“Sigorta emeklisiyim. 30 yıl çalıştım. Aldığım para 1900 TL, daha önceleri idare ediyordum ama artık yetmiyor. Kendimi bildim bileli Lefke de yaşıyorum. Burada hayat kötüye gidiyor. İnsanlar işyerlerini kapatıyor. Gençler işsizlikle, ilgisizlikle baş başa. Bölgeyle ilgilenen yok. Dükkânlar boş. İş yapmayı düşündüm. Sordum çok iyi bir yerde güzel bir dükkân buldum, kirası da çok uygun 400 TL. Restorancılık yapacaktım. Benimkisi çocuğa yardımcı olmak. Kızım evli. Karı-koca işsizler ev kirasını ödeyemiyorlar. Olmadı. Dükkânın olduğu yerde lağım kuyuları taşıyor. Pislikler sokaklarda böyle yere kim yemek yemeye gelir? Belediyeye gittik yine olmadı. Vazgeçtik ne yaparım bilemiyorum.”

Bu ses kuzey Kıbrıs’ın batısından Lefke’den. İsmin hiç önemi yok. Bu serzeniş memleketin birçok bölgesinden geliyor. İşsizlik, parasızlık, geçim derdi, umutsuzluk, karamsarlık ülkenin üzerinde dolaşan kara bulutlar gibi. Artık bilerek yapılıyor diye düşünmeye başladım. Ben her zaman için Lefke’yi ikinci Karpaz’ımız olarak görüyorum. Sahipsiz, ilgisiz, yapayalnız, kaderine terk edilmiş. Lefke ile ilgili olarak daha önceki bir yazımda hayatımdan bir kesiti anlatmıştım. Rahmetli babacığımın ilk görev yeri Lefke-Gemikonağı bölgesindeki Cengiz Topel Hastanesiydi. Hatta bu bölgeye yerleşmemiz gündeme gelmişti. Fakat olmadı. Üzerinden 35 yıl geçti. Hayatımız başka yerlerde şekillendi. Geride kalan 35 yıla baktığımda Lefke de çok değişti. Açılan Üniversite bölgeyi canlandırmak için bir umuttu. Fakat istenildiği gibi olmadı. Lefke da yaşam ilerleyeceği yerde geriledi. Bu şekilde olan başka yerlerimiz de var ve hepsi de ilgi istiyor. Yatırımı, sahiplenilmeyi bekliyor. Lefke gibi, Karpaz gibi, Akıncılar köyü gibi.

Daha önceleri Lefkoşa’ya yeni bir Hastane yapılabileceği seslendirilmişti. O dönemde de yazmıştım. Böyle bir yatırıma Lefkoşa için gerek yok. Lefkoşa da bu ihtiyacı karşılayacak Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi yanında hem daha küçük ölçekli Hastaneler hem de Yakın Doğu Üniversite Hastanesi gibi dev bir eser var. Güzelyurt ve Lefke bölgesi de insan gücünün, piyasa ürünlerinin öncelikli olarak tercih edileceği, gerçek anlamda yatırım sayılabilecek girişimleri bekliyor. Bu girişimler, yatırımlar devletin gülen yüzünü gösterecek. Bu yatırımlar ne bir şaibe, ne çevresel, ne yaşamsal, ne de sağlıkla ilgili riskler içerecek.

18 AY CEZA

Trafik kazasının yaşanmadığı ülke yok. Ama ulaşımın seçeneksiz olduğu tek ülke her halde KKTC. Trafik kazalarında Avrupa birincisiyiz. Kazalar, kazaları caydırıcı önlemler hep kötü olayların sonrasında konuşulur ve unutulur. Çünkü önlem olabilecek hiçbir fikir üretilmiyor. Üretilen fikirlere de kulak asan yok. Nasıl olsa memleketin her sorununu ve çözüm yollarını sadece Mecliste olan 50 kişi bilmekte. Ve sanki ülkenin tek sorunu siyasi istikrarsızlık. Başka kafa yorulan sorun yok.

Geçtiğimiz yıl trafik kazları ile ünlenen Alayköy- Güzelyurt yolunda bir kaza meydana gelmişti. Hatırlayacaksınız bu yol üzerinde bulunan gece kulüplerinden birinde çalışan bayanları taşıyan minibüs, tek başına kaza yapmıştı. Bu kazada genç bir kadın ölürken iki de ağır yaralı insan vardı. Kazayı yapan şoför tedbirsizlik ve dikkatsizlik neticesi başkasının ölümüne neden olma, sürüş ehliyetsiz araç kullanma, sigorta kapsamaksızın araç kullanma, dikkatsizlik ve sürat suçlarından suçlu bulundu. Suçlu bulundu ama adeta ödüllendirildi. Cezası tam 18 ay hapis. Böyle suçların birleşerek bir insanın canına mal olmasının cezai karşılığı bu mu? Ya vicdanlar. Bu kazada hayatını kaybeden yabancı uyruklu bir kadın değil de, KKTC vatandaşı bir kadın olsaydı bu sessiz kamuoyu, kadın hakları savunucuları yine bu halde olur muydu? Bu ülkede alkollü araç kullanmanın cezası sürüş ehliyetinin 3 ay alınması. Ama ehliyetsiz, sigortasız,sürat yaparak kaza yapmanın ve bir insanın ölümüne sebep olmanın cezası sadece 18 ay. Biri bu mantığı açıklasın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31