CTP-DP ve CTP-ÖRP hükümet dönemlerinde hatırlanacağı üzere Başbakanlığa bağlı bir uyuşturucu birimi vardı ve bu birimden sorumlu kişi de Başbakanlık müsteşarı idi.

Aslında o dönemde de bu birim bir tabela makamından öte gidemedi…

O hükümet dönemlerinde de gençliğin sorunlarına yeteri kadar ilgi gösterilmedi, hele de uyuşturucu konusuna derinliğine inilmedi.

O dönem yapılan çalışmaların iyi niyetli yapıldığından eminiz ama, ya yetkililerin ilgisizliği ya da bu birime yeteri kadar kaynak aktarılmaması, ne yazık ki başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Hatta, dönemin müsteşarı bazı özel kliniklere uyuşturucu bağımlısı gençleri yönlendirmiş, ama sonuçta o hizmeti verenlere paraları ödenmemiş, sonuçta mahkemelik olmuşlardı.

CTP, iktidardan gittikten sonra ilgili birim anında feshedildi.

Ha keşke yeni hükümet iyi ya da kötü böyle bir birimi kapayacağına aksine daha da geliştirse, kaynak aktarsa ve uyuşturucu ile mücadele konusunda önemli mesafeler kat edilseydi.

Ama bizim siyasetçilerdeki, birinin yaptığını bozma hastalığı bir kez daha kendini gösterdi ve ağır aksak işlese de hayati önem taşıyan ve gençlerimizi tehdit eden uyuşturucu konusunda köklü çözümler üretilseydi.

Ama siyasetin, her şeyin önüne geçtiği ülkemizde, toplumun sorunlarından daha çok, partilerin rant kavgası bir kez daha galip geldi ve gelenin de gidenin de aslında birbirinden çok farklı olmadığı bir kez daha görüldü.

Dün hemen bütün gazetelerimizin ön sayfasında vardı;

Liselerde yapılan bir ankette, öğrencilerin yüzde 75’inin alkol kullandığı tespit edilirken, yüzde 6’lık bir kesimin de bonzai denen illet ile haşır neşir olduğu ortaya çıktı.

Hiçbir şey yapılmasa da, bunu en azından bir başlangıç olarak kabul edebiliriz.

Ama, bu açıklamayı yapın Bakan Dürüst’ün, ‘kötü durumda değiliz’ şeklinde vurgu yapması, politikacıların bir kez daha gerçek yüzünü görmemizi sağlamıştır.

Dikkat ediniz ki bu anket sadece lise öğrencileri arasında yapılmıştır ancak herkes bilmektedir ki, sigara ve uyuşturucu kullanma sadece liselilerin değil artık ortaokula gidenlerin de büyük baş belası haline gelmiştir.

Ve durum bu kadar vahimken, ilgili bakan durumun hiç de kötü olmadığını söyleyebiliyorsa, emin olunuz ki bu çalışmalardan hiçbir sonuç alınmayacaktır.

Çünkü, bir sorunu çözmek için öncelikle o sorunun varlığına inanmak gerekmektedir.

Hoş, sadeci siyasi ihtirasını ön planda tutan bir bakandan da daha değişik bir açıklama beklemek biraz saflık olurdu!

Bu anket konusunda aslında üzerinde en fazla düşünülmesi gereken açıklamayı anket şirketinin sahibi sevgili Salih Egemen yapmıştır.

Sigara ve uyuşturucu konusunda bağımlılık oranının bilinmediğini ve bunun da çok zor olduğuna vurgu yapan Egemen’in bu açıklaması bile, hiç gecikilmeden, hatta bugünden itibaren bu konuda bir seferberlik başlatılması gerektiğini, daha fazla gecikildiği taktirde de durumun daha da içler acısı bir hal alacağına işarettir.

Bu sorun, ne bakanlığın, ne hükümetin ne de uyuşturucu ile bir şekilde tanışan gençlerin ya da onların acılı ailelerinin değil, toplumun en öncelikli sorunudur ve bunun çözümü de yine, olaya toplumsal bakış açısı ile mümkündür.

Bakan Dürüst, çok yakınımızdaki Türkiye’nin liselerde yapılan anketlerini incelese, bizdeki durumun vahametini çok daha iyi anlayacaktır.

Çünkü, Türkiye genelinde yapılan anketlerde liselerde sigarı kullanımı yüzde 20 civarındayken, uyuşturucu kullananların oranı da yüzde 3’lerde seyretmekte ama orda hiçbir bakan ya da yetkili, ‘kötü durumda değiliz’ demeyi bir yana bırakın, olayı bir felaket olarak algılamaktadır.

gunun-foto_af_.jpg

MESAJ KUTUSU

Sayın Kemal DÜRÜST, size Türkiye’de liselerde yapılan bir uyuşturucu anketini mail gönderdim bir inceleyin bakalım, bizdeki durum kötü mü değil mi? Lütfen gençler konusunda yapılan araştırmaları incelemeden basının önüne çıkmayın olur mu?

Sayın Sinan BAĞDATLI, DP’nin asıl transfer bombası sizmişsiniz ama ne hikmetse, ne isminiz ne de resminiz kamuoyuna duyurulmamış. Acaba diyoruz, bir Rus iş adamı ile kurduğunuz ortak şirketin bunda payı olabilir mi? Hayırlı işler, bol müşteriler dileriz.

Sayın Hüseyin LİDO, bir bankaya olan 200 bin sterlinlik borcunuzun dört yıl sonra 8 milyon sterline yükseldiğini duyduk. Peki tansiyonunuz kaça yükseldi bizim esas merak ettiğimiz de bu!

Sayın. Oktay KAYALP, dün yağan aşırı yağmurlar sonrasında Gazimağusa’da kanalizasyon için kazılıp kapatılan yollar yine yer yer çöktü çok sayıda vatandaştan şikayet geldi. Bu çalışmalar bitmeden size rahat yok bilesiniz.

Sayın Bulut AKACAN, faiz mağdurları için verdiğiniz mücadeleyi taktirle izliyoruz ama sizin aleyhinize de mesajlar gelmeye başladı bilesiniz. Ha keşke lüks ve şatafatlı bir yaşam yerine daha mütevazi yaşamayı seçseydiniz. Siz anladınız değil mi?

Sayın. Sami DİLEK, KAMU-İŞ olarak Van’daki deprem nedeniyle 20 bin TL’lik bağış üyeleriniz tarafından takdirle karşılandı. Çok sayıda üye kesilen aidat paralarının doğru kullanılmasını takdirle karşılayıp size tebrik mesajı göndermiş.

İrfan Tansel DEMİR,  Dikmen'deki yeni eviniz hayırlı ve uğurlu olsun ama ilk yağmurlarla birlikte evi su başmış diyorlar. Büyük geçmiş olsun, siz dua edin tepede yaşıyorsunuz, eviniz çukurda olsaydı şimdi balık tutuyor olacaktınız.

Sayın Ertan BİRİNCİ, dünkü yoğun yağışlar sizin yeni televizyon binasını da fena etkilemiş ve Lefkoşa’nın ne kadar kanalizasyon suyu varsa, zemin kata dolmuş. Geçmiş olsun bunda da vardır elbette bir hayır. Allah beterinden saklasın.

Sayın Ersin TATAR, 15 Kasım Cumhuriyet bayramı kutlamalarında dün vatandaşın büyük kesimi yine Güney Kıbrıs’a geçti  alışverişini orada yapmayı tercih etti. Özellikle Lefkoşa terk edilmiş kent görünümündeydi. Bakalım bu soruna nasıl bir çare üreteceksiniz?

Sayın Mehmet DEMİRCİ, bazı televizyon programcısı meslektaşlardan şikayetler geliyor. Programlara çıkmam yemini mi ettiniz yoksa? Artık diyoruz şu kabuğunuzu kırsanız fena mı olur yani?

Sayın Sonuç MAYPA, işten atılan sabıkalı bir çalışanınızın kurbanı olduğunuzu açıkladığınız uzunca yazınızı aldık. Geçmiş olsun diyoruz, bir aksilik olmazsa hafta sonu mektubunuzu yayınlayacağız. Hassasiyetinizden dolayı teşekkürler.  

Sayın Alper KÖROĞLU, dün akşamüzeri dükkan önünde mangalı yakmışsınız ve Mağusa’nın ileri gelenlerini toplamışsınız. Sizinki kebap partisi miydi yoksa, bir ateş eylemi de siz mi başlattınız?

Sayın Ramazan KARAKÖSE, ülkenin tanınmış doktorlarından birisi olarak faiz mağduru olup dört gündür cezaevinde olduğunuzu üzüntü ile öğrendik. Ne kadar isyan etseniz haklısınız. Allahlarından bulsunlar inşallah!

Sayın Mehmet ÇAKICI, son günlerde Karpaz’da Erkut Yılmabaşar ve Mahmut Kuş ile birlikte köyleri adım adım gezer olmuşsunuz. Birkaç haftaya kadar büyük transferler olacağı söyleniyor doğru mu?

Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, faiz yasasının çıkarılması için mağdurlara büyük destek verdiğinizi öğrendik. Ancak iki bakan varmış ki Nuh deyip peygamber demiyormuş. Genç bakanlar işin vahametinden habersizler mi yoksa bu işin ardında başka şeyler mi var acaba?

Sayın Ümit ERHAN, Aralık ayında düzenlenecek olan düğün fuarı için yoğun bir tempoyla çalıştığınızı duyduk. Ülkeye çağdaş bir fuarcılık kazandırdığınız için tebrik ediyoruz. Şu anda kimse elinize su bile dökemez.

Sayın Mehmet SAYDAM, K-Pet ihalesinin sonucunu duyunca mutluktan havalara sektiğinizi ve başınızı tavana vurduğunuzu öğrendik. Hayırdır bu kadar sevinç niye böyle?  Yoksa 15 Kasım’ı mı kutluyordunuz?

Sayın Ünal ÜSTEL, İncirli mağarasının ilgili belediyeye devrinden dolayı bölge halkından kutlama mesajlarınız geldi. Ama umarız geri çekilip de belediyeyi bu konuda yalnız bırakmazsınız. Zira önemli bir kaynak aktarmanız gerekiyor mağaraya…

Sayın Cem KAFKAS, çok yakında nikah masasına oturacağınızı duyduk. Geç bile kalmıştınız, şimdiden mutluluk dolu bir evlilik geçirmenizi dileriz. Yaşadığınız aşk umarız size ilham perisi olur ve çok müstesna bestelere imza atarsınız.

Sayın Mehmet DOLMACI, hükümetin okkalı elektrik zammından sonra birliği acil toplantıya çağırdığınızı ve etkili eylemlere başlayacağınızı duyduk. Bu sene ne güzel üç kuruş kar edeceksiniz kursağınızda kaldı değil mi?

Sayın Şener ELCİL, Saray’a hayırlısı olsun kaktüsüne tam 35 TL para vermişsiniz sonra da param gitti diye yakınmışsınız. Yarım trilyonluk eşyaya az bile hediye almışsınız. Bu kadar cimri olmamak lazım değil mi?

 

Günün Fıkrası : Viagranın etkisi 

-Abi bana bir viagra verir misin demiş.
Eczacı vermiş viagrayı.
Genç adam sormuş.
- Kaç para?
- Eczacı 10 TL.
Genç adam 100 TL vermiş .
Eczacı: bozuk yok mu demiş
Genç adam : Yok.
Eczacı: Karşıdaki çerezciden bozdur gel.
Genç adam: Abi çerezci beni tanımaz ki.
Eczacı: Ben buradan işaret ederim bozar paranı demiş.
Genç adam karşıdaki çerezciye gitmiş.
Abi, beni karşı eczacı gönderdi, 100 TL’yi bozacakmışsın, birde 500 TL para vercekmişsin akşam sana geri verecek demiş.
Çerezci başını kaldırıp eczacıya bakmış, karşıdan eczacı başını sallayarak onay vermiş.
Genç adam gelmiş ezcacıya 10 TL’yi vermiş, viagrayı alıp gitmiş.
Akşam üzeri çerezci kasayı kapatmadan gelmiş eczacıya 500 TL’yi alayım demiş... Eczacı şaşırmış.
Ne 500 TL’si demiş.
Çocuğu gönderdin hem 100 TL bozdurdun, hem de 500 TL istedin ya demiş.
Hatta sana baktım onayladın karşıdan.
İşte o an anlamış eczacı başına geleni, vermiş çerezciye 500 TL’yi tabi.

Ertesi gün yaşlı bir amca girmiş eczaneye.

Eczacıya "oğlum ben viagra alacam ama etkileri nasıldır bilgi veriri misin" demiş.
Eczacı "Beybaba, şu kadarını söyleyeyim, dün birisine viagra verdim daha adam kutusunu açmadan hem çerezciyi hem beni ayaküstü becerdi. . .

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31