“Gayet doğal canım…

Cami varsa imam da olmalı..

İmam yetiştirmek için de meslek liseleri…

Yani ilahiyat…

Bunun laiklikle ne alakası var?

Hem külliye yapılsın diye anavatanımızın bir baskısı olmadı ki…”

***

Evin önünde yaklaşık bir kamyon toprak var, tepe gibi…

Eskiden süs havuzu olan yere doldurmak, orada çiçek sebze yetiştirmek içindi o toprak…

Duruyor birkaç yıldır.

Ev hanımı eşine kızgınlıkla sorar,” Bu toprağı kim indirecek havuza? …

-Biz, dedi adam.

-Biz mi? Diye sordu eşi.

-Evet biz ya…

-Yapamayız ki çok zor…

-Aksine acelemiz yoksa çok kolay…

-Nasıl olacak?

Acelemiz yoksa dedik ya…

İşe önce toprağın üstüne bir kürek saplayarak başla…

Her gün evden çıkarken bir kürek, akşam dönerken bir kürek atalım…

Atılan toprak geri dönmeyeceğine göre, tepe biter, havuz dolar, iyi mi...

Hiç akmayan yoğun trafik gibidir o toprak…

Hiç akmaz gibi görünse de ileriye doğru her tekerlek dönüşü sizi hedefe bir adım yaklaştırır.

Çaktırmadan varırsınız gideceğiniz yere.

Gelelim Talat’ın söylediklerine…

Ofisi var belki de her sabah gider oturur…

Haliyle bir şeyler söylemeli…

Söylüyor da yukarıdaki sözler gibi…

Daha önce de yazmıştım eskiden imam hatip liselerine kimlerin gönderildiğini...

Ortaokul dönemine geçmeden fakir ama başarılı çocuklar tespit edilirlerdi…

Önce sınıf öğretmeni sonra müdür aileye teklif yapardı.

Ailenin aklına yatarsa çocuğu ikna ederler ve okulların açılmasına az zaman kala okuyacağı Türkiye’ye gönderirlerdi.

Yeme, içme, yatma ve ulaşım hep devlette karşılanıyordu.

Oradan mezun çocuk Kıbrıs’a dönerek ya camilerde imam ya da din işleri ile ilgili bir yerlerde görev alırdı.

Nüfusumuz azdı, bugün olduğu gibi.

Nüfusa göre cami sayısı da azdı…

Ve yeterliydi kıt sayıdaki imam hatiplere gönderilen öğrenciler.

Şimdi yerleşikler çok, onlara göre yapılan cami sayıları da fazla…

Sırf onlar camilere gidip karşılarında imam görecekler diye, okullarımızı camilere çevirmek ne kadar mantıklı olabilir…

Ki Talat kalkmış, biz istiyoruz havası yaratarak bizlere bunu lanse ediyor…

Diyeceğim o ki.

Önce sayımızın yüzde biri bile değillerdi…

Bizde ne varsa, koşularımız ne kadar elvermişse onunla yetiniyorlardı…

Sonra çoğaldılar.

Sayıları bizden fazla oldular ve tıpkı İstanbul’a yaptıkları gibi köylerindeki alışkanlıklarını Kıbrıs’ın kuzeyine taşıdılar.

Doğal olarak daha çok cami ve daha çok imam istediler.

Talat da onlara bakarken işin aslını unuttu…

Ve “Cami varsa imam da olmalı” gibi abuk bir laf etti…

Oysa ki o kadar cami olmamalıydı…

 

Günün Karikatürü:

Yama...

1.20120216225818.jpg

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31