Kıbrıs konusu her zaman hassas ve çok dikkatli yazılıp çizilmesi gereken bir konu olmuştur. Bu konuda söz söyleyen insan sayısı her ne kadar her gün için azalsa da atlatılmaması gereken bir gündem. Hep ilginç bulmuşumdur Kıbrıs konusunun gelişimini; bilir kişi edasıyla değil de salt süreci gözlemleyen biri olarak söyleyecek olursam Talat döneminde Talat’ın zorlaması ancak şanssız Papadopulos dönemi ile sonuca yaklaşmışken yarım kalan görev süresi, bence çözümü geciktirdi. Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun seçilmesinin ardından adeta süreci Sn Eroğlu değil Hristofyas yönetti desek yeridir.

Son aylara gelindiğinde ise sahnede daha aktif bir BM Genel Sekreteri hareketlenmesi gördük. Liderler birbirinin yüzüne bakmazken Moon zorla onların elini tuttu ve “her şey yolunda” mesajı verdi. Evet her şey yolundaydı çünkü bu sürece gerek Ankara gerekse Atina her zamankinden daha aktifti. Yunanistan Başbakanı Papandreu’nun Ocak ayında Erzuruma, Başbakan Erdoğan’ın davetlisi olarak gittiğini orda yaşananları ve İstanbul’daki buluşmaları hep bunları unutuyoruz. Yani liderlerin yanı sıra başka güçlerde bu işin içinde aktif..

 

Neden hep felaket tellallığı yapılıyor?

Bu soruyu ne kadar kendinize sorarsınız bilmem ama ben hep sormuşumdur. Neden beyler, neden hep “olmaz, Rum istemez, zorla nikah olur, hem biz Türk tarafı olarak elimizden geleni yaptık(!!!)” buna benzer laflar duyarsınız bazı köşe yazarlarından ya da siyaset bilimcilerinin bazılarından. Çoğunun kökenine baktığınızda ya Saray’a yakın kalemlerdir ya da Rum topraklarında oturan zenginlerdir bu çevreler. Eeee tabii ki verecekler kamuoyuna “olmaz yahu bir şey”… olmaz değil mi? Olursa sizin malcıkları Urum alacak ya da tazminat ödeyeceksiniz ya da malınızın toprak değeri düşecek. Bu memlekette kırk sene çözüm olmaz değil mi? Olur beyler hem de metazori nasıl olmak üzere, dinleyin bakalım…

 

Davutoğlu’nun ziyareti ve Kapalı Maraş

Elimizdeki net bilgilere göre Türkiye Dışişleri Bakanı Davutoğlu yarın adaya geliyor. Sizce Sn Davutoğlu kahve içmeye mi geliyor?! Tabii ki kahve içmeye geliyor ama bu neyin kahvesi hiç düşündünüz mü? Siz düşünün her şey bir günde yazılmaz.. 19 Temmuzda da Başbakan Erdoğan gelecek. 20 Temmuza mahsus bir geliş bu sanıyorsunuz. Hade birazcık öyle olsun, Kapalı Maraş’ı ne diye ziyaret edecek peki? Kim bilir belki denize girer ne dersiniz?

 

Kapalı Maraş’a karşı direkt uçuş

Son zamanların en popüler siyaset bilimci söylemleri işte bu “MARAŞA KARŞI DİREKT UÇUŞLAR” ve Kapalı Maraş yalnızca Rum değil Türkiye Sermayesine de açılacak. Bunun karşılığında da hava ve deniz limanlarının Uluslararası platforma açılması. “yok canım sende olur mu öyle şey?” demeyin olur. Ercan Havalimanının birkaç ay içinde özelleştirileceğinden ve bu havalimanının ikinci pist eklenerek çok daha geniş bir alana kurgulanacağını bilmiyor musunuz?! Bu ikisini yan yana koyduğunuzda zamanlama açısından örtüşmüyor mu? Türkiye sermayesinin alel acele buraya kaymasını nasıl değerlendiriyorsunuz peki? Haa unutmadan bu sermayenin de AK parti Hükümetine yakın İşadamlarından olmasını ve olası bir antlaşmada Türkiye AB’li olmadan buradaki birçok kurumunun AB’li olacağını hiç düşünmediniz mi?

 

Cenevre’den ne çıkar?

En çok merak edilen sorulardan bir tanesi de bu “Cenevre’den bugün ne çıkacak?”. En çok çıkması muhtemel sonuç nihai bir tarihtir. Kıbrıs konusu kendi başına bırakılmış bir sorun değil. Şu an müdahilleri iş başında ve olumlu ya da olumsuz mutlaka bir sonuç çıkacak. Tabii bu antlaşma olacak anlamına gelmiyor. Umarım lehimize bir antlaşmanın zemini atılır bugün. Ancak ne olursa olsun bugünden itibaren 1 yıl içinde birçok şey kesinleşecek. Çözüm ya da çözümsüzlük ya da alternatif çözüm örneğin ara antlaşmalar gibi. Bu dava bitecek ve KKTC’yi tanıtmak için yollara düşeceğiz safsatalarına da inananlardan değilim. Türkiye’nin AB ile 70 milyar Euro dolayında bir ticareti var. İnanıyor musunuz şimdi Türkiye’nin Kıbrıs’ı ortadan bölmeye kalkıp “tamam kardeşim antlaşma yok hade evinize ben ilhak ettim” diyebileceğine. Hayır dediğinizi duyar gibiyim.

Evet belki çözüme ekonomik olarak çok da hazır değiliz, hatta yeteri kadar ehil siyasetçi de sokamadık meclise ancak üzülerek söylemek zorundayım ki bundan daha kötüsü de herhalde olamaz bu ülkede. Ensemize tokadı basıp elimizdekini alıyorlar ve biz sesimizi çıkarmıyoruz. Olası bir çözümde en azından ülkenin birçok alanına ciddi bir disiplin gelecek. Torpil ve partizanlık yerine kurallar gelecek. Belki çok da hoşumuza gitmeyecek bu ama insanca yaşama adına son bir şans.. Ne İsa’ya ne Musa’ya muhtaç olmadan…

 

**************

 

EL-SEN’in eylemi sembolik mi kalacak?

Ortalık yine hareketleniyor. EL-SEN dün eylemini yapıp Maliye’nin elektriğini kesti. Sendikal Platform da buna destek verdi. Öte yandan Hür-İŞ’de Başbakanlık önünde eylem yaptı. Şimdi benim merak ettiğim şu elektriği kesilen Maliye Bakanlığı’nın elektriği bağlandı mı? Bağlandıysa yine kesenler ya da Onların arkadaşları mı bağladı. Eğer öyleyse El-SEN’in eylemi sembolik kalmadı mı?

 

Atun, Kıb-Tek krizi için ne yapacak?

Bizim memlekette adet haline geldi sorunlarla ilgili genelde iki kişi açıklama yapar. Başbakan İrsen Küçük ve Maliye Bakanı Tatar. Şimdi Devletin Kıb-Tek’e borcu, Bakan Atun’un da Kıb-Tek’e borçları tahsil edin talimatı var. Bir de sürüp gidecek yeni bir krizciği var Hükümetimizin. Çok merak ediyorum bu sorun nasıl aşılacak? Borçları tahsil edin şeklindeki genel talimat Sunat Atun’dan elektrik kesintisine uğrayan da Ersin Tatar. E tabii ortada borçların tahsili var. Hassas bir durum değil mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31