Türkiye Başbakanı Sayın Erdoğan’ın 20 Temmuz Barış Harekâtı’nın 37. Yılı için KKTC’ye yaptığı iki günlük ziyarette verdiği mesajlar sadece adanın iki yanında değil, Türkiye, AB ve BM’de de ses getirdi.

Türkiye’deki muhalefet partileri Erdoğan’a destek verirken, dış merkezlerde de bu mesajların yapıcı olmadığı konusunda bir fikir birlikteliği var.

Kıbrıs sorunu 1968’lerden buyana müzakere ediliyor.

Her konu didik didik edildi. Her iki tarafın hassasiyetleri, olmazsa olmazları biliniyor.

Bu süreç daha ne kadar sürecek muamma.

Buradaki sorun müzakere süreci devam ederken herhangi bir pazarlık durumu ortaya çıkmadan, gündeme çizgi koymanın ne gibi bir sonuç yaratacağı.

Ayrıca hem Sayın Erdoğan’ın, hem de Dış işleri Bakanı Sayın Davutoğlu’nun tarih işaret eden açıklamaları AB, BM ve de Rum yönetimini, Rum halkını motive etme anlamında bir katkı sağlar mı?

Yoksa işi yokuşa sürüp hem Kıbrıs sorunu hem de Türkiye’nin AB yoluna engel koymak için bulunmaz bir fırsat mı buldular?

Daha öncede söyledim. Uluslar arası bir zemine yerleştirilmiş çözüm modeli ilk öncelik olmalıdır.

Uluslar arası alandan uzak olmanın acısını yıllarca çektik ki hala çekiyoruz.

Sayın Erdoğan’ın “Kıbrıs Cumhuriyeti yoktur. KKTC ve Rum yönetimi vardır” sözleri ve “Güzelyurt ve Maraş KKTC’nindir” açıklamaları çok tartışılıyor.

Bu ülkede yaşayan herkes her anlaşma planında, her müzakere sürecinde bu yerlerin pazarlık konusu yapılmasından rahatsız. 

Fakat bir anlaşma olacaksa Türk tarafının masaya ne koyacağı hangi tavizleri vereceği de bu noktada önem kazanıyor.

Sonuçta Kıbrıs’ta çözüm olacaksa her iki tarafta bazı ödünler verecek.

Bir başka noktada Türk tarafı adına Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu müzakere masasında iken konuyla ilgili ses getiren açıklamalar Sayın Erdoğan’dan geliyor.

Evet, Türkiye taraftır. 

Fakat Kıbrıs’ta iki lider arasındaki süreç devam ediyor.

Üstelik yoğunlaştırılmış.

19 görüşme yapılacak.

19 görüşmenin ilki geçtiğimiz pazartesi günü yapıldı.

Yarın temsilciler ve Cuma günü de liderler tekrardan görüşecek.

Bu görüşmelerde mutlaka Sayın Erdoğan’ın açıklamaları da gündeme gelecek. 

Pazartesi yapılan görüşmede “Yönetim ve Güç Paylaşımı” konusu görüşüldü.

Sayın Cumhurbaşkanı yaptığı açıklamada “Karşılıklı önerilerimizi sunduk ve bu öneriler üzerinde tartışmalar yaptık.

Tam olarak bağlayamadık”.

Yönetim ve Güç Paylaşımı başlığı altındaki bazı konularda tartışıldı. Ve önemli yakınlaşmalar sağlandığı da Sayın Cumhurbaşkanının yaptığı açıklamalardan çıkan sonuçlar.

Bu noktada, KEŞKE Sayın Erdoğan’ın söylediği gibi Kıbrıs’ta iki eşit yönetimin varlığı Ulusal anlamda kabul görse.

Üç kez göç etmiş bu toplum bir daha ayni kaderi yaşamasa.

Böyle bir anlaşmaya kim hayır diyebilir ki?

Bu durumun zorluğunu hatta imkânsızlığını düşünüp, bu çıkışın bir blöf ya da Kıbrıs’la ilgili diğer tarafların içinde bulunduğu zorluktan faydalanılması hamlesi olabileceği ihtimalini de es geçemeyiz.

Belki de bu güne kadar yapılmayanı yapan Sayın Erdoğan, müzakerelerin sonsuza kadar süremeyeceğinin anlaşılması adına ciddi bir adım atmış da olabilir. 

Bu sürecin uzamasından herkes sıkıntılı.

En başta bu coğrafyayı paylaşan insanlar ve özelliklede Kıbrıslı Türkler. 

Geçtiğimiz pazartesi günü bir TV programın da TDP Genel Başkanı Sayın Çakıcı’nın açıklamalarını izledim.

Belli bir bölümünü izleme imkânı bulduğum programda, Sayın Çakıcı Türkiye Başbakanı Sayın Erdoğan’la Kıbrıs ziyareti sırasında yaptıkları görüşmeden notlar aktarıyordu.

Ekonominin zorluğundan, işsizlikten ve genel sorunlardan oluşan toplantı içeriğinden ilginç bir noktayı bu satırlara taşımaya karar verdim.

Ekonomik durumun sıkıntılarını Sayın Erdoğan’a aktaran TDP yönetimi şöyle bir karşılık almış “İki yüz elli bin nüfusunuz var.

İki yüz elli bin kayıtlı aracınız.

Demek ki herkese bir araba düşüyor.

Türkiye de yedi kişiye bir araba düşüyor”.

Sayın Çakıcı bu durumun ölçü olamayacağını Sayın Erdoğan’a anlattıklarını ve şu karşılığı aldıklarını söylüyor “Bunları Başbakanınız söylüyor”.

Gerçekten ilginç bir durum.

Demek ki ülke gerçekleri bilerek veya bilmeyerek yanlış aktarılıyor. 

Siyasi çevrelerden, iş dünyasına, toplumun geneline kadar herkes, Sayın Erdoğan’dan bir şeyler bekliyor.

20 Temmuz ziyaretinde yapılan açıklamalarla beraber Kıbrıs konusunda da bir beklenti hâsıl oldu.

Akıllara gelen soru ise bunca yıldır bu ülkeyi yönetenler neden umut olmaktan çıktı.

Bu sorunun muhatabı olabilecek herkes bu soruyu kendine sormalıdır.

Terör Terördür

İçinde bulunduğumuz haftaya yine üzücü olaylarla girdik.

Türkiye’nin Mardin bölgesinden üç şehit haberi geldi.

Ayni zamanda ülkemizde de trafik terörü boş durmadı.

Trafik kazalarına bağlı olarak hayatını kaybeden ve yaralanan insanlarımızın haberleri yine can yaktı.

On bir aylık bir bebek bir kaza sonucu yaşamını yitirdi.

Hayatını kaybeden insanlarımıza Allahtan rahmet dilerken kederli ailelerine de sabırlar diliyorum. 

Hepimizin başı sağolsun.      

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31