Ülkemiz ekonomisini ayakta tutabilmek için pek çok öneri yapılabilir. Yatırımların önü açılmalı ve üretimin arttırılmalı gibi son günlerde gündemi işgal eden konulardan bahsedebiliriz. Fakat bireysel olarak neler yapabileceğimize de bakmamız gerekir. Kapıların açılması ile esnafımızda ekonomik getiri elde edileceğine dair bir beklenti oluştu ve ürün seçeneklerinden mağazalara kadar yenileme yoluna gidildi. Güney Kıbrıs Rum kesiminden gelen turistlerin alışveriş yapacağına dair beslenen umutlar kısa sürede yerini hayal kırıklığına bıraktı. Çünkü beklenen olmuştu, turist gelmişti ama alışveriş yapmak gibi bir eğilim göstermemişti. Dolayısıyla esnaf beklentisine göre yaptığı yatırımların karşılığını alamamıştı. Bu durumla ilgili saatlerce yorum yapılabilir ve nedenleri ile alakalı etkenlere değinilebilir. Bu noktada şunu düşünmek lazım, Rumlar içe ve dışa dönük politikalarını halkın her kesimine nüfuz ettirmeyi nasıl başarıyorlar?

Araştırma yapılmadan Rum kesiminin tutumuyla ilgili gözlem yoluyla bile ulaşabileceğimiz veriler vardır. Öncelikle, Rumlar geçmişlerine, milli duygularına ve dini öğretilerine aşırı derecede bağımlı hareket etmektedir. Her fırsatta Kıbrıslı Türklerin işgalci olduğu ifadesini kullanmakta ve kendi evlerinde rahatsız edildikleri imajını yaratarak duygusal bir akımı oluşturmayı da politika haline getirmişlerdir. Yıllardır bu zihniyetle hareket ederek, gençleri de bu akıma dâhil etmekte başarılı olmuşlardır.  Yunanistan üzerinden geliştirdikleri güçlü lobicilik faaliyetleri ile de uluslararası kamuoyunda da bu politikayı sürdürmektedirler. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içerisinde alışveriş dahi yapmak Rumlar için Kıbrıslı Türklerin güçlenmesi anlamına gelmektedir. Bu nedenle ülkemizde Rumların yok denecek kadar az harcama yaptıklarını rakamsal olarak görülmektedir. Rumlar 2012 yılının ilk üç ayında 56 bin 574 Euro bizim süpermarketlerimizden alışveriş yapmışken, Kıbrıslı Türkler Rum kesimindeki süper marketlerden 2012 yılının ilk üç ayında 880 bin 839 Euro tutarında alışveriş yapmıştır.  Bunun nedeni Rum kesiminde daha kaliteli ya da daha ucuz ürünlerin olması değildir. Aksine aynı ürünler kendi marketlerimizde Rum kesimine oranla daha ucuzdur. Hemen hemen her türlü markaya KKTC’de ulaşmakta hiçbir zorluk yoktur. Toplum olarak fark edemediğimiz şey şu, kendi süper marketlerimizden yaptığımız alış verişler iç piyasayı ayakta tutmaktadır. Neden kendi ekonomimiz yerine Rumların ekonomisine katkı yapmakta ısrarlı davranıyoruz? Kuzey Kıbrıs’tan bir Rum alışveriş dahi yapmış olsa, gümrük kapısında ellerinden alındığını hepimiz biliyoruz. Kendi içimizde birlik beraberliği kurmakta daha fazla gecikmemeliyiz. Bireysel olarak da mücadelemizi devam ettirmeliyiz.

Bakınız Rum Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos, halkına KKTC’de alışveriş yapmayın çağrısında dahi bulunmuştur. Paranın dini imanı yoktur felsefesi maalesef bu bazı ülkeler için geçerli değildir. Ancak Rum tarafında kilise, KKTC ile gelişebilecek herhangi bir ilişkinden duydukları rahatsızlığı dini alet ederek engellemeye çalışmaktadır. Tüm bunlar bizlere ders olmalıdır.  Özellikle ekonomik krizi atlatmaya çalışırken öz kaynaklarımızla kendi ekonomimizi koruyalım. Kendi evinde rahatsız edilen biziz. Yıllardır mücadele veren de biziz. Bunu dünyaya anlatmaya çalışırken davranışlarımızla çelişmemeliyiz. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31