Karakuş Öz yazdı...
Bir sebepten ötürü çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığına yolum düştü. İnanın kendi işim değil, kendim için istediğim bir şey hiç değil. Bir konu hakkında bilgi almak için girdiğim kapıdan , aşağıda yazacağım duygu ve düşünecekler ile çıktım.
Bir devlet kurumunu anlatırken çoğu zaman yapılan işlemleri, verilen hizmetleri, alınan kararları ve yürütülen çalışmaları konuşuruz. Oysa bir kurumun gerçek yüzünü gösteren çok daha önemli bir şey vardırki buna ben şahit oldum. İnsana nasıl davrandığı…
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da vatandaşın hayatına doğrudan dokunan en önemli kurumlardan biri. Çalışanın hakkından sosyal güvenliğe, iş hayatından emeklilik işlemlerine kadar toplumun neredeyse her kesiminin bir şekilde yolu bu kurumdan geçiyor.
Böylesine yoğun bir çalışma alanında, her gün yüzlerce insanın farklı talepleriyle ilgilenmek kolay değil. Her vatandaşın ayrı bir sorunu, ayrı bir beklentisi ve çözülmesini istediği farklı bir meselesi var.
İşte tam da burada personelin yaklaşımı büyük önem taşıyor.
Çalışma Bakanlığı’nda dikkat çeken en güzel şeylerden biri, işini yoğun bir tempoda yürütürken vatandaşla iletişimde güler yüzünü ve nezaketini koruyan personelin varlığı. Bir tebessüm belki küçük bir ayrıntı gibi görülebilir. Ama devlet kapısına bir işi için gelen vatandaş açısından bazen çok büyük anlam taşır.
Çünkü insan, karşısında sadece bir memur görmek istemez. Dinleyen, anlayan, yol gösteren ve elinden geleni yapan bir insan görmek ister. Bazen vatandaşın istediği şey, işleminin aynı gün bitmesinden bile önce, kendisini gerçekten dinleyen birinin olmasıdır.
Çalışma Bakanlığı personelinin ortaya koyduğu yoğun çalışma ve özverinin yanında bu güzel yüzlü, samimi ve çözüm odaklı yaklaşım ayrıca takdiri hak ediyor bence.
Elbette her kurumda olduğu gibi burada da zaman zaman aksayan işler, eleştirilecek noktalar veya daha iyi yapılabilecek uygulamalar olabilir. Bunları konuşmak da vatandaşlık hakkıdır. Ancak eleştirinin yanında doğru yapılanı, emek vereni ve görevini hakkıyla yapanı da söylemek gerekir.
Çünkü sürekli şikâyet etmek kolaydır.
Teşekkür etmek ise vicdan ister.
Bugün bu nedenle özellikle yoğun tempoda çalışan, vatandaşın sorununu dinleyen, yol gösteren ve yüzünden tebessümü eksik etmeyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeline bir teşekkür borcumuz olduğunu düşünüyorum.
Devlet kurumlarının duvarları, masaları ve dosyaları olabilir. Fakat o kurumlara asıl değer katan, o masaların arkasında oturan insanlardır.
Bir vatandaş kapıdan içeri girdiğinde karşısında suratı asık, ilgisiz ve “Git başka yerde sor” diyen bir anlayış değil, “Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim?” diyen bir anlayış görüyorsa, işte orada devletin sıcak yüzünü hisseder. Çalışma Bakanlığı’nda gördüğümüz bu yaklaşımın daha da yaygınlaşmasını diliyorum.
Çünkü kamu hizmeti sadece görev yapmak değildir. Kamu hizmeti, insana dokunmaktır.
Ve bazen o dokunuş, uzun uzun anlatılan hizmetlerden çok daha değerlidir.
Çalışan, üreten, emek veren ve vatandaşın karşısına güzel yüzüyle çıkan herkese selam olsun.
Çalışma Bakanlığı’nda yoğun çalışma kadar, güzel yüzün ve insanı merkeze alan anlayışın da değerli olduğunu unutmamak gerekir.
Emeği geçen herkese teşekkürler.
Çünkü devletin gücü sadece makamında değil, vatandaşına uzattığı elin samimiyetindedir.
KARAKUŞ