Bir süre önce Fransa Cumhurbaşkanı  Sarkozy  din deccallığı yapan üç imamı sınır dışı etmek için harekete geçer.  Nedenlerden birisi Sarkozy’nin Siyonist olduğunu söyleyip yaymaya çalışmalarıdır.  Batı ve Yahudi düşmanlığı üzerine kurulmuş propagandaları dolayısıyle  Fransa Devleti’ne zarar vermektedirler… 

 Bu yasal tedbir   Fransız kamu oyunda olumlu karşılanır ki tam seçim arifesinde    Sarkozy’yi   muhalif  aday karşında hatırı sayılır biçimde öne geçirir.  Ve Bazı azınlıklar dışında  kimseler çıkıp da   “din,  ifade  özgürlüğünden”  söz ederek protestoda  bulunmaz.  Sarkozy’ye ırkçılık  yapıyorsun demez.  Çünkü söz konusu olan  Fransa Devleti’dir.  Kısaca  “yeter ki Fransa zarar görmesin”  üzerine oluşturulmuş bilinçtir.

ŞİMDİ BU BİLİNCE NE DİYECEKSİNİZ:  Sizin söyleyecekleriniz size kalsın.   Biz kendi söyleyeceklerimizi yazalım:                                       

BİR:  Evvel emirde halk  devletine zarar verecek bu  olayı kınarken  “Fransız ulusalcısı”  olduğunun ispatını çakar.

İKİ:  Kendi bünyesinde   din ve inanç özgürlüğü kisvesi altında  devletine zarar verecek hiçbir akıma ödün vermeyeceğini  Sarkozy’yi desteklemekle yansıtır.

ÜÇ:  AB üyesi olmak    “her şeyden önce bir Fransız Devleti”  olmanın önüne geçmemiştir ki  yaşatılan da  işte bu Sarkozy’li milliyetçilikle vatanseverlik olur…

DÖRT: Ve Fransa’da  bu  kavramları açık seçik ortalara serip   “biz Fransızız”  demek ne şövenizm olur ne  de ayıp sayılır…                                                        

GELELİM BİZE:  Nasılsa kafalara sokup meşruiyet kazandırdıkları kanaatler şunlar:

 DEVLET:   Ayrı devleti savunmak  Rum’a karşı ayıptır!   Ha onlar Devlet midir?  Mahzuru  yoktur!  Değil mi ki asırlardır kardeş kardeş birlikte yaşıyorduk ve şimdilerde yeniden  birleşeceğiz! Onlar da vaz geçecekler devletlerinden,  zaten bizdekini tayanıyan yok dolayısıyle    tek devlet olacağız!

MİLLİYETÇİLİK:    Olmak da söylemi de ayıptır! O kadar ki neredeyse  “bakın bakalım var mı Rum’da  “milliyetçi  olan”  diyecekler!  Dolayısıyle bu çağdışı ırkçılıktan vaz geçilecek, Rum halkı ile Kıbrıslılık sevgisinde buluşulacak  dolayısıyle  “neokıbrıslılık”  doğacaktır!

VATAN MI?   Ne dedi Atatürk?   “Hattı müdafaa  yoktur sathı müdafaa vardır.”  Sınırlar kalkacak, Türk Rum halkları Kıbrıs denilen yekpare vatanda birlikte yaşayacak! 

VE  “TÜRK”  MÜ:  Çok ayıp!  Ne demek Türk?  Ne demek Rum?  Bu adada yoktur kardeşim böyle iki ayrı gayrı halk.  Tek devlet vardır. Tek vatan vardır dolayısıyle tek millet vardır o da  “Kıbrıslı milletidir…”

**********

SADECE  ÜZÜLÜYORUZ

Bırakın yanı başımızdaki Rum’u ki Kıbrıs Helendir Helen kalacaktır demektedir… Kaldı ki tarihinde  görülmemiştir.  Bir Rum’un Türk’ün koluna girdiği!  Türk’ün işçisi,  çırağı,  olduğu!.  Türk’le ticari ortaklık kurduğu!  Dilini öğrenip  dinine saygı gösterdiği!   Evine Türk kızı  gelin  götürdüğü….   Vs…

Fakat çok çok görülmüştür:  Türk’ün Rum’un çırağı,  işçisi,  komisyoncusu,  kulu kölesi olduğu!  Türk’ün Rum’un koluna girdiği,  düştüğünde kaldırdığı,  yerlere kadar eğilerek selamladığı!  Çok ama çok görülmüştür, Türk’ün Rum patronlarına sadakatla hizmet ettiği!  Rumca öğrenip çatır çatır Rumca konuştuğu!   Ve Çok görülmüştür,  Türk erkeklerinin Rum kızları ile evlendiği.   Vs…

ÜZÜLÜYORUZ: Sadece bir tek nedenden dolayı. Ne  “Rumluk ne Türklük meselesi değildir bizimkisi.”   Bu adada en az Rum kadar yaşama hakkına sahip olmamız meselesidir.  (Ki bu sorun ayni kandan candan gelen ulusların kendi içlerindeki sınıfsal farklılıklardan dolayı  bile vardır. Yani ırkçılık değildir savunulan.) İkinci sınıf değil,  birinci sınıf Kıbrıslı Türkler olarak  yaşamak isteğidir bizimkisi.   Bunu anlamadığınız için   için üzülüyoruz! 

*********

VE YİNE DAĞITTINIZ!

Vakti zamanında ortalarda fizibilite raporları yokken  en basit plan programdan yoksunluk söz konusu iken yine   “Turizm amaçlı”  düşük faizli krediler verilir bu kredileri alanlar turizm tesisleri değil,  kendilerine villa niyetine evler yapar,  yahut turizmle ilgisi olmayan işyerleri açarlardı… Ve tabi hep gitti gider olurdu TC’nin paracıkları!

Baktık yine ayni hastalık depreşmiş:  Turizm amaçlı yatırımlar için 3 milyon TL   19 kişiye üleştirilmiş. Böldük,  her birine 157 bin TL düşüyor!  Yani Turizm yatırımları için çerez parası bile değil.  Oysa üç beş büyük yatırıma kanalize edilse bu paralar daha yararlı olmaz mıydı?

VE HAYVANCILAR:  Devlet Hayvan başına üleşecekleri 4 milyon TL’yi emirlerine amade kıldı.  Her halde  artık Ercan’ın genişletimesi için yapılacak istimlâka,  otlaklarının az biraz ötelere kaydırılmasına karşı çıkmayacaklardır çünkü amaç hasıl olmuştur!      

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31