Adamla uçakta yan yana oturdular.

Oturan yakınım…

İzmir’den İstanbul’a uçuyordu.

Yakınımın Kıbrıslı olduğunu anlayan adam direk muhabbete girdi.

“Cratos’un yanında bir arsa var” dedi, cebinden harita çıkarttı.

Haritada ilgilendiği arsanın yerini gösterdi.

“İşte burası” dedi.

Devlet arazisiymiş orası, bedavadan alacakmış.

Turizm işi yapacakmış.

Otel düşünüyormuş.

Ayrıca balık üretimi yapıp balıkçılığa girecekmiş.

Bizimki bakıyor, dinliyor, bir şey söylemiyor…

Turizm bakanlığından onay çıktı, şimdi bana verilmesini bekliyorum.

Tuhaf çelişkiler dünyasında yaşıyoruz.

Bunun farkındayız.

Farkında değilmişiz gibi davranıyoruz.

Bir tarafta yıkılmış, delinmiş, ormanları yakılmış dağlarımız.

Diğer tarafta apartman doldurulmuş Mersarya Ovamız, Girne’miz, Lefkoşa’mız .

Bunlar dururken havamızın güzelliği ile övünüyoruz.

Bir tarafta kirletilmiş, halka kapatılmış denizlerimiz…

Diğer tarafta olmayan deniz ürünleri ile gurur duymamız.

Neyse diyelim başka bir çelişkiye geçelim.

Adam kendi ülkesi Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bayrağını astı.

Gurur duydu…

Gurur duyduk.

Onu, “sahte devletin bayrağı, nasıl asarsın” dediler Türk polisine yakalattılar. Türkiye polisi mahkemeye çıkarttı.

Adam AB toprağı diye geldiği bu yerde rahat dolaşmak, belki AB’ye gitmek için Kıbrıs Cumhuriyeti’nin pasaportunun sahtesini temin etti.

Aynı Türkiye polisi Kıbrıs Cumhuriyeti’nin pasaportunun sahtesini taşıyor diye onu tutukladı, mahkemeye çıkarttı.

Bir tarafta Kıbrıs Cumhuriyeti’ne sahte devlet deyip bayrağına saygı duymayanlar.

Diğer tarafta elindeki sahte KC pasaportuna sahte bu diyerek KC’nin gerçekliğine vurgu yapanlar.

Bu nasıl çelişkidir?

Ya KC sahtedir, sahtenin sahte pasaportu olmaz demeliydiler…

Ya da KC gerçek ise bayrağının önünde saygı duruşunda durmalıydılar.

Örnekleri çoğaltabilirim.

Çoğaltmayacağım…

 Siz de düşünün, etrafınıza bakın, çok göreceksiniz.

Çelişkiler içinde yaşadığımız bu yerde, çelişkilerle yaşamayı yaşam biçimi görürsek, başımıza çıkarlar.

Adam İzmirli.

İzmir’de lalettayin bir işi var.

Ne alakası varsa gelmiş, Kıbrıs’ta yani bize ait topraklarda devletin malı diye sadece bir dilekçe ile denize sıfır arsa talep etmiş.

Turizm bakan da onay vermiş.

Ve bu adam muhtemelen bize diye gönderilen paralarla işi bitirecek.

Diyeceğim o ki…

Hasbelkader bu topraklarda bulunuyoruz.

Hasbelkader burada yaşamak zorundayız.

Ve hasbelkader bu kadar çelişkiyi hem görüp hem de bir şey yapmıyoruz…

Başımıza ne gelirse müstahakkımızdır be annem?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31