Lefkoşa Türk Belediyesi’nin geldiği son nokta içinbden çıkılmaz bir hal aldı. Hükümet önceleri müdahil olup bazı sözler verdiyse de baktı ki bu işin çözümü kolay olmayacak, Belediyenin sorunlarına karışmıyoruz diye bir açıklama yaptı Başbakan İrsen Küçük. Sanırım en doğrusunu yaptı İrsen bey ancak hala sorun orada çözümsüz duruyor.

Geçtiğimiz hafta CTP-BG Eski Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer, Genç TV’de konuğumdu. BES’in grevini değerlendirmesini istemiştim kendisinden, ilginç ve önemli bir değerlendirme yapmış ve Cemal Başkanın bugünkü hallere düşmesini en başa, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun Başbakan olduğu döneme bağlamıştı.

O yıllarda yaşanan süreci bir araştırayıp dedim ve bazı güvenilir kaynakalara açtım konuyu. Çok ilginç şeyler öğrendim ve olayları birbirine bağlayınca da oldukça mantıklı olduğunu gördüm.

Cumhurbaşkanlığı seçimleriydi. Cemal başkana ilk borçlandırma yetkisi o zaman Eroğlu’nun ve bakanlar kurulunun desteğiyle sağlandı ve Cemal başkan 10 milyon sterlin bir borçlanmaya gitti. Bunun arkasına başka borçlanmalar izledi. Tabii bu borçlanmalar beraberinde istihdamları da getirdi. Belediyenin mevcut kadrosu bir anda şişti. Hemde olağanüstü bir hızla. Tüm bunlar yaşanırken Cemal Başkan, Demokrat Parti’den ayrılıp UBP’ye katıldı. Bu katılımın ardında Eroğlu’nun Cemal Başkana mevcut borçlarından dolayı baskı yaptığı iddiasını çok duydum.

Cemal Başkanın UBP’li bir belediye başkanı olmasının ardından ve arkasına Eroğlu’nun da tam desteğini almasının ardından ne borçlanmalar durdu ne de işe alımlar. Cemal başkan tüm bunları kötü niyetinden değil , kelime anlamıyla iyi niyetinden ve insanlığından yaptı ama geldiği son nokta malum.

Tabii ki aşılmayacak bir kirizi yok Belediyenin ama Cemal başkanın kelime anlamıyla uzman bir ekonomist kadrosuna ve cesur kararlara ihtiyacı var. LTB’yi çalışması halinde çok para kazanan bir şirket gibi düşünürsek para kazanabilecek bir şirketin batmasını akıllar almaz.

*******************

İMAMLARDAN IŞILAY ARKAN’A DESTEK

İmamların örgütlü bulunduğu sendika Kamu-Sen. İmamların maaş artışıyla ilgili bazı sorunları var ve Kamu-Sen bir süre önce Başbakanlık önünde bir eylem gerçekleştirdi. Işılay Arkan’ı uzun yıllardan beridir tanırım ve Kıbrıs’ta imamlar başta olmak üzere islamiyetin doğru bir şekilde yayılması için ne adar ciddi mücadeleler verdiğini iyi bilirim.Duyduğuma göre hafta sonu birçok imam Işılay Arkan’ın evinin kapısını çalmış bir kısmı da telefoniyen aramış ve yardım talep etmiş.  İmamlar, Kamu-Sen’in sert duruşundan rahatsız ve bu sert duruşun sorunlarını çözemeyeciğini düşünüyorlar. Bundan ötürü Arkan ile ayrı bir görüşme yapmayı tercih etmiş pek çok imam.  

******************

HAYAT BİR ZERDÜŞT GİBİ YAŞANMAZ

Doğuş Derya’ya pazartesi günü için bir yazım olduğunu yazdım dünkü yazımda. Ağır bir yazı yazacağımı sananlar aldandı. Kadının şu anki toplumdaki yerini yazdı Yenidüzenin gaile ekinde.. Yazısına kısmen katılıyorum. Kadına şu an toplumda biçilen görev ya evde oturmak ya da erkekler için oy toplamak. Bu hala etkin ve ağırlıklı bir şekilde devam ediyor. Tüm siyasi partilere baktığınızda bunu etkin bir şekilde görebilirsiniz. Bunu CTP dahi aşamamıştır. Bildiğim kadarıyla TDP’nin kadın kolları ya da örgütü yok, onlar ayrımcılık olarak gördükleri için kadın kolları kurmamışlar. UBP’deki kadın milletvekilleri ya da kadın siyasetçiler için yaptığı eleştirilere cevap olsun nitelikte değil bu yazım ancak Fatma Ekenoğlu’nun Meclis Başkanı olduğu dönemde Başbakan ve Parti Genel Başkanı olan Ferdi Soyer’in yüzüne bakarak ağır meclis tartışmalarına ara verdiğini ve bunun UBP milletvekillerince eleştirildiğini de çok iyi hatırlayanlardanım. Doğuş ne kadar tavsiye alır almaz bilmem ama ben yapmış olayım. Bir aktivist en azından kendini öyle tanımlıyor; mevcut hükümeti veya siyasi kimlikleri eleştirirken mensubu olduğu parti de dahil olmak üzere CTP’de, DP’de ve TDP’dedeki kadına yapıştırılan etiketi görmezden gelmemelidir.

Doğuşa soruyorum üyesi olduğu CTP’nin kadına bakışa UBP’den ne kadar farklıdır, eğer UBP’ninkisi yanlışsa.  Sen aktivist kardeşim bunu eleştirmekte ve değişmesini istemekte haklısın ama hem eleştirdiğin kadın siyasetçiler yanlış kişiler, hem de  tarzın yanlış. Yaşam stilin yazış stiline inanılmaz yansımış. İnsanlar ideallerinde bir militan gibi olmalıdır belkide, başarıya ulaşmak için belki militan gibi olmalıdır ama mesajını verebilmek, anlatabilmek anlaşılabilmesini sağlamak içinde tevazu ve hoş görülü olmalıdır. Hayat sosyalist kitaplarda okuduğun gibi eşitlikçi değil, bunu sanırım öğrenmişsindir bugüne kadar, baksana sen bile insanlara sosyalist hoşgörüde olması gerektiği gibi yaklaşmıyorsun. Ve sevgili doğuş, hayat “bunlar zengin, orda burada gezen bol makyajlı kaka kadınlardır” “biz feministler gibi olmalı herkes, sere serpe yaşamalıyız hayatı, hele bizden de değiller şu çantacılar, yuppii”  mantığıyla da bir şey yapılmaz hayatta.

Ve bu hayat bir Zerdüşt gibi de yaşanmaz.

*********************

BAŞARILI BİR KARADENİZLİ

Kansu Aksu’yu çok uzun zamandır tanıdığımı söyleyemem ama çok çalışkan biri olduğunu gönül rahatlığıyla söyelebilirim. Karadeniz Kültür Derneğinin Lefkoşa temsilciliği görevini Defalarca kez Karadeniz kültür derneğinin etkinliğiyle ilgili çalışırken gördüm kendisini. Zaman zaman benden de destek istedi. Bazı konularda destek vermede geç kalmış olsamda bu mesajı en azından şimdi yazabiliyorum. Üniversite yıllarında Alman asıllı Amerikalı bir hocam vardı. Bana hep zorlamasın derdi. O yıllarda ingilizceyle başım hayli dertteydi. Zorladım ve oldu. Hayatta mücadele etmekten erken vazgeçeriz çoğu zaman halbuki zorlamak lazım. Kansu’yu mücadele eden kimliğiyle tanıdım, eminim iyi yerlere gelecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5