* Bir bayramı daha geride bıraktık. El öpmekle kimin dudağı aşındı ki?..
  
* Fahiş biçimde yükseltilen elektrik ücretleriyle Kurban Bayramı’nda kurban edilen yoksul halk oldu.
  
* Yüzde 20’yi aşan elektrik şokunun kolay atlatılamayacağı kanısındayım. Kolay atlatılabileceğini sananlar ya kafayı yemiş olanlar, ya da şoklardan bile etkilenemeyecek sağlıksız bünyeye sahip olanlardır.
  
* Egemen Bağış dış siyaset konusunda “faturayı KKTC’ye ödetmeyiz” dedi ama, şoklu elektriğin faturasının kimlere ödetileceği belli.
  
* Zam, zam, zam!.. Bütçelerdeki delik, Ozon tabakasındaki delikten beter oluyor.
  
* Orhan Veli halimizin tercümanı: “Cep delik cepken delik / Kevgir misin be kardeşlik.”
  
* Bizim halk, bayramı yine Güney’de kutlayınca, bayram esnafımıza bir kez daha zehir oldu. Bunlar da, cebimizde ve cepkenimizde kendi elimizle açtığımız delikler…
  
* Ceplerdeki ve cepkenlerdeki delikleri izale edecek tamirci aranıyor.
  
* Dövizin yükselmesi nedeniyle alım güçlerinin düştüğünden yakınanlar, dövizli alışveriş için Güney’e koşmakta. Bu nasıl bir paradoks?..
  
* Esnaf, 26 milyon TL’lik kredinin, faiz marifetiyle nasıl 2 buçuk milyar TL olabildiği üzerinde kafa patlatıyor. Olur gardaş olur; burası KKTC… Olmaz olmazların mekanı!..
  
* Telefon kablolarını bile söküp hurdacılara satıyorlar. Ne günlere kaldık!.. Ülkesel iletişimi felç etmek için bunu ancak savaş durumlarında düşman yapar.
  
* Bülent Ecevit ölüm yıldönümünde Türkiye’de çeşitli etkinliklerle anılırken, KKTC’de o bağlamda yaprak bile kımıldamadı. Bizim vefa kültürümüz bu kadar.
  
* Yeni kamu düzenimizde tüm bakanlıklara siyasi danışman atanacak. Sayın bakanların siyasal birikimleri yetersiz mi kalıyor?..
  
* Dimitris Hristofyas takvime karşıydı ama, görüşmeler artık takvime bağlanmış gibi. Tahammülünün yükselmesi için Hristofyas’a bir Pirelli takvimi sunulsun.
  
* Benim tahminim o ki, Pirelli de olsa, mirelli de olsa, bu takvimin sonu da hüsrandır.
  
* Bizim tarafın aşırı iyimserliğine rağmen Hristofyas New York zirvesini “çözümden çok uzağız” diye yorumladı. Galiba biz dereyi görmeden paçaları sıvama huyundan hiç kurtulamayacağız.
  
* Kapalı kapılar arkasında Hristofyas’a baskı yaparak bir çözüm bulunsa da, o çözüm bir sert duvara çarpar. O duvarın adı “referandum.”
  
* “Arap baharı” martavalıyla Arabın çanına ot tıkıyorlar. Uyan ey Arap; sana baharı değil cehennemi yaşatıyorlar!..
  
* Helal şarabın ardından, helal viski de üretildi. Bu alkolsüzler herhalde “şerefe” denerek değil, “helal” denerek tüketilir.
  
* Bu gidişle uyuşturucunun da helali yapılır mı dersiniz? Gidi kapitalizm!..
  
* En tehlikeli deli, deliliğinin farkında olandır. Böyleleri her zaman “ben deliyim” diyerek eyleme geçer.
  
* “Bazıları benim korkunç bir kimse olduğumu düşünür! Hiç bile! Bende bir çocuk kalbi var: Masamda ve bir kavanozun içinde!..” Stephen King (Korku edebiyatının popüler ismi)
  
* Böylesi bir özdeyiş, ancak Stephen King gibi bir korku tacirine yakışır; değil mi ama?..
  
* Aşka dair: Aşk ürkek kuşa benzer, özen ister. Kaçırırsan bir daha yakalayamazsın.
  
* Öğüt: Elektriğe yapılan fahiş zamdan sonra çareyi güneş ve rüzgar enerjisinde arayınız.
  
* Temel’in dünyası: Berdevam sigara içen Temel’e “yahu Temel içme şu zıkkımı, sağlığa zararlı” demişler. Temel de“bana mı zararlı lan; sağlığa zararlı, varsın sağlık düşünsün zararını.” (Teşekkürler Ercan Seymen)
  
* Ve şiir… Mevlana’dan dörtlük: “Ben dostlarımı ne kalbimle, ne aklıma severim / Kalp durur, akıl unutur / Ben dostlarımı ruhumla severim / O ne durur, ne de unutur.” 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31