Özersay’dı.   Müzakerelerde önce Talat’la çalışmış,  ardından Eroğlu’nun özel temsilcisi olarak ayni göreve devam etmişti…

Bir ara merak edip,  “kimdir bu Özersay ki hem Talat’’la hem de  havadan  bile  nem kapan Eroğlu ile birlikte çalışmak başarısını göstermiştir”  diyerek bir araştırma yapmıştım.  Sonunda Özersay’ı  çok iyi tanıyan kendisi gibi genç bir tanıdığı en doğrusunu söylediydi bana:   “Biz de anlamadık!”

Geçtiğimiz hafta  Pandoranın Kutusu  açıldı ve öğrendik ki  Kudret Özersay,  en azından,  tarafsız değildir.  (zaten olamazdı da mesela hem Talat’la hem Eroğlu ile müzakerelerde çalışacak kadar uyumlu ve anlayışlı bir görevliye başkaca bir nitelemede de bulunamazdık.)

Ancak bir süre  Twitter’de   “Toparlanıyoruz Hareketi”   adlı bir sayfa açınca  Vehbi’nin kerrakesi de anlaşılıverdi.  Eroğlu’nun fena halde canını sıktıydı  ki  “Özersay beni rencide  etti”  diyerek tepkisini gösterdiydi.  Zaten Özersay da özel temsicilik görevinden istifa etti!

Pekala görüşmeler rölantiye alınırken Özersay’ın  “toparlanıyoruz hareketi”  gibi iddialı çıkışı hangi hedefi gözlüyor?   Şimdilik   “birleşik Kıbrıs’ı diyoruz. Demek o da  “birleşme”  sevdalılarından birisiymiş ki sonunda vuslata dayanamayarak harekete geçmiş! 

Tabi eğer  “yuvalardan” birine dönmezse tek başına olsa olsa internetteki sayfası kadar olur ve ona da  “kim okur kim dinler varak’ı mihri vefayı”  denir.     Büyük olasılıkla yakın gelecekte Özersay da kendine bir yuva bulacaktır.  Bu Sn.  Talat’ın yanı da olur CTP ile TDP de.  Göreceğiz…

*****

ŞU GSE A  LEVEL

Geçen hafta Güney’de okuyan öğrencilerin polemik haline getirilen haberlerini izledikti.  Çavuşoğlu vakti zamanında Nimet Çubukçu’ya mektup yazarak yakınmış  Türk öğrencilerin Güney’de okuması yasak olmalıdır falan demiş… 
 Muhalefet için tam da üzerine gidilecek haberdi nitekim mektubu medyaya kim servis etmişse Çavuşoğlu’nu tam iki gözünün arasından vurduydu!

Bizim için olay bu değildi ama:  Çünkü artık bu Güney dediğiniz   “çat kapı komşumuz”  oldu!  Türk-Rum gençleri,  Türk-Rum politikacıları,  Türk-Rum işadamları,  Türk-Rum müşterileri.  Türk Rum kaçakçıları,  Türk-Rum esrar,  kadın,  fuhuş şebekeleri… 

KISACA: Türk-Rum   ikili ilişkileri konusunda ne ararsanız vardır  derde devadan gayrı! 
Eh,  İngiliz okuluna öğrenciler giderse GCE AL sınavlarına katılırsa  ki zaten bunun için gidiyorlar kıyamet mi kopar?  
 Neyse bu sınavlar ve sertifikalar için TC üniversitelerine girişlerde “kabul görmesi” için uğraşmışlar,  başarmışlar.  Eğitim Bakanı Dürüst müjdeyi verdi.  Artık Türkiye’deki 87 üniversiteye GCE AL sertifikaları olan öğrenciler girebilecekler…

FAKATTT!  GCE sınavlarını verip eline  serfitikasını  alan kaç öğrencinin  Türkiye üniversitelerine gideceğini zannedersiniz ki?   Öylesi tercih için Güney’e İngiliz Okuluna gitmeye gerek mi var?     Bizdeki liseler  de yeter TC’deki üniversitelere bizdeki liseler de yetmez mi?  Oysa hedef  İngiltere’deki,  Avrupa’daki üniversitelerdir ki öğrenciler küme küme hem parasal hem de ulaşım ve İngiliz okulundaki  “yabancılık” sorunlarını göze alarak geçmektedirler Güney’e.  Öyle değil mi?            

*****

KOOP-SÜT  SAHİPLERİNİN

Onlar da biz de sendikalar da hep birlikte bağırdık çağırdık.  Koop. sanayi tesislerine çalışanı,  üreticisi,  kısaca kuruluşunu gerçekleştiren  “Kooperatif ruhu” sahip çıksın dedik…

Ve ekledik.  Eğer siz Koop.  tesislerini bile  Başbakanlığa bağlar  Hükümetin çiftlikleri haline getirirseniz dolayısıyle istihdamlarla şişirir, Memur mentalitesi ile çalıştırır,  rekabete katamaz,  üretimine aldırmaz ve gelişmesine sürekli androş koyarsanız,  tabi ki zarar da ederler, batarlar da…

Koop-Süt   özelleştirilmesi  kararından sonunda tornistan edildi tutun ki asli üyelerine devredildi.  Oh ne iyi oldu? 

Şimdi görelim bakalım:  Ne kadar kooperatifçisiniz? Ne kadar iş bilensiniz?  Ve arkanıza aldığınız  toplum desteği ile ne kadar başarılı olacaksınız?  İşte fırsat!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31