Sıkma başıyla geldi, durdu, güldü.

Baktım, gözüm ısırıyordu ama kimdi...

-Tanımadın mı?

-Tanıdım ama...

-Ben, (.....) hemşire değil miyim?

Oydu ama normal kıyafetle görmeye alıştığım birini birden öyle görünce doğrusu çıkartamadım.

Özür diledim.

-Merak etme şimdi başımı açarım, görürsün.

İçeri gitti, formasını giydi, başını açtı, geldi.

-Bak, dedi.

Baktım...

Tanıdım o zaman.

-Sen eskiden de mi böyleydin, diye sorunca...

-Birden içimden geldi, dedi...

Birden içimden geldi diyenleri son zamanlarda çok görüyorum.

Çevre baskısı olmalı.

-Yok dedi çevre baskısı hiç olmadı. Kimse bana örtün demedi. Hatta eşim bile...

Görünürde doğru söylüyordu kız.

Ama etrafa bakmak lazım...

Çevre dediğimiz ağaç, ot, çimen değil herhalde.

Yaşayanlarla birliktedir çevre.

Mesela işlerin kötüye gittiği bandabuliyaya gidip bakın.

Adamlar oturuyorlar.

Kira verenler kiralarını çıkartamıyorlar.

Ama umuttur diye oturmaya devam ediyorlar.

Çünkü eski canlılığı var...

Beklemek lazım...

Çevrelerine güveniyorlar.

Diyorlar ki, çevrede birçok insan var.

İhtiyaçları olacaktır, ille geleceklerdir.

Oysa çevrede insan kadar AVM’ler de var.

Komşun AVM’den alışveriş yapıyorsa ondan kalır yanın yoktur elbet, sen de o arabacıkları sürüp 

dolduracaksın.

Sonra elinde poşetlerle arabandan eve yöneleceksin.

Eskiden var mıydı böyle eve gelmek?

Çevre meselesi önemli

Sırf çok görünsünler diye çarşaf giydirip lüks semtlerde dolaştırılanlar var.

Bir gün bakarsın üç kişi...

Ertesi gün beş olmuşlar.

Bir yıl sonra dolaşanların arasındaki oranları, yarıya gelmiş.

Ve bakarsın, “içinden örtünmek” geçmiş.

Bilmek lazım.

Tehlikenin nereden geldiğini sezinlemek...

Ve söylemek.

Diyeceksiniz ki adam sana ne yaptı da böyle eleştiriyorsun?

Diyecekler ki bilmiyor musun ki zaten çözüm istemiyor?

Biliyoruz.

Bilmek ayrı söylememek ayrı...

Sayın Eroğlu’nun sarayda her gün kabulleri var.

Festivallere gittiği zamanları var...

Açılışlarda...

Ve tebriklerde...

Neredeyse, orada konuşuyor.

Haliyle basın karşısında.

Hep de aynı şeyleri söylüyor.

Ki duyanlar, inanmasa bile bir gün içlerine doğsun ki onun dedikleri olacak.

En son ne söylemiş bakalım.

Geçenlerde Midyatlıları kabul etmişti.

Onlara, “Anlaşma olursa tüm KKTC’liler yeni devletin vatandaşı olacaklar” dedi.

Bu da bir tür çevre baskısı...

Yazmazsak duyanlar gerçek sanacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31